Gerçekte borçlu olmadığı halde takibe maruz kalan kişi, menfi tespit davası ile borçlu olmadığının tespitini; ödeme yapmışsa istirdat davası ile ödediğini geri almayı talep edebilir.
Menfi tespit davası, borçlu olmadığını ileri süren kişinin bu durumun mahkemece tespitini istediği davayı ifade eder. Takipten önce veya sonra açılabilir; takipten sonra açılması takibi kendiliğinden durdurmaz. Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa borçlu lehine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir.
Dayanak: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72Sözlükte gör: Menfi Tespit Davası ›Borçlu, icra takibinden önce veya sonra, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Takipten sonra açılan davada teminat karşılığı tedbir istenebilir.
Borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında ödeme yapan kişi, ödediği tutarı geri almak için istirdat davası açabilir. Dava, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü genellikle alacaklıdadır; ancak senede dayalı takiplerde borçlunun iddiasını ispat etmesi gerekebilir.
Kural olarak borçlu olmadığını iddia eden davacı bunu ispatla yükümlüdür. Ancak davacı, borç ilişkisinin hiç doğmadığını ileri sürüyorsa ispat yükü, alacağın dayanağını göstermesi gereken alacaklıya geçer.
Takipten sonra açılan menfi tespit davasında, borçlu teminat göstererek takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir isteyebilir. İstirdat davası ise borç olmadığı hâlde ödenen tutarın geri alınması için ödemeden itibaren bir yıl içinde açılır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrasına göre menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Bu düzenleme davacıya seçimlik bir yetki tanır. Görevli mahkeme ise genel hükümlere göre belirlenir; uyuşmazlığın ticari nitelikte olması hâlinde asliye ticaret mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Buna karşılık yetki itirazının, cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ve süresi içinde ileri sürülmesi gerekir.
İhtiyati tedbir bakımından takipten önce ve takipten sonra açılan davalar arasında önemli bir fark bulunur. Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu ancak aynı orandaki teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu ayrım, dilekçedeki talebin doğru kurulmasını gerektirir.
Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı, ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Bu zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve her hâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Bu nedenle teminat gösterilerek tedbir alınması yolunun, dava sonunda ortaya çıkabilecek bu yükümlülük dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde takibin durdurulmasıyla elde edilen geçici sonuç, dava sonunda ek bir yük doğurabilir.
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa takip derhal durur. İlamın kesinleşmesi üzerine, içeriğine göre ve ayrıca hükme gerek kalmaksızın icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talep üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir; takdir edilecek zarar takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu tedbir kararı almamış ve borç da ödenmişse davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Menfi tespit davası, borçlu olmadığını ileri süren kişinin bu durumun tespiti için açtığı davadır. 2004 sayılı İİK m.72 uyarınca icra takibinden önce veya sonra açılabilir. Takipten sonra açılan davada mahkemeden, teminat karşılığında takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı istenebilir. Takipten önce açılan davada da tedbir yoluyla takibin durdurulması istenebilir.
İstirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre 2004 sayılı İİK m.72'de düzenlenmiştir. Borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında ödeme yapan kişi, ödediği tutarın iadesini bu yolla ister. Sürenin geçirilmesi hâlinde genel hükümlere göre talepte bulunulması gündeme gelir.
İspat yükü, ileri sürülen iddianın niteliğine göre belirlenir. Borç ilişkisinin hiç doğmadığı ileri sürülüyorsa alacağın varlığını ispat külfeti alacaklıya düşer. Borcun sonradan ödeme, takas veya zamanaşımı gibi bir sebeple sona erdiği iddia ediliyorsa bunu ispat yükü borçluya aittir. Mahkeme, sunulan belgeleri ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
İcra takibi başlatmaktan haciz ve ihalelere, itirazlardan menfi tespit davalarına kadar tüm icra süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
6769 sayılı SMK kapsamında marka kavramı, tescili ve marka davaları.
Devamını oku ›MakalePatent ve faydalı model kavramları, tescil süreci ve patent davaları.
Devamını oku ›MakaleTasarım tanımı, tescilli/tescilsiz tasarım ve tasarım davaları.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile marka, tasarım ve coğrafi işaret hizmetleri.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile patent, faydalı model ve tasarım hizmetleri.
Devamını oku ›MakaleSMK m.29 kapsamında marka hakkına tecavüz, dava süreci, tazminat hesabı ve güncel Yargıtay kararları.
Devamını oku ›