Poliçe, kambiyo senetleri arasında muhatabın kabulüyle bağımsız bir ödeme taahhüdüne dönüşen ve üçüncü kişilerin aval vermesiyle güvence altına alınabilen bir kıymetli evrak türüdür. Bu iki kurum, poliçenin ödeme güvencesini önemli ölçüde artırır. Bu konudaki hükümler, gerek şirket yöneticileri ve ortakları gerekse alacaklılar ve üçüncü kişiler bakımından pratikte sıklıkla başvurulan önemli bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
TTK m.691 uyarınca poliçe hamili veya elinde bulunduran herhangi bir kişi, vadeye kadar poliçeyi muhatabın yerleşim yerinde kabule arz edebilir. Muhatap, poliçeyi kabul ettiğinde bedelini vadesinde ödemeyi taahhüt etmiş sayılır ve kambiyo senedinden doğan asıl borçlu haline gelir. Bu husus, uygulamada tarafların hak ve yükümlülüklerinin netleşmesi bakımından büyük önem taşımakta olup, sözleşme ve karar metinlerinin bu çerçeveye uygun hazırlanması olası uyuşmazlıkların önüne geçer.
m.692 hükmü, düzenleyenin poliçede kabule arzı şart koşabileceği veya yasaklayabileceği hususunu düzenler; bu düzenleme, tarafların poliçenin dolaşım sürecini kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmesine imkân tanır. Konuyla ilgili uygulamada, mahkemelerin somut olayın özelliklerini dikkate alarak değerlendirme yaptığı, bu nedenle ilgili tarafların işlemlerini kanunun aradığı şekil şartlarına tam olarak uydurması gerektiği vurgulanmaktadır.
TTK m.696 uyarınca kabul, poliçe bedelinin bir kısmıyla sınırlandırılabilir; ancak bu durumda muhatap, kabul etmediği kısım için kambiyo taahhüdü altına girmez. m.698-699 hükümleri, kabul şerhinin şekline ve şerhin çizilmesi haline ilişkin özel kuralları düzenler. Bu düzenleme, ilgili tarafların menfaatleri arasında hukuken öngörülen dengenin korunmasını amaçlamakta ve uygulayıcıların bu dengeyi gözeterek işlem yapmasını gerektirmektedir.
Kabul edilmeyen poliçe için hamil, kabul etmeme dolayısıyla kambiyo hukuku çerçevesinde başvurma haklarını kullanabilir; bu durum poliçenin güvence işlevini pekiştirir. Uygulamada bu kurala uyulmaması, sözleşmenin veya kararın geçersizliği ya da tarafların sorumluluğu gibi çeşitli hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, ilgili sürecin dikkatle yürütülmesi tavsiye edilir.
TTK m.700 uyarınca aval, poliçe bedelinin ödenmesinin bir üçüncü kişi veya poliçede imzası bulunan biri tarafından kısmen ya da tamamen güvence altına alınmasıdır. Aval veren, kimin lehine aval verdiğini poliçe üzerinde göstermek zorundadır; aksi halde düzenleyen lehine aval verilmiş sayılır. Bu nedenle, ilgili belgelerin ve karar metinlerinin kanunda aranan unsurları eksiksiz içermesi, hem şirket içi işlerliği hem de üçüncü kişilerle olan ilişkilerin sağlıklı yürümesi bakımından önem taşır.
m.701 hükmü, avalin poliçe veya alonj üzerine yazılıp imzalanmasını arar; m.702 ise aval verenin, lehine aval verilen kişiyle aynı şekilde ve aynı kapsamda sorumlu olacağını düzenler. Söz konusu düzenleme, ilgili mevzuatın genel sistematiğiyle uyumlu olup, uygulamada bu hükümlerin diğer ilgili kanun maddeleriyle birlikte yorumlanması gerekmektedir.
Poliçe hamili veya elinde bulunduran herhangi bir kişi, poliçeyi muhataba kabule arz edebilir.
Evet, muhatap poliçe bedelinin bir kısmını kabul edip kalan kısmı reddedebilir; reddedilen kısım için kambiyo taahhüdü doğmaz.
Aval veren, lehine aval verdiği kişiyle aynı şekilde ve aynı kapsamda sorumlu olur.
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari alacaklardan doğan uyuşmazlıklarda CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
Ticaret Sicili ve Tescilin Hukuki Etkileri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Esas Sözleşme Değişikliği hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Sermaye Azaltımı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Murahhas Aza ve Yetki Devri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›