İcra, ceza, aile, iş, kira, tüketici, kat mülkiyeti, ticaret ve fikri-sınai mülkiyet hukukunda sık karşılaşılan terimlerin yürürlükteki mevzuata dayalı kısa tanımları.
Acente, bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi ya da bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen bağımsız kişidir. İşletmeye bağlı çalışan sıfatı taşımaz. Sözleşme sona erdiğinde, kazandırdığı müşteri çevresinden işletmenin yararlanmaya devam etmesi hâlinde acente denkleştirme talebinde bulunabilir.
6102 sayılı TTK m.102 ve m.122Acentelik Sözleşmesi ›Aciz vesikası, haciz yoluyla yapılan takipte alacaklının alacağını tamamen tahsil edemediğini gösteren ve icra dairesince düzenlenen belgeyi ifade eder. Belgede yazılı alacak için faiz istenemez ve bu borç, belgenin düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alacaklı bir yıl içinde yeniden takibe geçerse borçluya yeni ödeme emri tebliğine gerek kalmaz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.143Aciz Vesikası ›Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin bulunduğu hâllerde şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine bir ya da birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Yurt dışına çıkış yasağı, adlî makamlara başvurma, konutu terk etmeme ve elektronik izleme uygulanabilecek tedbirler arasındadır. Yükümlülüklere uyulmaması hâlinde tutuklama kararı verilebilir; karara itiraz yolu açıktır.
5271 sayılı CMK m.109-111Tutuklama ve Adli Kontrol ›Adli sicil, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin bilgilerin kaydedildiği resmî kayıt sistemidir. Cezanın infazının tamamlanması gibi hâllerde kayıt silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kayıtları da kanunda öngörülen sürelerin geçmesiyle tamamen silinir. Fiilin suç olmaktan çıkarılması yahut yargılamanın yenilenmesi sonucu beraat gibi hâllerde kayıtlar talep aranmaksızın silinir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4, m.9 ve m.12Adli Sicil ve Arşiv Kaydının Silinmesi ›Aidat, kat maliklerinin anagayrimenkulün yönetimi, korunması, bakımı ve ortak tesislerin işletilmesi için ödedikleri düzenli katkı payını ifade eder. Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri ile bunlara ait avansa kat malikleri eşit olarak, diğer ortak giderlere ise arsa payları oranında katılır. Bağımsız bölümde oturan kiracı da ödemekle yükümlü olduğu kira tutarıyla sınırlı olarak müteselsilen sorumludur.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.20 ve m.22Ortak Gider ve Aidat Davası ›Aile konutu şerhi, ailenin birlikte yaşadığı konutun maliki olmayan eşin talebiyle tapu kütüğüne işlenen kaydı ifade eder. Şerh sayesinde malik eş, diğer eşin açık rızası olmadan konutu devredemez, konut üzerindeki hakları sınırlayamaz veya konuta ilişkin kira sözleşmesini feshedemez. Şerh, tapu müdürlüğünden istenir ve üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını güçleştirir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.194Aile Konutu Şerhi ›Alt işveren, bir işverenden işyerinde yürüttüğü yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektiren işleri üstlenip kendi işçilerini bu işte çalıştıran işvereni ifade eder. Alt işveren, kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle bildirimde bulunmak zorundadır. Asıl işverenin işçileri alt işverene devredilerek hakları kısıtlanamaz ve daha önce çalışan kişi alt işveren gösterilemez.
4857 sayılı İş Kanunu m.2 ve m.3Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisi ›Alt kira, kiracının kiralananın tamamını veya bir bölümünü üçüncü bir kişiye kiralamasını ifade eder. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça kiralananı başkasına kiralayamaz ve kullanım hakkını devredemez. Alt kiracının kiralananı sözleşmeye aykırı biçimde kullanması hâlinde kiracı kiraya verene karşı sorumlu olur; kiraya veren haklarını doğrudan alt kiracıya karşı da ileri sürebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.322Alt Kira ve Kullanım Hakkının Devri ›Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından yalnızca malvarlığıyla sorumlu bulunan sermaye şirketidir. Pay sahipleri şirkete karşı sadece taahhüt ettikleri sermaye payını ödemekle yükümlüdür. Şirket tek pay sahibiyle de kurulabilir; zorunlu organları genel kurul ile yönetim kuruludur ve kuruluş, esas sözleşmenin ticaret siciline tescili ile tamamlanır.
6102 sayılı TTK m.329 ve m.335Anonim Şirket Kuruluşu ›Arsa payı, anagayrimenkulün arsasının bağımsız bölümlere özgülenen ortak mülkiyet payını ifade eder. Paylar, bağımsız bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı biçimde belirlenir. Arsa payı, kat mülkiyetinden ya da kat irtifakından ayrı olarak devredilemez; oranların değere aykırı belirlenmesi hâlinde arsa payının düzeltilmesi davası açılabilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.3Arsa Payının Düzeltilmesi Davası ›Artık değer, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktarı ifade eder. Hesaba eklenecek değerler ile denkleştirme sonucu elde edilen tutarlar da toplama dâhil edilir; değer eksilmesi göz önüne alınmaz. Mal rejiminin tasfiyesinde her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahip olur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.231Edinilmiş Mallara Katılma Alacağının Hesabı ›Asıl işveren, kendi işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerini ya da uzmanlık gerektiren bölüm işlerini başka bir işverene veren işvereni ifade eder. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden veya toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Bu sorumluluk işçi alacakları bakımından önemli bir güvence sağlar.
4857 sayılı İş Kanunu m.2Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisi ›Aval, kambiyo senedinde yer alan bedelin ödenmesinin tamamen veya kısmen teminat altına alınmasını ifade eder. Teminat, senetle ilgisi olmayan üçüncü bir kişi tarafından verilebileceği gibi senette imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir. Aval veren, kimin için verilmişse onunla aynı şekilde sorumlu olur ve bu sorumluluk bağımsız niteliktedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.700Poliçede Kabul ve Aval ›Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen sürede başlamaması veya taraflarca kararlaştırılan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmeti ifade eder. Sağlayıcının bildirdiği ya da reklamlarında yer alan nitelikleri taşımayan hizmetler de ayıplı sayılır. Tüketici; hizmetin yeniden görülmesi, ayıp oranında bedelden indirim, ücretsiz onarım veya sözleşmeden dönme haklarından birini seçebilir ve ayrıca tazminat isteyebilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.13-15Ayıplı Hizmet ve Tüketici Hakları ›Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılan örnek ya da modele uygun olmayan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan malı ifade eder. Ambalajında, etiketinde, kılavuzunda ya da reklamlarında belirtilen nitelikleri taşımayan mallar da ayıplı sayılır. Tüketici sözleşmeden dönme, bedelde indirim, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi seçimlik haklarından birini kullanabilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.8-11Ayıplı Mal ve Tüketici Hakem Heyeti Başvurusu ›Ayıptan sorumlulukta zamanaşımı, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile satıcının sorumluluğunun tabi olduğu süreyi ifade eder. Malın teslim tarihinden itibaren iki yıl, konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda ise beş yıl uygulanır. İkinci el satışlarda süre bir yıldan, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda üç yıldan az olamaz. Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.12 ve m.16Ayıplı Maldan Sorumlulukta Zamanaşımı ›Babalık davası, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını sağlayan davayı ifade eder. Davayı ana ve çocuk açabilir; dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına yöneltilir ve Cumhuriyet savcısı ile Hazineye ihbar edilir. Ananın dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl geçmekle düşer, ancak gecikmeyi haklı kılan sebep varsa süre bu sebebin ortadan kalkmasından sonra işlemeye başlar.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.301-303Babalık Davası ›Bağlı kredi, tüketici kredisinin yalnızca belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu kredi türünü ifade eder. Malın hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi hâlinde tüketici, kanunda sayılan seçimlik haklarını kredi verene karşı da kullanabilir. Kredi veren bu durumda satıcıyla birlikte sorumlu olur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.30Bağlı Kredi ve Tüketicinin Hakları ›Bono, düzenleyenin belirli bir tutarı kayıtsız şartsız ödeme vaadini içeren kambiyo senedidir. Senet metninde bono veya emre yazılı senet ibaresi, kayıtsız şartsız ödeme vaadi, lehtar, düzenleme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bono ciro yoluyla devredilir ve alacaklıya kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapma imkânı sağlar.
6102 sayılı TTK m.776 ve m.778Bonoda Ciro ve Devir ›Borca itiraz, ödeme emrini alan borçlunun borcun bulunmadığını, ödendiğini yahut zamanaşımına uğradığını ileri sürerek takibe karşı koymasıdır. İlamsız takipte itiraz, tebliğden itibaren kanuni süre içinde icra dairesine bildirilir ve takip kendiliğinden durur. Kambiyo senetlerine özgü takipte ise itiraz icra mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz.
2004 sayılı İİK m.62 ve m.168-169Borca ve İmzaya İtiraz ›Cari hesap sözleşmesi, iki kişinin herhangi bir ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkan bakiyeyi isteyebileceklerine dair sözleşmedir. Geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Hesap devresi sonunda çıkarılan bakiye kabul edilince tek bir alacak doğar ve bu tarihten itibaren faiz işletilebilir.
6102 sayılı TTK m.89 ve m.90Cari Hesap Sözleşmesi ve Mutabakat ›Cayma hakkı, tüketicinin belirli sözleşme türlerinde gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden tek taraflı dönebilmesini ifade eder. Mesafeli ve iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde süre on dört gün, taksitle satışta yedi gündür. Bildirimin süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Tüketicinin cayma hakkı konusunda bilgilendirildiğini ispat yükü satıcı ya da sağlayıcıya aittir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.18, m.47 ve m.48Cayma Hakkı Süresi ve Kullanımı ›Ceza zamanaşımı, kesinleşen mahkûmiyet hükmünün kanunda belirlenen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde cezanın infaz edilememesi sonucunu doğuran süredir. Süreler, hükmolunan cezanın türü ve ağırlığına göre değişir ve hükmün kesinleştiği ya da infazın kesintiye uğradığı tarihten işlemeye başlar. Zamanaşımı, mahkûmun yakalanması gibi hâllerde kesilir ve süre yeniden işlemeye başlar.
5237 sayılı TCK m.68-71Dava ve Ceza Zamanaşımı Süreleri ›Ciro, emre yazılı bir kıymetli evrakın senedin arkasına veya alonj denilen eke yazılan beyan ve imzayla devredilmesini ifade eder. Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir; kısmi ciro geçersizdir. Lehine ciro yapılan kişinin gösterilmediği cirolara beyaz ciro denir. Ciro; devir, teminat ve teşhis işlevlerini birlikte taşır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.682 ve devamıBonoda Ciro ve Devir ›Coğrafi işaret, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökeninin bulunduğu yöre, alan, bölge ya da ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir. Tüm üretim aşamaları belirlenen alanda gerçekleşiyorsa menşe adı, en az bir aşaması gerçekleşiyorsa mahreç işareti olarak tescil edilir. Hak tek kişiye değil, şartlara uyan tüm üreticilere kullanım imkânı verir.
