Marka sahibi, markasını taşıyan ürünü kendisi veya izniyle piyasaya sürdüğünde, o ürün üzerindeki marka hakkı tükenir. Bu ilke, malların serbest dolaşımı ile marka korumasının dengesini kurar.
Marka hakkının tükenmesi, marka sahibinin izniyle piyasaya sunulan bir malın, sonraki satış ve dağıtımlarının marka hakkına dayanılarak engellenememesi anlamına gelir (SMK m.152). İlke, malların serbest dolaşımını güvence altına alır.
Marka sahibi, malı ilk kez piyasaya sürdükten sonra o mal üzerindeki marka hakkını kural olarak yeniden ileri süremez.
Tükenmenin söz konusu olabilmesi için malın, marka sahibi tarafından veya onun izniyle piyasaya sunulmuş olması gerekir. İzinsiz piyasaya sürülen mallarda tükenme gerçekleşmez ve marka hakkı korunmaya devam eder.
Marka sahibi, malın piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi hâlinde, bu malların ticari amaçla kullanılmasını önleyebilir (SMK m.152/2). Böylece markanın itibarını koruyan bir denge sağlanır.
Bu istisna, özellikle malın orijinal niteliğinin bozulduğu durumlarda önem kazanır.
Sınai Mülkiyet Kanunu'nda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir (6769 sayılı Kanun m.156). Bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ihtisas mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Marka hakkının tükendiği savunmasının ileri sürüldüğü tecavüz davaları da bu mahkemelerde görülür. Görev kuralı kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında gözetilir. İhtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde açılan davalarda, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi süreç bakımından gecikmeye yol açar.
Yetki bakımından, hak sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak davalarda davacının yerleşim yeri, hukuki işlemin gerçekleştiği yer veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkilidir (6769 sayılı Kanun m.156). İnternet üzerinden yapılan satışlarda etkinin görüldüğü yerin belirlenmesi tartışma doğurabildiğinden, dava dilekçesinde yetkiye ilişkin dayanağın açıkça gösterilmesi yerinde olur. Yetki itirazının süresinde ileri sürülmemesi hâlinde mahkeme davaya devam eder. Tecavüzün durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinde de yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, kararın hızla alınabilmesi bakımından önem taşır.
İlk yaygın hata, tükenme ilkesinin kapsamının yanlış belirlenmesidir. Tükenme ancak malın marka sahibi tarafından veya onun izniyle piyasaya sunulmuş olması hâlinde gündeme gelir; bu koşulun hangi coğrafi alan bakımından değerlendirileceği ise ayrı bir tartışma konusudur. İkinci hata, iznin varsayılmasıdır. Yetkili distribütörden alındığı düşünülen ürünlerde malın hangi zincirle piyasaya sunulduğunun faturalar ve tedarik sözleşmeleriyle belgelenmesi gerekir. Belgelenemeyen bir tedarik zinciri savunmayı zayıflatır. Ayrıca ürünün gerçekten orijinal olup olmadığı konusunda uyuşmazlık çıkarsa, bilirkişi incelemesi ve marka sahibinden alınacak bilgi belirleyici olur.
Bir diğer hata, ürünün yeniden paketlenmesi veya etiketlenmesinin sonuçlarının gözden kaçırılmasıdır. Ambalajın değiştirilmesi, ürün bilgilerinin silinmesi ya da parti numaralarının kaldırılması, malın kötüleştirilmesi veya değiştirilmesi olarak değerlendirilebilir ve marka sahibine müdahale imkânı verir. Ayrıca son kullanma tarihi, garanti ve satış sonrası hizmetlere ilişkin tüketici mevzuatından doğan yükümlülükler de gündeme gelir. Tükenme savunması, bu yükümlülüklerden kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yeniden satışa sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bütünlüğünün korunması, hem marka hukuku hem de tüketici mevzuatı bakımından önemlidir.
Marka sahibinin izniyle piyasaya sunulan malın sonraki satışlarının marka hakkına dayanılarak engellenememesidir.
Marka sahibinin izniyle piyasaya sunulmuş orijinal ürünün yeniden satışı kural olarak ihlal sayılmaz; hak tükenmiştir.
Evet. Mal piyasaya sunulduktan sonra değiştirilmiş veya kötüleştirilmişse, marka sahibi bu malların ticari kullanımını önleyebilir.
Distribütörlük, paralel ithalat ve marka tecavüzü uyuşmazlıklarında hukuki destek için bize ulaşın.
Buluş bütünlüğü ilkesi gereği birden fazla buluş içeren patent başvurularının bölünmüş başvuruya dönüştürülmesi 6769 sayılı Kanun uyarınca açıklanır.
Devamını oku ›MakaleGaranti markası ve ortak markanın tescili için teknik şartname sunulmasının zorunlu olması ve şartnameye aykırılığın sonuçları 6769 sayılı Kanun uyarınca.
Devamını oku ›MakaleTanınmış Marka Koruması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTescilsiz Markanın Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMarka Devri ve Lisans Sözleşmeleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMarka Yenileme İşlemleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›