Bir ürünün telif korumasından yararlanabilmesi için “eser” niteliği taşıması, yani sahibinin hususiyetini yansıtması gerekir. FSEK, korunan eserleri dört ana grupta toplar.
Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda sayılan türlerden birine giren her tür fikir ve sanat ürünüdür. Koruma için tescil zorunlu değildir; eser, meydana getirildiği anda korunmaya başlar.
Yazılı ve sözlü ürünler, bilgisayar programları, danslar ve bilimsel-teknik nitelikteki fotoğraf, harita ve projeler bu gruba girer. Bilgisayar programlarının FSEK kapsamında korunması özellikle önemlidir.
Her türlü sözlü ve sözsüz beste musiki eseridir. Söz yazarı ile bestecinin hakları ayrı ayrı doğar; bu nedenle bir şarkıda birden çok hak sahibi bulunabilir.
Estetik değere sahip resim, heykel, grafik, özgün baskı, mimari ve uygulamalı sanat ürünleri bu kategoridedir. Logolar ve özgün tasarımlar da koşulları taşıdığında bu kapsamda değerlendirilebilir.
Görüntü veya görüntü-ses bütünlüğü taşıyan filmler sinema eseridir. Çeviri, uyarlama ve derleme gibi mevcut bir eserden türetilen ürünler ise “işlenme eser” olarak, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla korunur.
Eser türlerini bilmek kadar, o eserin sahibinin kim olduğunu belirlemek de önemlidir. FSEK m.8 bu soruyu tek cümlede yanıtlar: bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Eser sahipliği tescile, bildirime veya sözleşmeye değil, eseri fiilen meydana getirme olgusuna bağlıdır; sonradan yapılan devir sözleşmeleri yalnızca mali hakların el değiştirmesini sağlar.
İşlenme ve derlemelerde durum ikili bir yapı gösterir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. FSEK m.6'nın son fıkrası da bunu tamamlar: istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler Kanuna göre eser sayılır. Çeviri, uyarlama ve derleme çalışmalarında iki ayrı hak katmanı bu şekilde yan yana bulunur. Konunun uygulamadaki karşılığı için marka başvurusuna itiraz başlığına da bakılabilir.
Sinema eserlerinde kanun birlikte eser sahipliğini açıkça düzenler. FSEK m.8'in üçüncü fıkrasına göre yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibidir; canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde animatör de bu kişiler arasındadır. Sinema eseri ise m.5'te, tespit edildiği materyale bakılmaksızın elektronik, mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli ya da sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisi olarak tanımlanır. Konunun uygulamadaki karşılığı için kötü niyetli marka tescili başlığına da bakılabilir.
Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda sayılan türlerden birine giren her tür fikir ve sanat ürünüdür (5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.1/B). Korumanın doğması için tescil veya kayıt zorunlu değildir; eser meydana getirildiği anda korunmaya başlar. Kayıt ve tescil işlemleri kurucu değil, ispat kolaylığı sağlayan işlemlerdir.
Kanun dört ana eser türü sayar: ilim ve edebiyat eserleri (m.2), musiki eserleri (m.3), güzel sanat eserleri (m.4) ve sinema eserleri (m.5). Bunlara ek olarak işlenmeler ve derlemeler ayrı bir kategori olarak düzenlenmiştir (5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.6). Bir ürünün korunması için bu türlerden birine girmesi aranır.
Evet. Bilgisayar programları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.2 uyarınca ilim ve edebiyat eserleri arasında sayılır ve her biçim altındaki ifadesi korunur. Programın hazırlık tasarımları da koşulları taşıdığında bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık programın dayandığı fikir ve ilkeler koruma dışındadır.
FSEK m.8 uyarınca sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibidir. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde animatör de birlikte eser sahipleri arasında yer alır.
Telif hakkı ihlali, lisans ve tazminat süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık yanınızda.