6769 sayılı SMK m.34 ve m.36Coğrafi İşaret Tescili ›Çek, bir bankaya hitaben düzenlenen ve kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi emrini içeren kambiyo senedidir. Görüldüğünde ödenir; vade konulması hâlinde bu kayıt yazılmamış sayılır. Kanunda öngörülen ibraz süresi içinde muhatap bankaya sunulması gerekir. Karşılıksız çıkması hâlinde hamil, kambiyo takibi yapabileceği gibi Çek Kanunu kapsamında şikâyet yoluna da başvurabilir.
6102 sayılı TTK m.780 vd. ve 5941 sayılı Çek KanunuÇekte İbraz Süreleri ›Çoğaltma, eserin aslından veya işlenmesinden herhangi bir şekil ya da yöntemle kısmen veya tamamen nüshalarının çıkarılmasıdır. Dijital ortamda kayıt ve depolama da çoğaltma sayılır. Bu yetki münhasıran eser sahibine aittir. Kâr amacı gütmeksizin yapılan şahsen kullanma amaçlı çoğaltma kanunda istisna olarak düzenlenmişse de bu istisna eserden normal yararlanmayı engelleyecek biçimde uygulanamaz.
5846 sayılı FSEK m.22 ve m.38Çoğaltma ve Yayma Hakkı ›Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle kamu davasının açılamaması ya da açılmışsa düşmesi sonucunu doğuran süredir. Süreler, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Soruşturma ve kovuşturma işlemleriyle kesilebilir, bazı hâllerde durur. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapsi gerektiren belirli suçlarda zamanaşımı işlemez.
5237 sayılı TCK m.66-67Dava ve Ceza Zamanaşımı Süreleri ›Denetçi, yöneticinin hesaplarını ve işlemlerini denetlemek üzere kat malikleri kurulunca sayı ve arsa payı çoğunluğuyla seçilen kişiyi ifade eder. Denetim işi üç kişilik bir denetim kuruluna da verilebilir. Yönetim planında zaman belirtilmemişse denetim her üç ayda bir yapılır; haklı sebep varsa her zaman denetlenebilir. Denetçi, hazırladığı raporu ve kurulu ilgilendiren önemli hususları kat maliklerine bildirmekle yükümlüdür.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.41Kat Mülkiyetinde Denetçi Seçimi ›Denkleştirme, bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçlarının edinilmiş mallardan ya da edinilmiş mallara ilişkin borçlarının kişisel mallardan ödenmiş olması hâlinde, tasfiye sırasında mal kesimleri arasında yapılan hesaplaşmayı ifade eder. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Denkleştirme, artık değerin doğru belirlenmesini sağlar.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.230Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve Denkleştirme ›Denkleştirme çalışması, tarafların anlaşmasıyla haftalık normal çalışma süresinin işyerinde haftanın günlerine farklı biçimde dağıtılmasını ifade eder. Bu hâlde iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık süreyi aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya, turizm sektöründe altı aya kadar artırılabilir. Ortalama aşılmadıkça bazı haftalarda kırk beş saati geçen çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
4857 sayılı İş Kanunu m.63 ve m.41Denkleştirme Esasıyla Çalışma ›Depozito, kiracının sözleşmeden doğan borçlarını güvence altına almak amacıyla kiraya verene bıraktığı güvence bedelini ifade eder. Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence, üç aylık kira bedelini aşamaz. Para olarak verilmişse kiracı adına vadeli tasarruf hesabına yatırılır ve banka, kiraya verenin onayı ya da kesinleşmiş mahkeme kararı olmadıkça parayı geri veremez. Kira ilişkisi sona erdiğinde iade edilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.342Kira Güvence (Depozito) Bedelinin Sınırı ›Derleme eser, birden çok eserin ya da verinin belli bir amaca göre ve özgün bir seçme ve düzenleme sonucu bir araya getirilmesiyle oluşan fikir ürününü ifade eder. Ansiklopediler, antolojiler ve içeriği özgün biçimde düzenlenmiş veri tabanları buna örnektir. Derlemenin sahibi, asıl eser sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla onu derleyen kişidir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.6İşleme ve Derleme Eserler ›Değer artış payı, eşlerden birinin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde doğan alacağı ifade eder. Alacak, katkı oranına göre ve malın tasfiye anındaki değeri esas alınarak hesaplanır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri dikkate alınır. Eşler yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya oranı değiştirebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.227Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı ›Edinilmiş mal, eşlerden birinin edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerlerini ifade eder. Çalışmanın karşılığı olan kazançlar, sosyal güvenlik ödemeleri, kişisel malların gelirleri ve bunların yerine geçen değerler bu kapsamdadır. Rejim sona erdiğinde her eş, diğerinin edinilmiş mallarından doğan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduğundan, malın hangi kesime girdiği tasfiyede belirleyici olur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.219Mal Rejimi ve Edinilmiş Mallara Katılma ›Eklenti, bir bağımsız bölümün dışında olup doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş kömürlük, su deposu, garaj, sayaç yuvası ve benzeri yerleri ifade eder. Eklenti, ait olduğu bağımsız bölümün bütünleyici parçası sayılır ve o bölümün maliki eklentinin de tek başına maliki olur. Bağımsız bölümün devri, kayıtlanması veya kiralanması hâlinde eklentiler de kendiliğinden devredilmiş ya da kiralanmış sayılır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.2 ve m.6Eklenti ve Müştemilat ›Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri kategorilerinden birine giren her türlü fikir ve sanat ürünüdür. Koruma için tescil şartı aranmaz; eser meydana getirildiği anda kendiliğinden korunur. Salt fikirler değil, fikrin özgün biçimde dışa vurulmuş hâli korunur. Bu şartları taşımayan ürünler eser sayılmaz.
5846 sayılı FSEK m.1/B ve m.2-6Eser Türleri ve FSEK Kapsamı ›Eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir. Manevi ve mali haklar, doğumundan itibaren eser sahibine aittir. Yayımlanmış eserde ya da eser nüshalarında adı yer alan kişi, aksi ispat edilinceye kadar eser sahibi sayılır. Eserin birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi hâlinde, ayrılmaz bir bütün oluşup oluşmamasına göre iştirak veya müşterek eser sahipliği söz konusu olur.
5846 sayılı FSEK m.8, m.9-11Eser Sahipliği Karinesi ›Etkin pişmanlık, suç tamamlandıktan sonra failin pişmanlık göstererek zararı gidermesi ya da soruşturmaya yardım etmesi hâlinde cezada indirim yapılmasını sağlayan kurumdur. Malvarlığına karşı suçlarda zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi aranır; indirim oranı, giderimin kovuşturma başlamadan önce ya da sonra yapılmasına göre değişir. Uygulanabilmesi için kanunda özel hüküm bulunmalıdır.
5237 sayılı TCK m.168Malvarlığı Suçlarında Etkin Pişmanlık ›Evlat edinme, mahkeme kararıyla evlatlık ilişkisi kurularak çocuk ile evlat edinen arasında soybağı bağı yaratılmasını ifade eder. Küçüğün evlat edinilmesi, evlat edinen tarafından en az bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması ile işlemin küçüğün yararına bulunması koşullarına bağlıdır. Eşler ancak birlikte evlat edinebilir; evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.305-315Evlat Edinme ›Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek ölçüde birliğin bozulmuş olmasını ifade eder ve uygulamada en sık başvurulan genel boşanma sebebidir. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Kusur karşılaştırması tazminat ve nafakayı da etkiler.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166Çekişmeli Boşanma Davası ›Faydalı model, yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşlara verilen ve patente göre daha kısa süreli koruma sağlayan belgedir. Buluş basamağı şartı aranmadığından tescil süreci genellikle daha kısadır. Usuller ile bu usuller sonucu elde edilen ürünler, kimyasal ve biyolojik maddeler ile eczacılıkla ilgili buluşlar faydalı model korumasından yararlanamaz. Koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır.
6769 sayılı SMK m.142 ve m.147Faydalı Model Nedir? ›Fazla mesai, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmaları ifade eder. Her fazla saat için ödenecek ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesiyle bulunur. İşçi dilerse bu çalışma karşılığında zamlı ücret yerine serbest zaman kullanabilir. Fazla çalışma için işçinin onayı alınmalıdır ve yılda iki yüz yetmiş saatlik sınır aşılamaz.
4857 sayılı İş Kanunu m.41Fazla Mesai Ücreti Alacağı ›Fonogram yapımcısı, bir icra ürünü olan veya diğer seslerin ilk tespitini gerçekleştiren gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder. Eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra tespitin çoğaltılması, dağıtılması, satılması ve kiralanması konularında izin verme veya yasaklama hakkına sahip olur. Bu haklar bağlantılı haklar kapsamında korunur.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.80Fonogram Yapımcısının Hakları ›Gaiplik, ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da kendisinden uzun zamandır haber alınamayan kişinin ölmüş sayılmasına mahkemece karar verilmesini ifade eder. Karar istenebilmesi için ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl ya da son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmiş olmalıdır. Mahkeme ilanla bilgi çağrısı yapar; sonuç alınamazsa gaipliğe hükmeder ve ölüme bağlı haklar kullanılabilir hâle gelir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.32-35Gaiplik Kararı ›Garanti belgesi, üretici ve ithalatçıların tüketiciye yönelik ürettikleri veya ithal ettikleri mallar için düzenlemek zorunda oldukları belgeyi ifade eder. Belgenin tamamlanarak tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcıya aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden başlamak üzere asgari iki yıldır; bazı malların şartları Bakanlıkça farklı ölçü birimiyle belirlenebilir. Garanti kapsamındaki onarım süresince geçen zaman garanti süresine eklenir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.56Garanti Belgesi ve Süresi ›Gecikmiş itiraz, borçlunun kusuru olmaksızın ortaya çıkan bir engel nedeniyle yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz edememesi hâlinde başvurabileceği yolu ifade eder. Borçlu, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delilleriyle birlikte icra mahkemesine başvurur. Talep, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir ve mazeret kabul edilirse takip durur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.65Gecikmiş İtiraz ›Genel kurul, sermaye şirketlerinde pay sahiplerinin veya ortakların iradesini oluşturan ve kanunla kendisine tanınan yetkileri kullanan zorunlu karar organıdır. Esas sözleşme değişikliği, organ seçimi, finansal tabloların ve kâr dağıtımının onaylanması ile ibra gibi devredilemez yetkiler genel kurula aittir. Çağrı usulüne ve toplantı ile karar nisaplarına aykırılık, kararın iptali yahut butlanı sonucunu doğurabilir.
6102 sayılı TTK m.407-409 ve m.408Anonim Şirkette Genel Kurulun Devredilemez Yetkileri ›Geçerli fesih sebebi, iş güvencesi kapsamındaki işçinin sözleşmesinin sona erdirilebilmesi için gerekli olan, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebebi ifade eder. Haklı nedenle derhâl fesih sebeplerinin ağırlığına ulaşmayan durumlar bu kapsamdadır. İşveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebi açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır; davranış veya verimle ilgili fesihlerde işçinin savunması alınır.
