Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı devir ve benzeri işlemlerin, alacaklı yönünden hükümsüz sayılmasını sağlar. Böylece o mal üzerinden alacak tahsil edilebilir hâle gelir.
Bu dava, borçlunun aciz hâlindeyken yaptığı ve alacaklıyı zarara uğratan tasarrufların, alacaklı bakımından etkisiz kılınmasını amaçlar. İşlem taraflar arasında geçerli kalır; yalnızca alacaklıya karşı ileri sürülemez hâle gelir.
Davanın açılabilmesi için alacağın varlığı, borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesi bulunması ve iptali istenen tasarrufun alacağın doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır.
Karşılıksız kazandırmalar, mal kaçırma kastıyla yapılan devirler ve borçlunun yakınlarıyla yaptığı bazı işlemler iptale tabidir. Kanun, bağışlama ve değerinden düşük satış gibi işlemleri özel olarak iptal kapsamına almıştır.
Dava, borçluya ve tasarruftan yararlanan üçüncü kişiye karşı açılır. Malı borçludan devralan iyiniyetli olmayan üçüncü kişiler de davaya dâhil edilerek tasarrufun iptali sağlanır.
Dava kabul edilirse alacaklı, o mal üzerinde haciz ve satış yoluyla alacağını tahsil edebilir. Aciz belgesinin temini, tasarrufun niteliğinin saptanması ve süreçlerin takibi icra hukuku avukatı desteğiyle yürütülmelidir.
İptal davası hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m.284). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; mahkemece kendiliğinden gözetilir, ayrıca ileri sürülmesi beklenmez. Sürenin dolmasından sonra açılan dava esasa girilmeksizin reddedilir. Tasarruf tarihinin tespitinde resmî senet, tapu yevmiye kaydı ya da araç tescil belgesi esas alınır; elden yapılan devirlerde fiilî teslim tarihi tartışma konusu olabilir. Sürenin dolup dolmadığı dava açılmadan önce denetlenmeli; bu denetim gereksiz masrafı önler.
Süre, alacağın doğum tarihinden ya da aciz belgesinin alındığı tarihten değil, tasarrufun yapıldığı tarihten işlemeye başlar. Zincirleme devirlerde her tasarruf için ayrı değerlendirme yapılır. Aciz belgesi yargılama sırasında da sunulabildiğinden, süre yaklaşıyorsa dava açılıp belgenin sonradan ibraz edilmesi yoluna gidilebilir. Sürenin geçmesi hâlinde alacaklının elinde, koşulları varsa muvazaa iddiasına dayalı dava yolu kalabilir; bu davanın ispat rejimi farklı olduğundan seçim baştan yapılmalıdır. Seçim yapılırken alacağın niteliği ve eldeki belgeler birlikte değerlendirilir.
Tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; dava değeri ne olursa olsun bu görev değişmez. Davanın icra mahkemesinde açılması görevsizlik kararı verilmesi sonucunu doğurur. Yetki bakımından genel kural uygulanır ve dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır (HMK m.6). Birden fazla davalı bulunduğunda, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (HMK m.7). Yetki itirazı cevap dilekçesinde ve süresinde ileri sürülmelidir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderilmesi süresinde istenmelidir. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
Dava taşınmaza ilişkin olsa dahi taşınmazın aynına ilişkin sayılmadığından, kesin yetki kuralına tabi değildir. Yargılama sırasında ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir yoluyla malın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi istenebilir; tapu kaydına şerh verilmesi, sonraki devirlerin davanın sonucundan etkilenmesini sağlar. Bu talepler karara bağlanırken teminat istenebilir. Aynı tasarrufa ilişkin birden çok dosya varsa birleştirme istenmesi, çelişkili kararların önüne geçer. Tedbir talebinin dayanağı yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konmalıdır; ret kararına karşı itiraz edilebilir.
Borçlunun aciz hâlindeyken yaptığı ve alacaklıyı zarara uğratan tasarrufların, alacaklı bakımından etkisiz kılınmasını sağlar (İİK m.277-284). İşlem taraflar arasında geçerli kalır; yalnızca alacaklıya karşı ileri sürülemez hâle gelir ve mal üzerinden tahsil mümkün olur.
Alacağın varlığı, borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesi bulunması ve iptali istenen tasarrufun alacağın doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır; aciz belgesi davanın ön şartıdır.
Karşılıksız kazandırmalar, bağışlamalar, değerinden düşük satışlar, mal kaçırma kastıyla yapılan devirler ve borçlunun yakınlarıyla yaptığı bazı işlemler iptale tabidir. Kanun bu işlemleri özel olarak iptal kapsamına almıştır; mal kaçırma kastı somut olgularla değerlendirilir.
Tasarrufun iptali ve icra takibi süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.