Mektup ve hatıralar her zaman eser niteliği taşımasa da, kişisel mahremiyeti korumak amacıyla 5846 sayılı Kanunda özel bir yayımlama rejimine tabi tutulmuştur.
5846 sayılı Kanunun 85'inci maddesi uyarınca eser mahiyetinde olmasa bile mektup, hatıra ve benzeri yazılar, bunları yazanların muvafakati olmadan yayımlanamaz. Yazan ölmüşse, m.19'un birinci fıkrasında sayılan kişilerin, yani vasiyeti tenfiz memuru veya sırasıyla eş, çocuklar, mansup mirasçılar, ana-baba ve kardeşlerin izni aranır.
Bu kural, yazarın ölümünden itibaren on yıl geçmişse uygulanmaz; bu süreden sonra mektup ve hatıralar, ayrıca bir izne gerek olmaksızın yayımlanabilir. Süre, mahremiyet ile kamu yararı arasında kanun koyucunun kurduğu bir dengeyi yansıtır.
Mektuplar bakımından yazanın rızası tek başına yeterli değildir; aynı zamanda mektubun gönderildiği muhatabın veya o ölmüşse yine m.19/1'de sayılan kişilerin de muvafakati aranır. Muhatabın ölümünden itibaren on yıl geçmişse bu şart da aranmaz.
Bu çifte rıza şartı, mektubun hem yazanı hem de alıcısı açısından kişisel bilgi içerebileceği gerçeğini yansıtır. Özel yazışmaların izinsiz yayımlanması, taraflardan yalnızca birinin rızası alınsa dahi kanuna aykırı olabilir.
Bu hükümlere aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri ile Türk Ceza Kanununun özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve buna benzer suçları düzenleyen maddeleri uygulanır. Ayrıca yayımın caiz olduğu hallerde dahi Türk Medeni Kanununun kişilik haklarını koruyan 24'üncü maddesi hükmü saklı tutulmuştur.
Bu düzenleme, mektup ve hatıraların gazetecilik, biyografi ya da tarihi araştırma amacıyla kullanılmak istendiği durumlarda dikkatle değerlendirilmelidir; süre koşulu sağlansa bile kişilik haklarına ilişkin genel sınırlar geçerliliğini korur.
Hayır, hem yazanın hem de muhatabın ya da ölümlerinden sonra kanunda sayılan yakınlarının izni gerekir; istisna, yazan veya muhatabın ölümünden itibaren on yılın geçmiş olmasıdır.
On yıl geçmesi kanuni izin şartını kaldırır; ancak Türk Medeni Kanunu m.24 uyarınca kişilik haklarına ilişkin genel korumalar her halde saklı kalır.
Hayır, madde açıkça eser mahiyetinde olmayan mektup ve hatıraları da kapsar; böylece mahremiyet, eser sahipliği şartından bağımsız olarak korunur.
Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Eser Sahibinin Adının Belirtilmesi Yetkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTeknolojik Koruma Önlemlerinin Etkisiz Kılınması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleHak Yönetim Bilgilerinin Kaldırılması ve İçerik Çıkarma Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUmuma Açık Mahallerde Eser Kullanımı ve Tarife Uygulaması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMali Haklarda Basit Ruhsat ve Tam Ruhsat Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFotoğraf Eserlerinin Fikri Mülkiyet Kapsamında Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›