4857 sayılı İş Kanunu m.18-19Geçerli Fesih Sebepleri ›Güvenlik tedbiri, işlenen suç nedeniyle failin tehlikeliliğini gidermek ve yeniden suç işlemesini önlemek amacıyla uygulanan, cezadan ayrı bir yaptırım türünü ifade eder. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, eşya ve kazanç müsaderesi, çocuklara ve akıl hastalarına özgü tedbirler ile tüzel kişilere ilişkin tedbirler bu kapsamdadır. Kanunda yazılı olmayan bir güvenlik tedbirine hükmedilemez.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.53 ve devamıCeza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri ›Haciz, kesinleşen takipte borçlunun borcuna yetecek miktardaki mal, alacak ve haklarına icra dairesince el konulmasını sağlayan cebrî icra işlemidir. Haczedilen mallar üzerinde borçlunun tasarruf yetkisi kısıtlanır. Alacaklı, ödeme emrinin kesinleşmesinden itibaren kanuni süre içinde haciz talep etmelidir; aksi hâlde dosya işlemden kaldırılır. Haczedilen mallar daha sonra satılarak alacak karşılanır.
2004 sayılı İİK m.78 ve m.85Haciz İşlemleri Nasıl Yapılır? ›Haciz ihbarnamesi, borçlunun üçüncü kişideki alacağının veya üçüncü kişi elindeki malının haczi amacıyla o kişiye gönderilen bildirimi ifade eder. Üçüncü kişi tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse borç kendisine ait sayılır ve hakkında takip yapılabilir. Uygulamada birinci, ikinci ve üçüncü ihbarname olmak üzere art arda tebligat gönderilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.89Haciz İhbarnamesi (İİK 89) ›Haczedilemeyen mallar, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu görüldüğünden cebrî icraya konu edilemeyen mal ve hakları ifade eder. Ekonomik faaliyeti için gerekli araçlar, zorunlu ev eşyaları ile bir aylık yiyecek ve yakacak bunlar arasındadır. Kısmen haczedilebilen gelirler de ayrıca düzenlenmiştir. Yasağa aykırı haciz, şikâyet yoluyla icra mahkemesinde kaldırılabilir.
2004 sayılı İİK m.82 ve m.83Haczedilemeyen Mal ve Haklar ›Haczin fekki, icra takibi kapsamında bir mal veya hak üzerine konulan haciz kaydının kaldırılması işlemini ifade eder. Borcun ödenmesi, takibin düşmesi, alacaklının haciz talebinden vazgeçmesi ya da mahkeme kararı gibi hâllerde icra müdürlüğünce fek yazısı düzenlenir. Bu yazı tapu, trafik tescil birimi veya banka gibi ilgili kuruma bildirildiğinde haciz sicilden silinir.
2004 sayılı İcra ve İflas KanunuHaczin Kaldırılması (Fek) ve Ödeme ›Hakkın tükenmesi, sınai mülkiyet hakkına konu ürünlerin hak sahibi tarafından veya onun izniyle piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiillerin hakkın kapsamı dışında kalmasıdır. Böylece ürünün yeniden satışı engellenemez. Ancak marka sahibi, ürünlerin üçüncü kişilerce değiştirilerek ya da kötüleştirilerek ticari amaçla kullanılmasını önleme hakkını korur.
6769 sayılı SMK m.152Marka Hakkının Tükenmesi ve Paralel İthalat ›Haksız rekabet, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı yahut dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalardır. Başkasının malını, iş ürününü veya işletmesini kötüleme, iltibas yaratma ve iş şartlarına uymama başlıca örneklerdir. Zarar gören, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonucun ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.
6102 sayılı TTK m.54-56Haksız Rekabet Davası ›Haksız tahrik, failin haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi hâlinde cezasında indirim yapılmasını sağlayan kusuru azaltan nedendir. Tahrik oluşturan fiilin haksız olması ve failin tepkisiyle arasında nedensellik bağı bulunması gerekir. Tahrikin ağırlığına göre kanunda öngörülen oranlar çerçevesinde cezada indirim uygulanır.
5237 sayılı TCK m.29Haksız Tahrik Nedir ve Cezayı Nasıl Etkiler? ›Haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulunu ifade eder. Bu şartlar kesin olarak hükümsüzdür; sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korur. Önceden hazırlanmış standart sözleşmelerde şartın müzakere edildiğini ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5Tüketici Sözleşmelerinde Haksız Şartlar ›Hapis hakkı, taşınmaz kiralarında kiraya verenin, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere kiralananda bulunan ve onun döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde sahip olduğu yasal güvence hakkını ifade eder. Hak, alt kiracının asıl kiracıya olan borcunu aşmamak üzere onun getirdiği eşyayı da kapsar. Kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.336-338Kiraya Verenin Hapis Hakkı ›Hizmet tespiti, sigortalı çalışması Kuruma hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş kişinin, çalışmasının mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlayan davayı ifade eder. Dava, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesinde açılır. Kararda belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. Bu dava, emeklilik hakkının ve prim gün sayısının korunması bakımından önem taşır.
5510 sayılı Kanun m.86Hizmet Tespiti Davası ›Hâkimin müdahalesi, kat malikleri kurulu kararlarına karşı iptal davası açılmasını ve kanuna aykırılıkların mahkemece giderilmesini sağlayan yolu ifade eder. Toplantıya katılıp aykırı oy kullanan kat maliki karar tarihinden, katılmayan malik ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay ve her hâlde karar tarihinden itibaren altı ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Kanuna aykırı kararlar süreye bakılmaksızın her zaman dava konusu edilebilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.33Kat Mülkiyetinde Hâkimin Müdahalesi ›Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmayarak denetim süresine tabi tutulmasını öngören kurumdu. İlgili düzenleme Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve iptal hükmü yürürlüğe girdiğinden bu kurum artık uygulanmamaktadır. Bu nedenle güncel yargılamalarda erteleme, adli para cezasına çevirme ve denetimli serbestlik gibi diğer bireyselleştirme kurumları gündeme gelmektedir.
5271 sayılı CMK m.231 (ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir)HAGB ve Cezanın Ertelenmesi ›Hükümsüzlük, tescilli bir sınai mülkiyet hakkının kanunda sayılan sebeplerin varlığı hâlinde mahkeme kararıyla geçersiz kılınmasıdır. Markada mutlak ve nispi ret nedenleri, patentte patentlenebilirlik şartlarının bulunmaması, tasarımda yenilik ile ayırt edicilik eksikliği başlıca sebeplerdir. Hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurur ve hak hiç doğmamış sayılır.
6769 sayılı SMK m.25, m.77, m.138 ve m.157Markanın Hükümsüzlüğü Davası ›İbraname, işçinin işverenden olan alacaklarını aldığını ve başkaca talebi kalmadığını beyan ettiği belgeyi ifade eder. Geçerli olabilmesi için yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, alacağın türü ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına göre eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420İbraname ve İşçilik Alacaklarından Feragat ›İcra emri, bir mahkeme ilamına veya ilam niteliğindeki belgeye dayanan takiplerde borçluya gönderilen ve hükmedilen borcun yerine getirilmesini bildiren belgeyi ifade eder. Para borçlarında borçluya yedi günlük süre verilir. Borçlu bu emre itiraz ederek takibi durduramaz; yalnızca zamanaşımı, ödeme veya süre verilmesi sebeplerine dayanarak icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.32Ödeme Emri ve İcra Emri Arasındaki Farklar ›İcra inkâr tazminatı, borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz etmesi hâlinde alacaklı lehine hükmedilen ek tazminattır. Talep edilmesi, takibin geçerli olması ve borçlunun itirazında haksız çıkması gerekir. Alacağın likit yani belirli ya da kolayca belirlenebilir olması aranır. Karşı yönde, alacaklının haksızlığı ortaya çıkarsa borçlu lehine kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.
2004 sayılı İİK m.67/2İcra İnkar Tazminatı ›İddet müddeti, evliliği sona eren kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süreyi ifade eder. Sürenin amacı, doğacak çocuğun soybağında karışıklık çıkmasını önlemektir. Kadının doğum yapmasıyla süre kendiliğinden sona erer; gebe olmadığının anlaşılması ya da eski eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.132İddet Müddeti (Bekleme Süresi) ›İflas yoluyla takip, yalnızca iflasa tabi borçlular hakkında yürütülen ve borçlunun tüm haczedilebilir malvarlığının tasfiyesini amaçlayan cebrî icra yoludur. Takipli veya doğrudan doğruya iflas şeklinde olabilir. İflas kararıyla birlikte masa oluşur, alacaklılara çağrı yapılır ve alacaklar sıra cetveline göre karşılanır. Tasfiye adi ya da basit usulde yürütülür.
2004 sayılı İİK m.154 vd. ve m.177İflas Yoluyla Takip ›İhalenin feshi, icra yoluyla yapılan satışın usule veya kanuna aykırılık nedeniyle ortadan kaldırılmasını sağlayan yoldur. Satış ilanının usulsüz tebliği, artırmaya fesat karıştırılması ya da malın esaslı niteliklerinde hata bulunması başlıca sebeplerdir. Talep, ihale tarihinden itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde icra mahkemesine yapılır; reddi hâlinde başvurana para cezası verilebilir.
2004 sayılı İİK m.134İhalenin Feshi ›İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden tarafın kanuni bildirim sürelerine uymaması hâlinde karşı tarafa ödemesi gereken tazminatı ifade eder. Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre iki ile sekiz hafta arasında değişir ve sözleşmelerle artırılabilir. Süreye uymayan taraf, bu süreye ait ücret tutarını peşin öder. Hesapta çıplak ücrete ek olarak para ile ölçülebilen menfaatler de dikkate alınır.
4857 sayılı İş Kanunu m.17İhbar Tazminatı ›İhtiyati haciz, para alacaklarının güvence altına alınması amacıyla borçlunun mallarına, alacaklarına ve haklarına mahkeme kararıyla geçici olarak el konulmasını ifade eder. Kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için istenir. Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığı gibi hâllerde vadesi gelmemiş borç için de karar verilebilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.257İhtiyati Haciz ›İhtiyati tedbir, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da imkânsız hâle gelmesi tehlikesine karşı alınan geçici hukuki korumayı ifade eder. Gecikmeden doğacak bir sakınca veya ciddi zarar endişesi de tedbir sebebidir. Talep eden taraftan kural olarak teminat alınır ve karara karşı itiraz yolu açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389İhtiyatı Tedbir ile İhtiyatı Haciz Arasındaki Fark ›İhtiyaç nedeniyle tahliye, kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi bulunması hâlinde kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirmesini ifade eder. Gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olması aranır. Dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemine uyularak belirlenen tarihten başlayarak bir ay içinde açılmalıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.350İhtiyaç Nedeniyle Tahliye ›İki haklı ihtar, kiracının bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödemediği için kendisine yazılı olarak iki kez haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmasını ifade eder. Bu durumda kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. İhtarların ayrı ödeme dönemlerine ilişkin olması gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.352/2İki Haklı İhtar ile Tahliye ›İktibas, alenileşmiş bir eserden kaynak göstermek koşuluyla alıntı yapılmasını ifade eder. Kanun; bilimsel ve edebî eserlere cümle ya da fıkra alınması, eğitim ve öğretim amaçlı seçme eserler oluşturulması gibi hâllerde iktibası serbest bırakmıştır. Alıntı maksadın haklı göstereceği ölçüyü aşmamalı ve kaynak açıkça belirtilmelidir; kaynak göstermeksizin iktibas cezai sorumluluk doğurur.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.35Eserden İktibas (Alıntı) Serbestisi ›İlamlı icra, mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki bir belgeye dayanılarak yürütülen icra takibi türüdür. Borçluya ödeme emri değil icra emri gönderilir ve borçlu takibe itiraz ederek takibi durduramaz. Borçlu ancak borcun sona erdiğini gösteren belge sunarak icranın geri bırakılmasını isteyebilir yahut üst mahkemeden icranın durdurulması kararı getirebilir.
