Eser sahibinin adının eser üzerinde belirtilmesi, manevi hakların en somut görünümlerinden biridir. Eser sahibi adıyla, müstear adla veya adsız olarak eserini kamuya sunma konusunda tek yetkili kişidir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.15 uyarınca eser sahibinin adı, müstear adı veya adsız olarak umuma arz etme ya da yayımlama konusunda karar verme yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Bu yetki devredilemeyen manevi haklardandır ve eser üzerinde tasarruf edenler dahi eser sahibinin adını değiştirme veya kaldırma yetkisine sahip değildir.
Bir güzel sanat eserinden yapılan çoğaltmalarda ve bir işlemenin aslı veya çoğaltılmış nüshalarında, asıl eser sahibinin adının veya alametinin belirtilmesi ve eserin bir kopya ya da işleme olduğunun açıkça gösterilmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu düzenleme hem eser sahibinin itibarını hem de kamunun doğru bilgilenme hakkını korur.
1995 yılında yapılan değişiklikle FSEK m.15'e eklenen fıkra, eser niteliğindeki mimari yapılarda eser sahibinin yazılı istem üzerine, yapının görülen bir yerine adının silinmeyecek biçimde ve uygun malzeme ile yazılmasını talep edebileceğini düzenlemiştir. Bu hüküm, mimarlık eserlerinin özel niteliği ve uzun ömürlü olması dikkate alınarak getirilmiş özel bir korumadır.
Uygulamada mimarlar, projelerini hayata geçirenlerden bu hakkın tanınmasını talep edebilir; talebin reddi veya ihmali halinde manevi haklara tecavüzün önlenmesi ve tazminat davalarına konu olabilir. Ayrıca eser sahipliği ihtilaflı ise gerçek eser sahibi mahkemeden hakkının tespitini isteyebilir.
Adın belirtilmesi yetkisinin ihlali; eserin başkası adına yayımlanması, eser sahibinin adının çıkarılması veya yanlış gösterilmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durumda eser sahibi veya öldükten sonra kanunda sayılan yakınları, tecavüzün ref'i ve men'i davaları ile manevi tazminat talep edebilir.
Adın belirtilmemesi aynı zamanda haksız rekabet ve bazı hallerde ceza hukuku anlamında sorumluluk doğurabilir. Sözleşme serbestisi çerçevesinde eser sahibi adının belirtilmemesine açıkça rıza gösterebilir; ancak bu rıza açıklamasının sınırları ve kapsamı her somut olayda titizlikle değerlendirilmelidir.
Hayır, eser sahibinin adıyla, müstear adla veya adsız olarak yayımlama konusunda tam bir seçim yetkisi vardır ve bu yetki m.15 gereği yalnızca kendisine aittir.
Yazılı istem şarttır ve talep, eser niteliğindeki mimari yapının görülen bir yerine uygun malzeme ile kalıcı şekilde yazılmasını kapsar; bu bir hak olup yapı sahibi bunu reddedemez.
Tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve manevi tazminat davaları açılabilir; somut olayda ceza sorumluluğu da gündeme gelebilir.
Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Teknolojik Koruma Önlemlerinin Etkisiz Kılınması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleHak Yönetim Bilgilerinin Kaldırılması ve İçerik Çıkarma Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUmuma Açık Mahallerde Eser Kullanımı ve Tarife Uygulaması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMali Haklarda Basit Ruhsat ve Tam Ruhsat Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFotoğraf Eserlerinin Fikri Mülkiyet Kapsamında Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMimarlık Eserlerinde Telif Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›