İş sözleşmesini fesheden taraf, kanuni bildirim sürelerine uymak zorundadır. Bu sürelere uyulmadan yapılan fesihte, karşı tarafa ihbar tazminatı ödenmesi gerekir.
Bildirim süreleri, işçinin kıdemine göre iki ile sekiz hafta arasında değişir. Bu süreler hem işveren hem işçi için geçerlidir.
Bildirim süresine uymayan taraf, bu süreye ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı öder. İhbar tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanır.
İhbar tazminatı, bildirim süresine uyulmamasının karşılığıdır ve hem işçi hem işveren tarafından talep edilebilir; kıdem tazminatı ise yalnızca işçi lehine doğar.
Bildirim (ihbar) süresi bir bütündür ve bölünemez. İşveren dilerse bu süreye ait ücreti peşin ödeyerek iş sözleşmesini derhal feshedebilir; peşin ödemede fesih, ödemenin yapıldığı anda gerçekleşir.
İş sözleşmesini fesheden taraf, feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanamaz. Bu nedenle haklı nedenle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanır ancak ihbar tazminatı talep edemez.
İhbar tazminatı istemi, bireysel iş uyuşmazlığı niteliğinde olduğundan iş mahkemesinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, işçi ve işveren alacaklarına ilişkin davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak öngörür. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir. Bu nedenle dava dilekçesine son tutanağın aslı ya da onaylı bir örneği eklenmelidir. Arabuluculuk sürecine bizzat katılım mümkün olduğu gibi vekil aracılığıyla temsil de sağlanabilir; toplantıya mazeretsiz katılmamanın gider yönünden sonuçları vardır.
Yetki bakımından, davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Bu kural arabuluculuk aşamasında da esas alınır; başvurunun yetkisiz arabuluculuk bürosuna yapılması hâlinde karşı taraf yetki itirazında bulunabilir. Arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen iki haftalık süre içinde davanın açılması önem taşır. Anlaşma sağlandığında ise düzenlenen belge ilam niteliğinde sayılır. Anlaşma belgesinde yer almayan alacaklar bakımından dava yolu açık kalır; bu nedenle tutanak ve anlaşma metninin kapsamı dikkatle belirlenmelidir.
İhbar tazminatı, İş Kanunu'na eklenen ek 3. madde uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar. Zamanaşımı, def'i olarak ileri sürülmediği sürece mahkemece kendiliğinden gözetilmez; bu nedenle savunmada süresinde ileri sürülmesi gerekir. Arabuluculuk başvurusu zamanaşımını durdurur; sürecin sona ermesiyle süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Kısmi dava veya belirsiz alacak davası açılmışsa, talep artırım aşamasında zamanaşımı tartışması yeniden gündeme gelebilir. Zamanaşımına uğrayan dönemler bakımından talep reddedilse dahi, kalan dönem için yargılama sürdürülür ve hesaplama buna göre yapılır.
Faiz bakımından ihbar tazminatı, kıdem tazminatından ayrılır. Kıdem tazminatına bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülürken, ihbar tazminatına yasal faiz uygulanır. Faizin başlangıcı kural olarak temerrüt tarihidir; işveren ihtarname, arabuluculuk başvurusu ya da dava yoluyla temerrüde düşürülmemişse faiz dava tarihinden itibaren hesaplanır. Bu nedenle fesihten sonra gönderilecek bir ihtar, faiz başlangıcını öne çekmesi bakımından pratik değer taşır. Talep edilmeyen faize hükmedilemeyeceği de gözden kaçırılmamalıdır. Brüt ücret üzerinden hesaplanan tazminattan yapılacak yasal kesintiler de hüküm altına alınacak tutarı etkilediğinden, hesap raporunun ayrıntılı incelenmesi gerekir.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın kanuni bildirim sürelerine uymaması hâlinde karşı tarafa ödemesi gereken tazminattır. 4857 sayılı İş Kanunu m.17'de düzenlenmiştir; bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ve brüt ücret üzerinden hesaplanır. Kıdem tazminatından farklı olarak hem işçi hem işveren tarafından talep edilebilir.
Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre iki ile sekiz hafta arasında değişir ve 4857 sayılı İş Kanunu m.17'de belirlenmiştir. Bu süreler hem işveren hem işçi bakımından geçerlidir. Bildirim süresi bir bütündür ve bölünemez; işveren dilerse bu süreye ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi derhal feshedebilir.
Hayır; iş sözleşmesini fesheden taraf, feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanamaz. Bu nedenle haklı nedenle istifa eden işçi kıdem tazminatı talep edebilir, ancak ihbar tazminatı isteyemez. Bildirim süresine uymadan istifa eden işçi ise işverene ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olabilir.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
6769 sayılı SMK kapsamında marka kavramı, tescili ve marka davaları.
Devamını oku ›MakalePatent ve faydalı model kavramları, tescil süreci ve patent davaları.
Devamını oku ›MakaleTasarım tanımı, tescilli/tescilsiz tasarım ve tasarım davaları.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile marka, tasarım ve coğrafi işaret hizmetleri.
Devamını oku ›Makaleİş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, işverene risk değerlendirmesi, eğitim ve gözetim ödevleri yükler; denetim ile aykırılığın sonuçları ele alınıyor.
Devamını oku ›Makaleİş sözleşmesinde cezai şart, belirli yükümlülüklere aykırılık hâlinde kararlaştırılır; işçi aleyhine düzenlemenin sınırları ile geçerlilik ölçütü anlatılıyor.
Devamını oku ›