2004 sayılı İİK m.24 vd. ve m.32-33İlamlı İcra Takibi ›İlamsız icra, para ve teminat alacakları için mahkeme kararı aranmaksızın doğrudan icra dairesine başvurularak başlatılabilen takip yoludur. Borçluya ödeme emri tebliğ edilir; borçlu kanuni süre içinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur. Alacaklının takibi sürdürebilmesi için itirazın iptali davası açması ya da icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemesi gerekir.
2004 sayılı İİK m.42 vd.İlamsız İcra Takibi ›İltibas, bir markanın daha önce tescil edilmiş ya da başvurusu yapılmış başka bir markayla halk nezdinde karıştırılma ihtimalini ifade eder. Karıştırılma ihtimali, işaretler arasındaki benzerlik ile mal veya hizmetlerin benzerliği birlikte değerlendirilerek belirlenir. İltibas bulunduğu sonucuna varılırsa başvuru itiraz üzerine reddedilebilir; tescilli marka bakımından ise hükümsüzlük ve tecavüz davalarına konu olabilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.6Markada Karıştırılma İhtimali (İltibas) ›İmzaya itiraz, takibe dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri süren borçlunun başvurduğu özel itiraz türüdür. İtirazın açıkça ve ayrıca yapılması gerekir; aksi hâlde imza ikrar edilmiş sayılır. Kambiyo senetlerine özgü takipte itiraz icra mahkemesine yapılır ve mahkeme bilirkişi incelemesiyle imzayı değerlendirir. Haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedilebilir.
2004 sayılı İİK m.168/4 ve m.170Borca ve İmzaya İtiraz ›İstihkak davası, haczedilen mal üzerinde mülkiyet ya da rehin gibi bir hak iddia eden kişinin bu hakkını ileri sürdüğü davadır. Üçüncü kişi ya da borçlu tarafından açılabilir. Malın kimin elinde bulunduğu ispat yükünü belirler; borçlu ile birlikte oturan kişiler yönünden mülkiyet karineleri uygulanır. Dava icra mahkemesinde görülür ve takibi kendiliğinden durdurmaz.
2004 sayılı İİK m.96-99Hacizde İstihkak Davası ›İstihkak iddiası, haczedilen mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet ya da rehin gibi bir hak ileri sürmesini ifade eder. İddia, haciz sırasında veya haczi öğrenmeden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilir. Alacaklı ya da borçlu itiraz ederse dosya icra mahkemesine gönderilir; süresinde bildirilmeyen iddia, aynı takipte ileri sürülme hakkını düşürür.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.96Hacizde İstihkak Davası ›İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde icra takibi baskısı altında ödeme yapan kişinin ödediği parayı geri almak amacıyla açtığı davayı ifade eder. Menfi tespit davası devam ederken borç ödenirse dava, istirdat davasına dönüşür. Dava, paranın ödendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır; borçlu olunmadığını ispat yükü ödemeyi yapan tarafa aittir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72Menfi Tespit ve İstirdat Davası ›İtirazın iptali davası, ödeme emrine itiraz edilerek duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının genel mahkemede açtığı davadır. Dava, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Yargılamada her türlü delil ileri sürülebilir; davanın kabulü hâlinde takip kaldığı yerden devam eder ve koşulları varsa icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir.
2004 sayılı İİK m.67İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali ›İtirazın kaldırılması, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin, icra mahkemesinde belgeye dayalı ve sınırlı incelemeyle sürdürülmesini sağlayan yoldur. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde başvurmalıdır. Alacak, kanunda sayılan nitelikli belgelere dayanıyorsa kesin kaldırma, adi senetteki imzanın inkâr edilmemesi gibi hâllerde geçici kaldırma kararı verilir.
2004 sayılı İİK m.68 ve m.68/aİtirazın Kaldırılması Davası ›İş güvencesi, belirli koşulları taşıyan işçinin iş sözleşmesinin ancak geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebilmesini sağlayan korumayı ifade eder. Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçi bu kapsamdadır; yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz. İşveren, işçinin yeterliliğinden, davranışlarından ya da işletmenin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep göstermek zorundadır.
4857 sayılı İş Kanunu m.18İş Güvencesi ve Otuz İşçi Koşulu ›İş yeri dışında kurulan sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığında, iş yeri dışında kurulan ya da tüketiciye bu ortamda teklif yapılarak sonradan kurulan sözleşmeleri ifade eder. Kapıdan ve tanıtım toplantılarında yapılan satışlar bu kapsamdadır. Satıcının yetki belgesi bulunması ve tüketicinin bilgilendirilmesi zorunludur. Tüketici on dört gün içinde gerekçe göstermeksizin cayma hakkını kullanabilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.47İşyeri Dışında Kurulan Sözleşmeler ›İşe başlatmama tazminatı, işe iade kararı sonrasında süresinde başvuran işçiyi işverenin bir ay içinde işe başlatmaması hâlinde ödemek zorunda olduğu tazminatı ifade eder. Miktar, işçinin en az dört en çok sekiz aylık ücreti tutarında olmak üzere mahkemece belirlenir. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir.
4857 sayılı İş Kanunu m.21İşe Başlatmama Tazminatı ›İşe iade, iş güvencesi kapsamındaki işçinin feshin geçersizliğinin tespitiyle işine dönmesini sağlayan hukuki yolu ifade eder. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Feshin geçersizliğine karar verilirse işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu m.20-21İşe İade Davası ›İşleme, mevcut bir eserden yararlanılarak ancak ona bağımlı kalınarak yeni bir eser meydana getirilmesidir. Çeviri, senaryolaştırma, uyarlama ve derleme tipik örneklerdir. İşlenme eserin korunabilmesi için işleyenin hususiyetini taşıması gerekir. Bir eseri işlemek suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine ait olduğundan, işleme için asıl eser sahibinden izin alınması zorunludur.
5846 sayılı FSEK m.6 ve m.21İşleme ve Derleme Eserler ›İşleme eser, mevcut bir eserden yararlanılarak meydana getirilen ve ona bağlı olan fikir ürününü ifade eder. Çeviriler, romandan senaryo uyarlamaları ve müzik düzenlemeleri işleme eser sayılır. İşleyen kişi, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak koşuluyla eser sahibi olur; izinsiz yapılan işleme, mali haklara tecavüz oluşturur ve tazminat sorumluluğu doğurur.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.6İşleme ve Derleme Eserler ›İşletme adı, işletme sahibiyle ilgili olmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan ve tescil ettirilmesi gereken addır. Ticaret unvanından farklı olarak işletme adı, tacirin kimliğini değil işletmenin kendisini gösterir. Tescil edilen işletme adları, ticaret unvanının korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanır ve haksız kullanıma karşı dava yoluyla korunabilir.
6102 sayılı TTK m.53Ticaret Unvanı ve Korunması ›İşletme projesi, anagayrimenkulün bir yıllık tahmini gelir ve giderleri ile her kat malikine düşecek payı ve avans tutarını gösteren belgeyi ifade eder. Kat malikleri kurulunca kabul edilmiş bir proje yoksa yönetici gecikmeksizin geçici bir işletme projesi yapar. Proje kat maliklerine imzaları karşılığında bildirilir ve bildirimden başlayarak yedi gün içinde itiraz edilmezse kesinleşir; kesinleşen proje icra takibine dayanak yapılabilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.37İşletme Projesi ve Aidatın Belirlenmesi ›İştirak, bir suçun birden fazla kişinin katkısıyla işlenmesini ifade eder. Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirenler müşterek fail, bir başkasını araç olarak kullananlar dolaylı fail sayılır. Katkısı suç işlemeye azmettirme düzeyinde olan kişi faile verilen cezayla, yardım eden ise indirilmiş ceza ile cezalandırılır. Bağlılık kuralı gereği katılanların sorumluluğu birbirine bağlıdır.
5237 sayılı TCK m.37-41Suça İştirak ›İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlayan nafaka türünü ifade eder. Miktar, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir ve kural olarak her ay peşin ödenir. Koşullar değiştiğinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması istenebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182 ile m.327-330İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) ›Kambiyo senedi, kanunda öngörülen şekil şartlarına bağlı, soyut bir borç ikrarı içeren ve ciro yoluyla devredilebilen kıymetli evrakı ifade eder. Türk hukukunda poliçe, bono ve çek olmak üzere üç kambiyo senedi türü vardır. Bu senetlere dayanan alacaklar, icra hukukunda kambiyo senetlerine özgü haciz veya iflas yoluyla takip edilebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.670 ve devamıKambiyo Senetlerine Özgü Takip ›Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip, poliçe, bono ve çeke dayanan alacaklar için öngörülen ve alacaklıya hız sağlayan özel takip yoludur. Borçluya ödeme emri gönderilir; itirazlar icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Senedin kambiyo vasfını taşımaması hâlinde takibin iptali istenebilir.
2004 sayılı İİK m.167-170/aKambiyo Senetlerine Özgü Takip ›Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini ifade eder. Failin neticeyi doğrudan istemesi doğrudan kastı, gerçekleşmesini öngörüp kabullenmesi ise olası kastı oluşturur. Kural olarak suçlar ancak kasten işlenebilir; taksirle işlenme hâli kanunda açıkça gösterilmelidir. Olası kastın varlığı hâlinde kanunda öngörülen oranda ceza indirimi uygulanır.
