İcra takibinde ödeme emrine itiraz etmeyen ya da itirazı kaldırılan borçlu, mal varlığını kanunda öngörülen süre içinde icra dairesine bildirmekle yükümlüdür. Mal beyanında bulunmamak, hapisle tazyik dâhil bazı yaptırımlara yol açabilir.
Mal beyanı, borçlunun kendisine ve üçüncü kişilere ait alacaklarını, taşınır ve taşınmaz mallarını, gelir ve kazançlarını icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmesidir. Beyan, borcu karşılamaya yetecek malların gösterilmesini amaçlar.
Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, ödeme emrinde gösterilen süre içinde (genel haciz yoluyla takipte tebliğden itibaren yedi gün, kambiyo senetlerine özgü takipte on gün) mal beyanında bulunmak zorundadır (İİK m.60/4, m.168/6). İtirazı kaldırılan veya iptal edilen borçlu ise kararın kendisine tebliğinden, yüzüne karşı verilmişse tefhiminden itibaren üç gün içinde beyanda bulunmalıdır (İİK m.75). Süre takibin türüne göre değişebileceğinden titizlikle takip edilmelidir.
Mal beyanının gerçeği yansıtması gerekir. Borçlunun mevcut olmadığını bildirmesi hâlinde dahi, sonradan edindiği malları belirli süre içinde bildirme yükümlülüğü sürebilir. Gerçeğe aykırı beyan ayrı yaptırımlara tabidir.
Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebiyle hapisle tazyik kararı verilebilir. Ayrıca gerçeğe aykırı beyan, ayrı bir suç oluşturabilir ve cezai sorumluluk doğurabilir.
Mal beyanı yükümlülüğü ve yaptırımları, hem alacaklı hem borçlu açısından önemli sonuçlar doğurur. Sürecin doğru yönetilmesi ve hak kaybının önlenmesi icra hukuku avukatı desteğiyle sağlanmalıdır.
Aynı hukuki çerçevede değerlendirilmesi gereken bir diğer başlık icra dosyasında mal araştırması ve UYAP sorgusu konusudur. Aynı biçimde mal beyanında bulunmama suçu konusundaki yerleşik uygulama da göz önünde bulundurulmalıdır.
Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında istenecek hapisle tazyik kararını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.76 uyarınca icra mahkemesi hâkimi verir. Karar ancak alacaklının talebi üzerine ve bir defaya mahsus olmak üzere verilebilir; hapis üç ayı geçemez ve borçlu beyanda bulunduğu anda serbest bırakılır. Yetkili mahkeme, takibin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir. Bu nedenle talebin, takip dosyasının bulunduğu yerdeki icra mahkemesine yöneltilmesi gerekir; başka bir yer mahkemesine yapılan başvuru yetkisizlikle sonuçlanır.
Gerçeğe aykırı mal beyanında bulunulması hâlinde ise Kanunun 338. maddesi kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelir ve şikâyet, icra mahkemesine icra ceza sıfatıyla yapılır. Bu tür şikâyetlerde başvuru, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Duruşma açılması, şikâyetçinin duruşmalara katılması ve takip dosyasının celbi gerekir. Tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir; itirazı, o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesi varsa numara olarak kararı veren daireyi izleyen daire (son numaralı daire için birinci daire), tek dairesi varsa asliye ceza mahkemesi, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkimi aynı kişiyse en yakın asliye ceza mahkemesi inceler ve verilen karar kesindir (İİK m.353/1). Gerçeğe aykırı beyan suçu gibi bu bapta yer alan suçlardan verilen hükümlere karşı ise Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır (İİK m.353/2).
Borçlu açısından en sık karşılaşılan hata, ödeme emrinde gösterilen süre içinde mal beyanında bulunmamak ya da beyanı yalnızca sözlü olarak ilettiğini varsayarak tutanağa geçirtmemektir. Kanunun 74. maddesi, beyanın icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirilmesini öngörür; sözlü beyan mutlaka tutanağa bağlanmalıdır. Bir diğer yanılgı, malvarlığı bulunmadığını bildirmenin yükümlülüğü tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesidir. Borçlu, beyandan sonra edindiği malları kanunda öngörülen süre içinde bildirmekle yükümlüdür; bu bildirimin yapılmaması ayrı yaptırımlara yol açabilir.
Beyanın soyut ve eksik tutulması da uygulamada sorun doğurur; malların cinsi, niteliği, bulunduğu yer, alacakların borçlusu ve gelirlerin kaynağı açıkça gösterilmelidir. Haczedilemeyen mal ve hakların beyan dışında bırakılabileceği düşüncesi yanlıştır; beyanın kapsamı ile haczedilebilirlik değerlendirmesi birbirinden ayrıdır. Alacaklı yönünden ise, talep edilmeden hapisle tazyik kararı verilemeyeceğinin gözden kaçırılması, tebligat adreslerinin güncel tutulmaması ve şikâyet sürelerinin takip edilmemesi hak kaybına yol açar. Mal beyanının verilmesi, haciz ve satış işlemlerinin devamını da engellemez.
Borçlunun; kendisine ve üçüncü kişilerdeki alacaklarını, taşınır-taşınmaz mallarını, gelir ve kazançlarını icra dairesine bildirmesidir (İİK m.74). Amaç, borcu karşılamaya yetecek malların gösterilmesidir; beyan yazılı veya sözlü yapılabilir.
Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebiyle hapisle tazyik kararı verilebilir. Ayrıca gerçeğe aykırı beyan ayrı bir suç oluşturabilir ve cezai sorumluluk doğurabilir; bu nedenle beyanın gerçeği yansıtması önemlidir.
Ödeme emrine itiraz edilmemişse süre, ödeme emrinde gösterilen süredir; genel haciz yoluyla takipte bu süre ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün, kambiyo senetlerine özgü takipte on gündür (İİK m.60/4, m.168/6). İtirazı kaldırılan borçlu için süre, kararın tebliğinden itibaren üç gündür (İİK m.75). Süre takibin türüne göre değişebileceğinden titizlikle takip edilmelidir.
İcra takibi, mal beyanı ve borçlu hakları konularında hukuki destek için bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında