Mirasın kime, hangi oranda ve nasıl geçtiğini; saklı pay, ret, taksim ve dava yollarını Türk Medeni Kanunu hükümleriyle açıklıyoruz.
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle geride bıraktığı malvarlığının kimlere, hangi oranda ve hangi usulle geçeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Türk hukukunda bu alan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Üçüncü Kitabında düzenlenmiştir. Ölen kişiye mirasbırakan (muris), ona halef olan kişilere mirasçı, geride kalan malvarlığının tamamına ise tereke denir.
Tereke yalnızca aktifleri değil, mirasbırakanın borçlarını da kapsar. Mirasçılar terekeyi bir bütün olarak, aktif ve pasifiyle birlikte kazanır; bu nedenle miras yalnızca bir kazanç değil, aynı zamanda bir sorumluluk kaynağıdır. Mirasçıların borçlardan kişisel malvarlıklarıyla da sorumlu olması, mirasın reddi kurumunu pratikte son derece önemli kılar.
Miras, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden açılır ve mirasçılara geçer. Bunun için mahkeme kararına, tapu işlemine veya mirasçıların kabulüne gerek yoktur; buna külli halefiyet ilkesi denir. Mirasçılık sıfatını belgelemek isteyen kişi, sulh hukuk mahkemesinden veya noterden mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alır (TMK m. 598).
Birden çok mirasçı varsa, mirasın geçmesiyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir miras ortaklığı doğar; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (TMK m. 640). Bu nedenle mirasçılardan biri tek başına bir tereke malını satamaz.
Yasal mirasçılık zümre sistemine dayanır. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur ve çocuklar eşit olarak mirasçıdır (TMK m. 495). Altsoy yoksa miras ana ve babaya, onlar da yoksa büyükana ve büyükbabalara geçer (TMK m. 496, m. 497). Önceki zümrede tek bir mirasçı bulunduğu sürece sonraki zümre mirasçı olamaz.
Sağ kalan eş hiçbir zümreye dâhil değildir; birlikte bulunduğu zümreye göre pay alır: altsoyla birlikte mirasın dörtte biri, ana-baba zümresiyle birlikte yarısı, büyükana ve büyükbabalarla birlikte dörtte üçü; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m. 499). Somut oranları görmek için miras payı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Hayır. Mirasbırakan vasiyetname veya miras sözleşmesiyle ancak tasarruf edilebilir kısım üzerinde serbestçe tasarruf edebilir; saklı paylı mirasçıların payına dokunamaz. TMK m. 506 uyarınca saklı pay altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için dörtte biri, sağ kalan eş için ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamıdır.
Saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açarak tasarrufun saklı payı aşan kısmının indirilmesini isteyebilir (TMK m. 560). Uygulamada çok görülen bir başka durum, mirasbırakanın sağlığında taşınmazını satış gibi göstererek devretmesidir; bu hâlde mirasçılar muris muvazaası hükümlerine dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir.
Mirasçılar terekeyi yazılı bir paylaşma sözleşmesiyle anlaşarak paylaşabilir (TMK m. 676); anlaşma sağlanamazsa mirasçılardan her biri sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açabilir. Paylaşmadan önce, mirasbırakandan miras payına mahsuben sağlararası karşılıksız kazandırma alan mirasçıların denkleştirme yükümlülüğü gündeme gelir (TMK m. 669).
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar; muris muvazaasına dayalı tapu iptali, tenkis, ölüme bağlı tasarrufun iptali, mirasçılık belgesinin iptali, mirasın hükmen reddi ve miras sebebiyle istihkak davalarıdır. Bu davaların çoğu hak düşürücü sürelere bağlı olduğundan, mirasın açılmasının ardından hakların vakit geçirmeden değerlendirilmesi gerekir.
Miras, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden açılır. Mirasçılar mirası ölüm anında, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kazanır. Mirasçılık belgesi bu sıfatı yaratmaz, yalnızca belgelendirir.
Evet. Tereke aktif ve pasifiyle bir bütün olarak geçtiği için mirasçılar mirasbırakanın borçlarından sorumlu olur. Bu sorumluluktan kurtulmak isteyen mirasçı, üç ay içinde mirası reddedebilir veya resmî defter tutulmasını isteyebilir.
Sağ kalan eş, altsoyla birlikte mirasın dörtte birini, ana-baba zümresiyle birlikte yarısını, büyükana ve büyükbabalarla birlikte dörtte üçünü alır; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m. 499).
Saklı paylı mirasçı varsa hayır. Mirasbırakan yalnızca tasarruf edilebilir kısım üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Saklı payı zedelenen mirasçı bir yıllık hak düşürücü süre içinde tenkis davası açabilir (TMK m. 560, m. 571).
Hayır. Sağ kalan eşin mal rejiminden doğan katılma alacağı, miras payından önce ve ondan bağımsız olarak hesaplanır. Önce mal rejimi tasfiye edilir, eşin alacağı ayrılır; kalan net değer tereke olarak mirasçılar arasında paylaştırılır.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.
Hangi yakınların hangi sırayla mirasçı olduğunu ve zümreler arası önceliği açıklar.
Devamını oku ›MakaleSaklı pay oranları, tenkis davasının koşulları ve hak düşürücü süreler.
Devamını oku ›MakaleEş, çocuk, ana-baba ve kardeş kombinasyonlarına göre payları ve saklı payları hesaplayın.
Devamını oku ›