5237 sayılı TCK m.21Ceza Hukuku Nedir? ›Kat irtifakı, henüz yapılmamış veya tamamlanmamış bir yapının bağımsız bölümleri için arsa maliki ya da ortak malikler tarafından kurulan irtifak hakkını ifade eder. Tapuda arsa payı üzerinden tescil edilir ve bağımsız bölümler kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir. Yapı tamamlanıp yapı kullanma izin belgesi alındığında kat irtifakı resen kat mülkiyetine çevrilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.2 ve m.14Kat İrtifakının Kurulması Ve Süresi ›Kat maliki, bir yapının bağımsız bölümü üzerinde kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişiyi ifade eder. Kat maliki bağımsız bölümü üzerinde mülkiyet hakkının bütün yetkilerini kullanır ve ortak yerlerden arsa payı oranında yararlanır. Buna karşılık ortak giderlere katılmak, anagayrimenkulü zarara uğratacak davranışlardan kaçınmak ve yönetim planına uymakla yükümlüdür.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.2Kat Malikinin Hak ve Yükümlülükleri ›Kat malikleri kurulu, anagayrimenkulü yöneten ve yönetim tarzını kararlaştıran, bütün kat maliklerinden oluşan karar organını ifade eder. Kurul, yılda en az bir kez yönetim planında gösterilen zamanda toplanır. Toplantı için kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından yarısından fazlasının katılımı aranır ve kararlar oy çokluğuyla alınır; ilk toplantı yapılamazsa ikinci toplantıda karar yeter sayısı katılanların salt çoğunluğudur.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.27-32Kat Malikleri Kurulu Toplantı ve Karar Yeter Sayısı ›Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân gibi bağımsız kullanıma elverişli bölümleri üzerinde kurulan mülkiyet hakkını ifade eder. Arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir. Her bağımsız bölüm, konum ve büyüklüğüne göre hesaplanan arsa payıyla birlikte kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Kat maliki, bağımsız bölümü üzerinde serbestçe tasarruf edebilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.1-3Kat mülkiyeti nedir? ›Kat mülkiyetinin devri mecburiyeti, borç ve yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal eden kat malikinin bağımsız bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının, diğer kat maliklerine devrine mahkemece karar verilmesini ifade eder. Ortak giderleri ödememesi nedeniyle iki takvim yılı içinde üç kez icra veya dava takibine sebep olunması ile hâkimin emrine rağmen bir yıl ısrarla aykırılığı sürdürme hâllerinde çekilmezlik her hâlde mevcut sayılır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.25Kat Mülkiyetinin Devri Davası ›Katkı payı alacağı, eşlerden birinin diğerinin malvarlığının edinilmesine para, emek veya hizmetle yaptığı katkı karşılığında talep edebileceği alacağı ifade eder. Uygulamada özellikle 1 Ocak 2002 tarihinden önceki mal ayrılığı dönemine ilişkin katkılar bakımından gündeme gelir. Katkının varlığını ispat yükü davacı eşe aittir ve alacak, malın tasfiye anındaki değeri üzerinden hesaplanır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 743 sayılı Türk Kanunu MedenisiMal Rejimi ve Edinilmiş Mallara Katılma ›Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde her eşin, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde sahip olduğu alacak hakkını ifade eder. Eşlerin karşılıklı alacakları takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.236Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı ›Kayyım, belirli işleri görmek veya bir malvarlığını yönetmek üzere vesayet makamınca atanan kişiyi ifade eder. Kayyım atanması, ilgilinin fiil ehliyetini etkilemez; bu yönüyle vesayetten ayrılır. Temsil kayyımı, kişinin ivedi işini göremediği ya da yasal temsilcisiyle menfaat çatışması bulunduğu hâllerde atanır; yönetim kayyımı ise sahibi bulunamayan veya yönetilemeyen malvarlıkları için görevlendirilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.403, m.426-427 ve m.458Kayyım Türleri ve Atanma Usulü ›Kira tespit davası, yeni dönem kira bedelinin mahkemece belirlenmesi için açılan davayı ifade eder. Dava her zaman açılabilir; ancak yeni dönemin başlangıcından en az otuz gün önce açılmış ya da bu süre içinde kiraya verence artırım bildirimi yapılmış olması hâlinde belirlenen bedel yeni dönemin başından itibaren kiracıyı bağlar. Beş yıldan uzun süren kira ilişkilerinde hâkim, emsal kira bedellerini ve hakkaniyeti gözetir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.344-345Kira Tespit Davası ›Kiracının temerrüdü, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelinin veya yan giderlerin zamanında ödenmemesi hâlini ifade eder. Kiraya veren yazılı olarak süre verip bu sürede de ödenmezse sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.315Kira Bedelinin Ödenmemesi ve İcra ›Kiralananın devri, sözleşmenin kurulmasından sonra kiralananın satış ya da başka bir sebeple el değiştirmesi hâlinde yeni malikin kendiliğinden kira sözleşmesinin tarafı olmasını ifade eder. Bu ilkeye göre kira ilişkisi sona ermez ve kiracının hakları korunur. Yeni malik, ancak kanunda öngörülen gereksinim gibi sebeplere dayanarak ve süresinde dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir. Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.310Kiralananın Devri ve Malikin Değişmesi ›Kişisel ilişki, velayeti kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocuğuyla belirli gün ve sürelerde görüşmesini sağlayan hukuki ilişkiyi ifade eder. Hâkim boşanma kararında bu ilişkinin kapsamını, çocuğun yaşını, sağlığını, eğitimini ve ahlaki gelişimini gözeterek düzenler. Düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak koşuluyla velayetin değiştirilebileceği kararda ihtar edilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182 ve m.323Çocukla Kişisel İlişki Kurulması ›Kişisel mal, kanun ya da mal rejimi sözleşmesi gereği eşin kendi malvarlığında kalan ve tasfiyede paylaşıma girmeyen değerleri ifade eder. Yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya, rejimin başlangıcında var olan mallar, miras veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler, manevi tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerler böyledir. Bir malın kişisel nitelikte olduğunu ileri süren eş bunu ispatlamak zorundadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220Mal Rejimi Sözleşmesi ve Seçimlik Rejimler ›Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altındaki borçlunun, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan bir iyileştirme kurumudur. Mahkemece geçici ve kesin mühlet verilir; bu süre içinde kural olarak borçlu aleyhine takip yapılamaz ve başlamış takipler durur. Konkordato komiseri süreci denetler; alacaklıların kanunda aranan çoğunlukla kabulü ve mahkeme tasdiki gerekir.
2004 sayılı İİK m.285 vd.Konkordato Nedir? ›Kıdem tazminatı, en az bir yıllık kıdemi bulunan işçinin iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerde sona ermesi durumunda çalıştığı her tam yıl için ödenen tazminatı ifade eder. İşverenin haklı nedenle derhâl feshi dışındaki fesihlerde, işçinin haklı feshinde, askerlik, emeklilik ve kadın işçinin evlilik nedeniyle ayrılmasında hak doğar. Hesaplamada giydirilmiş brüt ücret esas alınır ve yasal tavan uygulanır.
1475 sayılı İş Kanunu m.14 (4857 sayılı Kanun m.120 uyarınca yürürlükte)Kıdem Tazminatı Şartları ve Hesabı ›Kıymetli evrak, içerdiği hak senetten ayrı olarak ileri sürülemeyen ve başkalarına devredilemeyen senetlerdir. Hak ile senet arasındaki bu sıkı bağ nedeniyle alacağın ileri sürülebilmesi için senedin ibrazı gerekir. Nama, emre ve hamiline yazılı olarak düzenlenebilir. Zayi olması hâlinde hak sahibi, mahkemeden senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir ve hakkını senetsiz kullanabilir.
6102 sayılı TTK m.645 ve m.651Kıymetli Evrak Zayi ve İptal Davası ›Lehe olan hükmün uygulanması, suçun işlendiği tarih ile yargılama arasında kanun değişmişse failin lehine sonuç doğuran kanunun uygulanmasını ifade eder. Hâkim, eski ve yeni kanunu somut olaya ayrı ayrı uygulayıp ortaya çıkan sonuçları karşılaştırarak lehe olanı belirler. Lehe kanun, kesinleşmiş hükümler bakımından da uyarlama yargılaması yoluyla dikkate alınır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7Ceza Hukukunda Lehe Kanun Uygulaması ›Limited şirket, bir veya daha çok gerçek ya da tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulan ve esas sermayesi belirli olup esas sermaye paylarının toplamından oluşan sermaye şirketidir. Ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve ek ödeme yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Organları genel kurul ve müdürlerdir.
6102 sayılı TTK m.573Limited Şirket Kuruluşu ›Lisans, sınai mülkiyet hakkı sahibinin hakkını devretmeksizin kullanım yetkisini bir başkasına tanımasıdır. İnhisari ya da inhisari olmayan biçimde verilebilir; sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans inhisari değildir. İnhisari lisansta hak sahibi başkasına lisans veremez ve hakkını saklı tutmadıkça kendisi de kullanamaz. Sözleşmenin yazılı yapılması gerekir; sicile kaydedilmesi hâlinde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
6769 sayılı SMK m.24 ve m.148Marka Devri ve Lisans Sözleşmeleri ›Maaş haczi, borçlunun işvereninden aldığı ücret ve benzeri gelirlerin bir kısmının icra dosyasına aktarılmasını sağlayan haciz türüdür. Ücretin tamamı haczedilemez; kanun kural olarak dörtte birden az olmamak üzere kısmi haciz öngörür. Nafaka alacakları bakımından bu sınırlama uygulanmaz. İşveren, haciz müzekkeresi gereğini yerine getirmezse kesmediği tutardan sorumlu tutulabilir.
2004 sayılı İİK m.83 ve m.355Maaş Haczi ve Sınırları ›Mahreç işareti, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından belirli bir yöre ya da bölgeyle özdeşleşen ve üretim aşamalarından en az biri o coğrafi alanda gerçekleşen ürünleri gösteren coğrafi işareti ifade eder. Menşe adından farklı olarak tüm üretim süreçlerinin aynı yörede yapılması aranmaz. Tescil işlemleri Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülür.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.34Coğrafi İşarette Menşe Adı ile Mahreç İşareti Farkı ›Mal beyanı, borçlunun kendisinde ve üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarını, kazanç ile gelirlerini ve borcunu ne şekilde ödeyebileceğini icra dairesine yazılı ya da sözlü olarak bildirmesidir. Beyan, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanuni süre içinde yapılmalıdır. Süresinde mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebiyle tazyik hapsi uygulanabilir.
2004 sayılı İİK m.74 ve m.337Borçlunun Mal Beyanında Bulunma Yükümlülüğü ›Mal rejimi tasfiyesi, boşanma, iptal veya ölüm gibi bir sebeple mal rejimi sona erdiğinde eşlerin malvarlıklarının hesaplaşmaya tabi tutulması işlemini ifade eder. Önce kişisel mallar ile edinilmiş mallar ayrılır, eklenecek değerler ve denkleştirme hesaba katılır, sonra artık değer bulunur. Tasfiye boşanma davasından ayrı bir dava konusudur ve boşanma hükmü kesinleşmeden karara bağlanamaz.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.225 ve devamıEdinilmiş Mallara Katılma Alacağının Hesabı ›Mali haklar, eserden ekonomik olarak yararlanma yetkisi veren ve devredilebilen haklardır. İşleme, çoğaltma, yayma, temsil ve işaret, ses yahut görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakları bu kapsamdadır. Devir veya lisans sözleşmelerinin yazılı yapılması ve konu edilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur. Henüz doğmamış haklara ilişkin sözleşmeler geçersizdir.
5846 sayılı FSEK m.20-25 ve m.52Manevi Haklar ve Mali Haklar Farkı ›Manevi haklar, eser sahibinin eseriyle arasındaki kişisel bağı koruyan ve devredilemeyen haklardır. Umuma arz yetkisi, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını önleme ile eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları bu kapsamdadır. Kullanım yetkisi devredilebilirse de hakkın kendisi devredilemez. Eser sahibinin ölümünden sonra bu haklar kanunda sayılan kişilerce kullanılabilir.
