Bize ulaşın! 0535 664 07 63[email protected]Marka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

Özel Mektupların ve Hatıraların Yayımlanması

Mektup ve hatıralar her zaman eser niteliği taşımasa da, kişisel mahremiyeti korumak amacıyla 5846 sayılı Kanunda özel bir yayımlama rejimine tabi tutulmuştur.

Mektup ve Hatıraların Yayımlanmasında Rıza Şartı

5846 sayılı Kanunun 85'inci maddesi uyarınca eser mahiyetinde olmasa bile mektup, hatıra ve benzeri yazılar, bunları yazanların muvafakati olmadan yayımlanamaz. Yazan ölmüşse, m.19'un birinci fıkrasında sayılan kişilerin, yani vasiyeti tenfiz memuru veya sırasıyla eş, çocuklar, mansup mirasçılar, ana-baba ve kardeşlerin izni aranır.

Bu kural, yazarın ölümünden itibaren on yıl geçmişse uygulanmaz; bu süreden sonra mektup ve hatıralar, ayrıca bir izne gerek olmaksızın yayımlanabilir. Süre, mahremiyet ile kamu yararı arasında kanun koyucunun kurduğu bir dengeyi yansıtır.

Mektubun Muhatabının Rıza Hakkı

Mektuplar bakımından yazanın rızası tek başına yeterli değildir; aynı zamanda mektubun gönderildiği muhatabın veya o ölmüşse yine m.19/1'de sayılan kişilerin de muvafakati aranır. Muhatabın ölümünden itibaren on yıl geçmişse bu şart da aranmaz.

Bu çifte rıza şartı, mektubun hem yazanı hem de alıcısı açısından kişisel bilgi içerebileceği gerçeğini yansıtır. Özel yazışmaların izinsiz yayımlanması, taraflardan yalnızca birinin rızası alınsa dahi kanuna aykırı olabilir.

İhlalin Hukuki ve Cezai Sonuçları

Bu hükümlere aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri ile Türk Ceza Kanununun özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve buna benzer suçları düzenleyen maddeleri uygulanır. Ayrıca yayımın caiz olduğu hallerde dahi Türk Medeni Kanununun kişilik haklarını koruyan 24'üncü maddesi hükmü saklı tutulmuştur.

Bu düzenleme, mektup ve hatıraların gazetecilik, biyografi ya da tarihi araştırma amacıyla kullanılmak istendiği durumlarda dikkatle değerlendirilmelidir; süre koşulu sağlansa bile kişilik haklarına ilişkin genel sınırlar geçerliliğini korur.

Rıza Verecek Kişiler ve Kişilik Hakkının Saklılığı

Yazan kişi hayatta değilse rıza yetkisinin kime ait olduğu FSEK m.19'un birinci fıkrasına göre belirlenir. Bu fıkra uyarınca yetki sırasıyla vasiyeti tenfiz memuruna; bu tayin edilmemişse sağ kalan eş ile çocuklara ve mansup mirasçılara, ana babaya ve kardeşlere aittir. FSEK m.85 mektup, hatıra ve benzeri yazıların yayımı için bu kişilerin muvafakatini arar; yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmişse bu şart aranmaz.

Mektuplarda tek bir rıza yetmez. FSEK m.85'in ikinci fıkrası uyarınca mektuplar, birinci fıkradaki şartlardan başka, muhatabın veya muhatap ölmüşse yine 19'uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayımlanamaz; meğer ki muhatabın ölümünden itibaren on yıl geçmiş olsun. İki ayrı süre bağımsız işler, dolayısıyla yazan bakımından süre dolmuşken muhatap bakımından dolmamış olabilir.

Sürenin dolması her korumayı sona erdirmez. Maddenin son fıkrası, yayımın caiz olduğu hâllerde dahi Türk Medeni Kanununun 24'üncü maddesi hükmünün saklı olduğunu belirtir. Ayrıca aykırı davrananlar hakkında Borçlar Kanununun 49'uncu maddesi ile Türk Ceza Kanununun 132, 134, 139 ve 140'ıncı maddeleri uygulanır; haberleşmenin gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları bu yolla devreye girebilir.

Mevzuat DayanağıÖzel mektup ve hatıraların yayımlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.85'te düzenlenmiştir. Madde, yazan ve muhatabın rıza şartını, ölümden itibaren on yıllık süreyi ve aykırılığın Borçlar Kanunu ile Türk Ceza Kanunu hükümlerine tabi olacağını düzenler; Türk Medeni Kanunu m.24 hükmü saklıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir kişinin özel mektubu izinsiz yayınlanabilir mi

Hayır, hem yazanın hem de muhatabın ya da ölümlerinden sonra kanunda sayılan yakınlarının izni gerekir; istisna, yazan veya muhatabın ölümünden itibaren on yılın geçmiş olmasıdır.

On yıl geçtikten sonra hiçbir sınır kalmaz mı

On yıl geçmesi kanuni izin şartını kaldırır; ancak Türk Medeni Kanunu m.24 uyarınca kişilik haklarına ilişkin genel korumalar her halde saklı kalır.

Bu kural yalnızca eser niteliğindeki mektuplar için mi geçerlidir

Hayır, madde açıkça eser mahiyetinde olmayan mektup ve hatıraları da kapsar; böylece mahremiyet, eser sahipliği şartından bağımsız olarak korunur.

Sürenin dolması kişilik hakkı korumasını da sona erdirir mi

Hayır. FSEK m.85 uyarınca yayımın caiz olduğu hâllerde dahi Türk Medeni Kanununun 24'üncü maddesi hükmü saklıdır. On yıllık sürenin dolması yalnızca bu maddedeki muvafakat şartını kaldırır; yayım yine de kişilik hakkına saldırı oluşturuyorsa genel hükümlere göre sorumluluk doğar.

Telif ve fikri haklarınız için yanınızdayız

Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar