Tutuklama, en ağır koruma tedbiridir ve ancak kanundaki nedenlerin varlığında uygulanır; çoğu hâlde daha hafif olan adli kontrol tedbirleri tercih edilebilir.
Tutuklama için, kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması gerekir. Tutuklama nedenleri; şüphelinin kaçma şüphesi ile delilleri karartma şüphesidir. Kanunda sayılan bazı katalog suçlarda bu nedenlerin varlığı karine olarak kabul edilebilir.
Tutuklama, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olmalıdır. Adli para cezasını gerektiren veya üst sınırı belirli bir süreyi aşmayan suçlarda tutuklama kararı kural olarak verilemez. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlar.
Tutuklama yerine, daha hafif bir tedbir olan adli kontrole hükmedilebilir. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gitmeme, imza yükümlülüğü ve güvence (teminat) gibi tedbirler bu kapsamdadır. Adli kontrol, soruşturmanın güvenliğini sağlarken kişi özgürlüğünü daha az kısıtlar.
Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreleri aşmaması gerekir; tutukluluk belirli aralıklarla incelenir. Şüpheli veya sanık, tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı itiraz yoluna başvurabilir.
Tutuklama ve adli kontrol kararları kişi özgürlüğünü doğrudan etkiler. Bu kararlara karşı itiraz ve savunma için uzman desteği almanız önemlidir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mağdur veya sanık vekilliği için bize ulaşın.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kurumları.
Devamını oku ›Makale5271 sayılı CMK kapsamında uzlaştırma kurumu: uzlaştırmaya tabi suçlar, uzlaştırmacı ve uzlaşmanın sonuçları.
Devamını oku ›MakaleTCK 86-87 kapsamında yaralama türleri, cezalar, nitelikli haller, şikâyet ve uzlaştırma.
Devamını oku ›MakaleUyuşturucu ticareti ile kullanım suçları arasındaki fark.
Devamını oku ›MakaleHileli davranışlarla menfaat sağlama suçu ve nitelikli halleri.
Devamını oku ›Makale5237 sayılı TCK kapsamında hırsızlık, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi suçlarda etkin pişmanlık.
Devamını oku ›