5846 sayılı FSEK m.14-19Manevi Haklar ve Mali Haklar Farkı ›Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerinkinden ayırt edilmesini sağlayan ve sicilde açık ile kesin biçimde gösterilebilen işarettir. Kişi adları, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların ya da ambalajlarının biçimi marka olabilir. Koruma tescil ile doğar ve tescil kural olarak on yıl süreyle geçerli olup yenilenebilir.
6769 sayılı SMK m.4 ve m.23Marka nedir? ›Marka hakkına tecavüz, marka sahibinin izni olmaksızın markanın kanunda gösterilen biçimlerde kullanılması ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılarak taklit edilmesidir. Taklit ürünleri satmak, dağıtmak, ithal veya ihraç etmek ile lisans haklarını izinsiz genişletmek de tecavüz sayılır. Hak sahibi tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve tazminat taleplerini ileri sürebilir.
6769 sayılı SMK m.29 ve m.149Marka Hakkına Tecavüz Davası ›Marka vekili, marka, tasarım, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarına ilişkin konularda hak sahiplerini Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde temsil eden kişiyi ifade eder. Vekil tayin edildiğinde Kurum nezdindeki tüm işlemler vekil tarafından yapılır ve vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır. Vekillik için sınav ve sicile kayıt şartı aranır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.2 ve m.160Marka Vekili Kimdir, Ne Yapar? ›Menfi tespit davası, borçlu olmadığını ileri süren kişinin bu durumun mahkemece tespitini istediği davayı ifade eder. Takipten önce veya sonra açılabilir; takipten sonra açılması takibi kendiliğinden durdurmaz. Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa borçlu lehine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72Menfi Tespit ve İstirdat Davası ›Menşe adı, ürünün tüm veya esas özelliklerini belirli bir coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan coğrafi işareti ifade eder. Menşe adında üretim, işleme ve diğer işlemlerin tamamının sınırları belirlenmiş o yörede gerçekleşmesi gerekir. Bu yönüyle menşe adı, mahreç işaretine kıyasla ürün ile coğrafya arasında daha sıkı bir bağ arar.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.34Coğrafi İşarette Menşe Adı ile Mahreç İşareti Farkı ›Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, uzaktan pazarlamaya yönelik kurulmuş bir sistem çerçevesinde uzaktan iletişim araçları kullanılarak kurulan sözleşmeyi ifade eder. İnternet üzerinden yapılan alışverişler bu kapsamdadır. Tüketicinin sözleşme kurulmadan önce ön bilgilendirme formuyla bilgilendirilmesi zorunludur; bu yükümlülük yerine getirilmezse cayma süresi uzar ve tüketicinin hakları korunur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48Mesafeli Satışta Cayma Hakkı ›Meşru savunma, kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş gerçekleşen, gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız saldırıyı defetmek zorunluluğuyla ve orantılı biçimde işlenen fiildir. Koşulları varsa fiil hukuka uygun sayılır ve faile ceza verilmez. Sınırın mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaşla aşılması hâlinde ise faile ceza verilmez.
5237 sayılı TCK m.25 ve m.27/2Meşru Savunma ve Zorunluluk Hâli ›Mobbing, işyerinde bir çalışana yönelik olarak sistemli biçimde tekrarlanan, onu yıldırmayı ve işten ayrılmaya zorlamayı amaçlayan psikolojik taciz davranışlarını ifade eder. İşveren, işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve çalışanları psikolojik ve cinsel tacize karşı korumakla yükümlüdür. Mobbinge maruz kalan işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir; ayrıca manevi tazminat isteyebilir. İspatta yazışmalar, tanık beyanları ve kurum kayıtları kullanılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ›Murahhas aza, anonim şirket yönetim kurulunun temsil yetkisini devrettiği yönetim kurulu üyesini ifade eder. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye ya da müdür sıfatıyla üçüncü kişilere devredebilir. Bu devre rağmen en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini elinde bulundurması zorunludur ve yetki devri ticaret siciline tescil edilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.370Anonim Şirkette Murahhas Aza ve Yetki Devri ›Muvafakatname, önceki marka sahibinin sonraki bir marka başvurusunun tesciline açıkça izin verdiğini gösteren noter onaylı belgeyi ifade eder. Aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer marka bulunması sebebiyle mutlak ret engeliyle karşılaşan başvurular, bu belgenin Kuruma sunulmasıyla reddedilmez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar ilgili yönetmelikle belirlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.5Muvafakatname ile Marka Tescili ›Alt işverenlikte muvazaa, asıl işverenin işçilerinin haklarını kısıtlamak veya kanuna aykırı sonuç doğurmak amacıyla gerçekte var olmayan bir alt işverenlik ilişkisi kurulmasını ifade eder. Asıl işin bölünerek verilmesi, işletmenin gereği ile teknolojik uzmanlık gerektirmeyen işlerin devri bu kapsamda değerlendirilir. Muvazaa tespit edilirse alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Tespit, müfettiş raporuyla ya da mahkeme kararıyla yapılır.
4857 sayılı İş Kanunu m.2 ve m.3Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisi ›Mülkiyet karinesi, bir taşınır malı elinde bulunduran kişinin o malın maliki sayılmasını ifade eder. İcra hukukunda borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi mal borçlunun elinde kabul edilir. Bu karine istihkak davalarında ispat yükünü belirler; karinenin aksini ileri süren tarafın iddiasını delillerle kanıtlaması gerekir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.97/aİstihkak Davasında Mülkiyet Karinesi ›Nice sınıflandırması, marka başvurularında mal ve hizmetlerin uluslararası ölçekte gruplandırılmasını sağlayan sistemi ifade eder. Otuz dört mal ve on bir hizmet sınıfından oluşur; başvuruda yer alan mal veya hizmetler bu sisteme göre sınıflandırılır. Aynı sınıfta bulunmak benzerliğe, farklı sınıfta bulunmak da benzer olmamaya karine oluşturmaz.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.11 ve Nis AnlaşmasıMarka Sınıf Belirleme (Nice Sınıflandırması) ›Ortak gider, anagayrimenkulün ortak yerlerinin bakım, koruma, güçlendirme ve onarımı ile sigorta primleri, yönetici aylığı ve ortak tesislerin işletilmesi için yapılan harcamaları ifade eder. Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçtiklerini ileri sürerek bu giderlerden kaçınamaz. Payına düşeni ödemeyen malikten gecikme tazminatı istenebilir ve alacak için kanuni ipotek hakkı tanınmıştır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.20 ve m.22Ortak Giderlere Katılım Oranları ›Ortak yer, anagayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp korunma ve ortaklaşa kullanma veya faydalanmaya yarayan yerleri ifade eder. Temeller, ana duvarlar, taşıyıcı sistem, çatı, avlular, giriş kapıları, merdivenler, asansörler, koridorlar, sığınaklar, kapıcı daireleri ve ortak tesisler her hâlde ortak yer sayılır. Kat malikleri ortak yerlere arsa payları oranında ve ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olur.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.4 ve m.16Kat Mülkiyetinde Ortak Yerlerin Kapsamı Ve Nitelikleri ›Ortaklığın giderilmesi, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu bir malda ortaklığın aynen taksim ya da satış yoluyla sona erdirilmesini ifade eder. Kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi taşınmazda ortaklığın giderilmesi istenemez; ancak bağımsız bölümler ayrı taşınmaz gibi dava ve takip konusu olabildiğinden bunlarda talep edilebilir. Kat mülkiyetine elverişli taşınmazlarda hâkim, paydaşın istemiyle kat mülkiyeti kurulmasına karar verebilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.7 ve m.10Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası ›Ödeme emri, ilamsız icra takiplerinde icra müdürlüğünce düzenlenip borçluya tebliğ edilen ve borcun ödenmesini isteyen belgeyi ifade eder. Borçlu, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz ederse takip kendiliğinden durur. Kambiyo senetlerine özgü takipte ise itiraz süresi beş gün olup itiraz, kural olarak takibi tek başına durdurmaz.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.60Ödeme Emri ve İcra Emri Arasındaki Farklar ›Ön ödemeli konut satış sözleşmesi, tüketicinin konut amaçlı taşınmazın bedelini peşin veya taksitle önceden ödemeyi, satıcının ise bedelin tamamen ya da kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmeyi ifade eder. Satışın tapu siciline tescili, satış vaadinin ise noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren kırk sekiz ayı geçemez ve tüketicinin dönme hakkı bulunur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.40-45Ön Ödemeli Konut Satışı ›Patent, teknolojinin her alanındaki buluşlara sahibine belirli süreyle tekel hakkı sağlayan sınai mülkiyet belgesidir. Verilebilmesi için buluşun yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması gerekir. Keşifler, bilimsel teoriler, matematiksel yöntemler ve estetik niteliği bulunan eserler buluş sayılmaz. Koruma süresi başvuru tarihinden itibaren yirmi yıl olup uzatılamaz.
6769 sayılı SMK m.82, m.83 ve m.101Patent nedir? ›Patent vekili, patent, faydalı model ve tasarım haklarına ilişkin konularda hak sahiplerini Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde temsil eden kişiyi ifade eder. Başvuru hazırlanması, istemlerin yazımı, süre takibi ve itiraz işlemleri vekil eliyle yürütülür. Vekil tayin edilmişse Kurum nezdindeki tüm işlemler vekil tarafından yapılır ve tebligatlar vekile gönderilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.2 ve m.160Patent Vekilinin Görevleri ›Pay devri, ortağın şirketteki payını bir başkasına geçirmesini sağlayan hukuki işlemdir. Anonim şirkette hamiline yazılı paylar zilyetliğin geçirilmesiyle, nama yazılı paylar ciro ve teslim ya da yazılı devir beyanıyla el değiştirir. Limited şirkette ise devir sözleşmesinin yazılı ve imzaları noterce onaylı olması, kural olarak genel kurul onayı ile pay defterine kayıt gerekir.
6102 sayılı TTK m.490 vd. ve m.595Anonim Şirkette Pay Devri ›Poliçe, düzenleyenin muhataba hitaben, belirli bir tutarın lehtara ya da onun emrine ödenmesi yönünde verdiği kayıtsız şartsız havale niteliğinde kambiyo senedidir. Üçlü bir ilişki içerir. Muhatap, senedi kabul etmedikçe ödeme ile yükümlü olmaz; kabul beyanı poliçe üzerine yazılır. Ödemenin güvence altına alınması için senet bedeline aval verilmesi de mümkündür.
