Çağrı üzerine çalışma, işverenin ihtiyaç duyduğu zamanlarda işçinin çağrılarak çalıştırılması esasına dayanan kısmi süreli bir çalışma biçimi olup 4857 sayılı İş Kanunu ile özel güvenceler altına alınmıştır. Bu çalışma biçimi, özellikle mevsimsel veya düzensiz iş yoğunluğu olan sektörlerde yaygın olarak tercih edilmektedir.
Çağrı üzerine çalışma sözleşmesi yazılı olarak yapılır ve tarafların, işçinin belirli bir zaman dilimi içinde ne kadar süreyle çalışacağını kararlaştırması gerekir. Sözleşmede haftalık, aylık veya yıllık çalışma süresi belirlenmemişse haftalık çalışma süresi yirmi saat olarak kabul edilir. Sözleşmede ayrıca işçinin hangi görevleri yerine getireceği ve ücretin nasıl hesaplanacağı da açıkça belirtilmelidir.
İşveren, işçinin ne zaman çalışacağını en az dört gün önce bildirmek zorundadır; bu bildirim yapılmadan işçi çalışmaya zorlanamaz. Çağrı üzerine çalışan işçi, günlük çalışma süresi belirtilmemişse günde en az dört saat üst üste çalıştırılır. Bildirim yapılmadan gerçekleştirilen çalıştırma talepleri, işçinin kabul etmemesi halinde herhangi bir yaptırıma tabi tutulamaz.
İşçi, kararlaştırılan çalışma süresi kadar çağrılmasa dahi ücrete hak kazanır; bu, çağrı üzerine çalışmanın en önemli güvencelerinden biridir. İşveren, kendi ihtiyacı doğrultusunda işçinin çalışma süresini tek taraflı olarak düşüremez. Bu güvence, çağrı üzerine çalışan işçinin gelir istikrarsızlığına karşı asgari düzeyde korunmasını sağlar.
Fiilen çalışılan sürenin kararlaştırılan süreden fazla olması halinde, fazla çalışılan süreler için genel hükümlere göre fazla çalışma veya fazla süreli çalışma ücreti ödenir. Taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça günlük çalışma süresi dört saatin altına indirilemez. İşverenin bu kurala aykırı davranarak işçinin çalışma süresini fiilen azaltması, işçinin ücret alacağı doğurmasına yol açar.
Çağrı üzerine çalışma sözleşmesinde tereddüt halinde, sözleşme işçinin lehine yorumlanır; zira bu çalışma biçimi işçinin gelir güvencesizliğine yol açabilecek niteliktedir. İşveren çağrı yükümlülüğüne uymadan işçiyi çalıştırırsa, işçi ücret alacağını talep edebilir. Fazla çalışılan sürelerin doğru hesaplanabilmesi için işverenin puantaj kayıtlarını düzenli olarak tutması büyük önem taşır.
Çağrı üzerine çalışan işçinin yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil ücretleri de fiilen çalıştığı süreler esas alınarak kısmi süreli çalışan işçilere ilişkin oransal esaslara göre hesaplanır. Yıllık izin süresi de yine fiilen çalışılan günler esas alınarak orantılı şekilde belirlenir.
Evet, kararlaştırılan süre kadar çağrılmasa dahi işçi o süreye ilişkin ücrete hak kazanır.
İşveren, çalışma zamanını en az dört gün önceden bildirmek zorundadır.
Haftalık çalışma süresi yirmi saat olarak kabul edilir ve günlük en az dört saat çalışma esas alınır.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
Geçici (Ödünç) İş İlişkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTelafi Çalışması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleDenkleştirme Esasıyla Çalışma hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFazla Süreli Çalışma ve Fazla Mesai Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleHafta Tatili Ücreti hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleSüt İzni ve Kısmi süreli Çalışma Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›