6102 sayılı TTK m.671, m.690 ve m.700Poliçede Kabul ve Aval ›Protesto, kambiyo senedinin kabul edilmediğini veya ödenmediğini resmî biçimde tespit eden noter belgesini ifade eder. Hamilin ciranta ve diğer başvuru borçlularına karşı müracaat hakkını koruyabilmesi için kanunda öngörülen süreler içinde protesto düzenletmesi gerekir. Senede protestosuz ya da gidersiz kaydı konulmuşsa hamil bu yükümlülükten kurtulur; ancak senedi süresinde ibraz etme yükümlülüğü devam eder.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.714 ve devamıÇek ve Bono (Kambiyo) Takibi ›Rehin açığı belgesi, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte satış bedelinin alacağı karşılamaması hâlinde kalan kısım için düzenlenen belgeyi ifade eder. Bu belge, borç ikrarını içeren senet niteliğindedir. Alacaklı belgeye dayanarak borçlunun sıfatına göre haciz veya iflas yoluna gidebilir; bir yıl içinde takip talebinde bulunursa yeniden ödeme emri tebliğ edilmez.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.152Rehin Açığı Belgesi ›Rüçhan hakkı, bir sınai mülkiyet başvurusunda daha önceki bir başvurunun veya sergideki teşhirin tarihinden yararlanma imkânı veren önceliktir. Bu sayede rüçhan süresi içinde yapılan sonraki başvuru, ilk başvuru tarihinde yapılmış gibi değerlendirilir ve arada yapılan üçüncü kişi başvuruları hak sahibine karşı üstünlük sağlayamaz. Hakkın talep edilmesi ve belgelenmesi gerekir.
6769 sayılı SMK m.12 ve m.13Marka ve Patentte Rüçhan Hakkı ›Sermaye artırımı, şirketin esas veya çıkarılmış sermayesinin kanunda öngörülen usullerle yükseltilmesi işlemidir. Artırım; dış kaynaklardan nakdî ya da aynî sermaye konularak, iç kaynakların sermayeye eklenmesiyle veya şarta bağlı biçimde yapılabilir. Esas sermaye sisteminde genel kurul, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu karar verir; kararın tescil edilmemesi hâlinde geçersizlik sonucu doğar.
6102 sayılı TTK m.456 vd.Anonim Şirkette Sermaye Artırımı ›Soybağı, çocuk ile ana ve baba arasındaki hukuki bağı ifade eder. Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kendiliğinden kurulur; çocuk ile baba arasında ise ana ile evlilik, tanıma veya mahkeme hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulabilir. Bu bağ; velayet, nafaka, miras ve soyadı gibi sonuçların tamamının dayanağını oluşturduğundan aile hukukunun temel kavramlarındandır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.282Tanıma Yoluyla Soybağının Kurulması ›Sıra cetveli, satış tutarı bütün alacaklıların alacağını karşılamaya yetmediğinde icra dairesince düzenlenen ve alacaklıların hangi sırada ne kadar pay alacağını gösteren belgedir. Alacaklılar, iflasta girecekleri sıraya göre kabul olunur. Cetvele karşı, sıraya yönelik uyuşmazlıklarda şikâyet, alacağın esasına yönelik itirazlarda ise sıra cetveline itiraz davası yoluna başvurulur.
2004 sayılı İİK m.140, m.142 ve m.206Sıra Cetveline İtiraz ›Şirket birleşmesi, iki ya da daha fazla ticaret şirketinin malvarlıklarının tasfiye yapılmaksızın külli halefiyet yoluyla tek bir şirkette toplanmasıdır. Devralma yoluyla ya da yeni kuruluş şeklinde gerçekleşebilir. Süreçte birleşme sözleşmesi ve raporu hazırlanır, inceleme hakkı tanınır ve genel kurul onayı alınır. Devrolunan şirket, birleşmenin ticaret siciline tescili ile infisah eder.
6102 sayılı TTK m.136 vd.Şirket Birleşme ve Devralma ›Taahhüdü ihlal, borçlunun icra dairesinde alacaklının muvafakatiyle kararlaştırdığı ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın yerine getirmemesidir. Alacaklının şikâyeti üzerine icra ceza mahkemesince tazyik hapsi kararı verilebilir. Borçlu, ödemesi gereken tutarı yatırdığında tahliye edilir. Taahhüdün geçerliliği için borcun tüm ferileriyle birlikte hesaplanması ve tarafların iradesinin açık olması aranır.
2004 sayılı İİK m.111 ve m.340Taahhüdü İhlal (Ödeme Şartını İhlal) Suçu ›Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Tacir sıfatı; ticaret siciline tescil, ticaret unvanı seçme ve kullanma, ticari defter tutma ve basiretli bir iş insanı gibi hareket etme yükümlülüklerini beraberinde getirir. Ayrıca tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların şekli, faiz ve cezai şartın indirilmesi gibi konularda özel kurallar uygulanır.
6102 sayılı TTK m.12 ve m.14Tacir Sıfatı ve Sonuçları ›Tahliye taahhüdü, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını kiraya verene karşı yazılı olarak üstlenmesini ifade eder. Taahhüdün geçerli sayılabilmesi için kiralananın tesliminden sonra ve yazılı biçimde verilmiş olması gerekir. Kiracı belirtilen tarihte boşaltmazsa kiraya veren, o tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.352Tahliye Taahhüdü ›Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Failin neticeyi öngördüğü hâlde istememesi ise bilinçli taksir sayılır ve cezanın artırılmasını gerektirir. Taksirli sorumluluk için kanunda açık hüküm bulunmalıdır. Ceza, failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin kusuru varsa herkes kendi kusurundan sorumlu olur.
5237 sayılı TCK m.22Taksirle Öldürme Suçu ›Taksitli satış sözleşmesi, satıcı veya sağlayıcının malın teslimi ya da hizmetin ifasını üstlendiği, tüketicinin ise bedeli kısım kısım ödediği sözleşmeyi ifade eder. Sözleşme yazılı kurulmadıkça geçerli olmaz ve geçersizlik tüketici aleyhine ileri sürülemez. Tüketici yedi gün içinde gerekçe göstermeksizin cayabilir. Temerrüt hâlinde kalan borcun tamamının istenebilmesi, kanunda öngörülen ödenmemiş taksit oranlarının gerçekleşmesine bağlıdır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.17-19Taksitle Satış Sözleşmeleri ›Tanınmış marka, ilgili çevrede ulaştığı bilinirlik düzeyi nedeniyle kendi mal ve hizmet sınıflarının ötesinde korumadan yararlanan markadır. Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaların aynı ya da benzerinin tescili itiraz üzerine reddedilir. Türkiye'de ulaşılan tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlanması, itibarın zarar görmesi veya ayırt ediciliğin zedelenmesi hâlinde farklı sınıflarda da koruma sağlanabilir.
6769 sayılı SMK m.6/4 ve m.6/5Tanınmış Marka Koruması ›Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı devir ve benzeri işlemlerin alacaklı yönünden hükümsüz sayılmasını sağlayan davadır. Karşılıksız kazandırmalar, aciz hâlindeki bazı işlemler ve zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar iptale tabidir. İşlem geçersiz sayılmaz; alacaklı, malı üçüncü kişinin elindeyken haczettirip sattırma imkânı elde eder.
2004 sayılı İİK m.277-284Tasarrufun İptali Davası ›Tasarım, ürünün tümünün veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Korunabilmesi için yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması gerekir. Tescil edilmişse tescilli tasarım olarak, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuşsa tescilsiz tasarım olarak korunur; koruma süreleri birbirinden farklıdır.
6769 sayılı SMK m.55, m.56 ve m.69Tasarım nedir? ›Tasfiye, sona eren ticaret şirketinin mevcutlarının paraya çevrilerek borçlarının ödenmesi ve kalan tutarın ortaklara dağıtılması sürecidir. Şirket tasfiye süresince tüzel kişiliğini korur, ancak unvanına tasfiye hâlinde ibaresi eklenir. İşlemleri tasfiye memurları yürütür; alacaklılara çağrı yapılır ve sonuçta ticaret sicilinden terkin ile tüzel kişilik sona erer.
6102 sayılı TTK m.533 vd.Ticaret Şirketlerinde Tasfiye ›Tecavüzün refi, sınai mülkiyet veya fikri hakka yönelik hâlen süren bir ihlalin ortadan kaldırılmasının istenmesini ifade eder. Hak sahibi mahkemeden fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını ve zararının tazminini isteyebilir. Tecavüz oluşturan ürünlere el konulması ile bunların imhası da talep edilebilecek sonuçlar arasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.149Telif Hakkında Tecavüzün Ref'i ve Men'i ›Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası süresince eşin ve çocukların barınma ile geçimini sağlamak amacıyla hâkim tarafından hükmedilen geçici nafakayı ifade eder. Hâkim bu önlemi ayrıca talep edilmese de resen alır. Nafaka dava tarihinden itibaren işler ve karar kesinleşinceye kadar devam eder; tarafların durumu değişirse miktar yeniden belirlenebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169Tedbir Nafakası ›Terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini bırakması ya da haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi hâlini ifade eder. Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. Diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.164Terk Sebebiyle Boşanma ›Tevdi mahalli tayini, alacaklının ifayı kabulden kaçınması hâlinde borçlunun borç konusunu bırakacağı yerin hâkim tarafından belirlenmesini ifade eder. Kira ilişkilerinde kiraya verenin kira bedelini almaktan kaçınması durumunda kiracı, sulh hukuk mahkemesinden tevdi yeri belirlenmesini ister. Belirlenen yere yapılan ödeme ile kiracı borcundan kurtulur ve temerrüde düşmemiş sayılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.107Kira Bedelinde Tevdi Mahalli Tayini ›Teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Bu hâlde fail, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre indirilmiş ceza ile cezalandırılır. Failin icra hareketlerinden kendi isteğiyle vazgeçmesi hâlinde ise gönüllü vazgeçme söz konusu olur ve yalnızca tamamlanmış kısım suç oluşturuyorsa ondan sorumlu tutulur.
5237 sayılı TCK m.35 ve m.36Ceza Hukuku Nedir? ›Teşmil, yürürlükteki bir toplu iş sözleşmesinin, o iş kolunda sözleşme kapsamında olmayan benzer nitelikteki işyerlerine Cumhurbaşkanı kararıyla genişletilmesini ifade eder. Karar alınmadan önce Yüksek Hakem Kurulunun görüşü alınır ve teşmil kararında gerekçe açıklanarak karar Resmî Gazete'de yayımlanır. Teşmil edilen toplu iş sözleşmesi sona erdiğinde teşmil kararı da kendiliğinden ortadan kalkar.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.40Toplu İş Sözleşmesinin Teşmili ›Ticaret sicili, ticari işletmelere ve ticaret şirketlerine ilişkin kanunda öngörülen hususların kaydedildiği ve alenî olan resmî kayıt sistemidir. Tescil ve ilan edilen bir olgunun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi mümkün hâle gelir. Sicile güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilerin bu güveni korunur; tescilin kurucu veya açıklayıcı etkisi işleme göre değişir.
6102 sayılı TTK m.24 ve m.36Ticaret Sicili ve Tescilin Hukuki Etkileri ›Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve imza atarken kullandığı addır. Her tacir unvanını seçmek, ticaret siciline tescil ettirmek ve işletmesiyle ilgili belgelerde kullanmak zorundadır. Usulen tescil ve ilan edilmiş bir ticaret unvanının başkası tarafından kullanılması hâlinde unvan sahibi, tespit, men ve tazminat talepleriyle korunma yoluna başvurabilir.
6102 sayılı TTK m.39-53Ticaret Unvanı ve Korunması ›Ticari defter, tacirin ticari işlemlerini ve malvarlığı durumunu açıkça gösterecek şekilde tutmak zorunda olduğu kayıt düzenidir. Yevmiye defteri, defterikebir ve envanter defteri temel defterlerdir; ayrıca pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı defteri tutulur. Usulüne uygun tutulan defterler, ticari uyuşmazlıklarda sahibi lehine ve aleyhine delil olarak değerlendirilebilir.
6102 sayılı TTK m.64 ve m.222Ticari Defter Tutma Yükümlülüğü ›Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. İşletmeyi kendi adına işleten kişi tacir sayılır. Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının tek tek devrine gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir; devir sözleşmesi yazılı yapılır ve ticaret siciline tescil ile ilan edilir.
6102 sayılı TTK m.11Ticari İşletme Devri ›Ticari işletme rehni, işletmenin taşınır malvarlığı unsurlarının zilyetlik devredilmeksizin alacaklıya rehnedilmesini sağlayan teminat türüdür. Rehin sözleşmesi kanunda öngörülen şekle uygun düzenlenir ve Rehinli Taşınır Sicili'ne tescil edilmekle geçerlilik kazanır. Borç ödenmezse alacaklı, rehin konusu üzerinde kanunda gösterilen yollarla paraya çevirme ve öncelikli olarak alacağını tahsil etme imkânına sahip olur.
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni KanunuTicari İşletme Rehni ›Ticari mümessil, işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve ticaret unvanı altında kendisini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetkilendirdiği kişiyi ifade eder. Kanunda ticari temsilci olarak adlandırılır ve yetkinin ticaret siciline tescil ettirilmesi zorunludur. İşletme sahibinin ticari mümessilin fiillerinden doğan sorumluluğu ise tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.547Ticari Mümessil ve Ticari Vekil ›Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin işletmesini yönetmek veya bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişiyi ifade eder. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça ödünç para alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış bir davayı takip edemez.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.551Ticari Mümessil ve Ticari Vekil ›Toplu yapı, bir veya birden çok imar parseli üzerinde belli bir onaylı yerleşim planına göre yapılmış ya da yapılacak altyapı tesisleri, ortak kullanım yerleri ve sosyal tesisleri bulunan yapı topluluğunu ifade eder. Bu yapılar blok kat malikleri kurulu, ada temsilciler kurulu ve toplu yapı temsilciler kurulu eliyle yönetilir. Ortak yer ve tesislere ilişkin giderlere katılma esasları yönetim planında belirlenir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.66-73Toplu Yapılarda Yönetim ›Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde hâkim kararıyla uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi ile delilleri karartma tehlikesi başlıca tutuklama nedenleridir. Ölçülü olmayan hâllerde bu tedbire başvurulamaz ve adli kontrol tercih edilir. Kararlara itiraz edilebilir; tutukluluk hâli düzenli aralıklarla incelenir.
5271 sayılı CMK m.100-105Tutuklama ve Adli Kontrol ›Tüketici hakem heyeti, belirli parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarını çözmekle görevli, illerde ticaret il müdürü, ilçelerde kaymakam başkanlığında toplanan kurulu ifade eder. Heyette belediye, baro, ilgili oda ve tüketici örgütü temsilcileri yer alır. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya işlemin yapıldığı yerdeki heyete yapılabilir. Başvuru harca tabi değildir ve karara karşı tüketici mahkemesine itiraz edilebilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.66-70Tüketici Hakem Heyetine Başvuru ›Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, şirketin ayrı tüzel kişiliğinin dürüstlük kuralına aykırı biçimde kötüye kullanılması hâlinde sorumluluğun ortak veya hâkim şirkete yöneltilmesini ifade eder. Malvarlığının karışması, yetersiz sermaye ve şirketin araç olarak kullanılması tipik durumlardır. İstisnai nitelikte olduğundan uygulanabilmesi için kötüye kullanmanın somut delillerle ortaya konulması aranır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ›Umuma iletim hakkı, eserin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının radyo, televizyon, uydu ve kablo gibi araçlarla ya da dijital iletim dâhil işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla kamuya ulaştırılması yetkisidir. Kişilerin seçtikleri yer ve zamanda esere erişimini sağlamak da bu hakka dâhildir. Hak münhasıran eser sahibine aittir ve izinsiz kullanım tecavüz oluşturur.
5846 sayılı FSEK m.25Umuma İletim Hakkı (FSEK) ›Uyarlama davası, sözleşmenin kurulmasından sonra öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması nedeniyle edimler arasındaki dengenin aşırı biçimde bozulması hâlinde sözleşmenin yeni koşullara uydurulmasını ifade eder. Talep eden taraf, borcunu henüz ifa etmemiş veya aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Uyarlama mümkün değilse taraf sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak fesih hakkı kullanılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.138Aşırı İfa Güçlüğü ve Kira Uyarlaması ›Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdurun tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını sağlayan alternatif çözüm yöntemidir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uygulanabilir. Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı ya da davanın düşmesi kararı verilir. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde soruşturma veya yargılamaya olağan şekilde devam edilir.
5271 sayılı CMK m.253-255Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma ›Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsili konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülükler bütününü ifade eder. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır; boşanma hâlinde hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek velayeti eşlerden birine bırakır. Koşullar değişirse velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması ayrı bir dava ile istenebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.335 ve devamıVelayet Davası ›Vesayet, velayet altında bulunmayan küçüklerin ve kısıtlananların kişiliğinin ve malvarlığının korunması için kurulan kanuni koruma düzenini ifade eder. Kamu vesayeti, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ile denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi tarafından yürütülür. Vesayet altındaki kişiyi vasi temsil eder; taşınmaz alım satımı gibi önemli işlemler vesayet makamının ve gerektiğinde denetim makamının iznine bağlıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.396 ve devamıVesayet ve Kayyım ›Yakalama şerhi, üzerinde haciz bulunan bir aracın trafikte tespit edilmesi hâlinde muhafaza altına alınabilmesi amacıyla sicile işlenen kaydı ifade eder. İcra müdürlüğünce verilen karar üzerine kolluk birimleri aracı tespit ettiğinde yediemin otoparkına çeker. Borcun ödenmesi veya haczin kaldırılması hâlinde yakalama şerhi de icra dosyası üzerinden kaldırılır.
2004 sayılı İcra ve İflas KanunuAraç Üzerine Haciz ve Yakalama Şerhi ›Yan gider, kiralananın kullanımıyla bağlantılı olarak doğan ısıtma, aydınlatma, su ve benzeri kullanma giderlerini ifade eder. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel âdet yoksa bu giderlere kiracı katlanır. Giderlere katlanan taraf, harcamaları ispat eden belgelerin birer örneğini istem üzerine diğer tarafa vermek zorundadır. Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında ödeme yükümlülüğü getirilemez.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.341 ve m.346Kirada Yan Giderler ve Aidat ›Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlere karşı yerine getirilmesi gereken bakım yükümlülüğünü ifade eder. Kardeşlerin yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Dava, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır ve talep, davacının geçinmesi için gerekli olan, karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardımdan ibarettir. Nafaka alacaklısına bakan kurumlar da dava açabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.364-365Yardım Nafakası ›Yediemin, haczedilen bir malın muhafaza edilmek üzere kendisine teslim edildiği kişi ya da kuruluşu ifade eder. Haczedilen taşınırlar borçlunun elinde bırakılabileceği gibi alacaklının talebiyle üçüncü kişiye veya lisanslı yediemin deposuna teslim edilebilir. Yediemin malı özenle korumakla yükümlüdür; malı kendi yararına kullanması ya da iade etmemesi cezai sorumluluk doğurur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.88Hacizde Yediemin ve Muhafaza ›Yeni malikin gereksinimi, kiralananı sonradan edinen kişinin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunması hâlinde kira sözleşmesini sona erdirebilmesini ifade eder. Yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı bildirmek koşuluyla altı ay sonra dava açabilir. Dilerse bu hakkını sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde de kullanabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.351Yeni Malikin Gereksinim Nedeniyle Tahliye Hakkı ›Yeniden kiralama yasağı, gereksinim amacıyla tahliye sağlayan kiraya verenin, haklı sebep olmaksızın taşınmazı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamamasını ifade eder. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazlar da eski hâliyle aynı süre boyunca başkasına kiralanamaz. Yasağa aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.355Tahliye Sonrası Yeniden Kiralama Yasağı ›Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın diğer taraftan isteyebileceği nafakayı ifade eder. Talepte bulunan eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir; nafaka yükümlüsünün kusuru ise aranmaz. Miktar, yükümlünün malî gücü oranında belirlenir ve süresiz olarak hükmedilebilir. Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi hâlinde nafaka kaldırılır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175Yoksulluk Nafakası ve Şartları ›Yönetici, anagayrimenkulün yönetimini yürütmek üzere kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğuyla atanan kişiyi ifade eder. Her yıl kanuni yıllık toplantıda yeniden atanır; kat malikleri anlaşamazsa sulh hukuk mahkemesince atama yapılır. Yönetici, kurul kararlarını yerine getirmek, bakım ve onarımı sağlamak, defter tutmak ve işletme projesi hazırlamakla görevlidir ve kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.34-39Apartman Yöneticisinin Atanması ve Azli ›Yönetim kurulu, anonim şirketi yöneten ve üçüncü kişilere karşı temsil eden zorunlu organdır. Bir veya daha fazla üyeden oluşur; üyeler esas sözleşmeyle atanabilir yahut genel kurulca seçilir. Üst düzey yönetim, muhasebe ve finansal denetim düzeninin kurulması gibi görevler devredilemez niteliktedir. Üyeler, özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davranışlarından doğan zararlardan kusurları oranında sorumlu tutulur.
6102 sayılı TTK m.359, m.365, m.375 ve m.553Yönetim Kurulu Toplantı ve Kararları ›Yönetim planı, anagayrimenkulün yönetim tarzını, kullanma amacını ve şeklini, yönetici ile denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ilişkin diğer hususları düzenleyen belgeyi ifade eder. Bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir ve halefleri ile yönetici ve denetçileri de bağlar. Değiştirilebilmesi için kural olarak bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyu gerekir; tarihi kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.28Yönetim Planı ve Değişikliği ›Zina, evli bir eşin karşı cinsten başka bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasını ifade eder ve mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Sebep ispatlandığında ayrıca ortak hayatın çekilmez hâle geldiğini kanıtlamak gerekmez. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı bulunmaz.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.161Zina Sebebiyle Boşanma ›Zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal etmektir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak ceza kanunda öngörülen oranda artırılır. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi hâlinde de bu hüküm uygulanır. Kasten öldürme ve yaralama gibi bazı suçlarda uygulanmaz.
5237 sayılı TCK m.43Zincirleme Suç ›Ziynet eşyası, düğün ve nişan gibi törenlerde takılan altın, bilezik, kolye ve benzeri değerli takıları ifade eder. Kural olarak kime takılmışsa onun kişisel malı sayılır ve mal rejiminin tasfiyesinde paylaşıma girmez. Ziynetlerin bozdurulduğu veya elden alındığı ileri sürülüyorsa, aynen iadesi mümkün değilse bedeli istenir; iddiayı ileri süren tarafın tanık, fotoğraf veya video gibi delillerle ispatı gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220 ve m.226Boşanmada Ziynet Eşyası (Düğün Takıları) Davası ›