Bize ulaşın! 0535 664 07 63[email protected]Marka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

Eser Sahibinin Adının Belirtilmesi Yetkisi

Eser sahibinin adının eser üzerinde belirtilmesi, manevi hakların en somut görünümlerinden biridir. Eser sahibi adıyla, müstear adla veya adsız olarak eserini kamuya sunma konusunda tek yetkili kişidir.

Adın Belirtilmesi Yetkisinin İçeriği

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.15 uyarınca eser sahibinin adı, müstear adı veya adsız olarak umuma arz etme ya da yayımlama konusunda karar verme yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Bu yetki devredilemeyen manevi haklardandır ve eser üzerinde tasarruf edenler dahi eser sahibinin adını değiştirme veya kaldırma yetkisine sahip değildir.

Eser Sahibinin Adının Belirtilmesi Yetkisi — bölüm şeması
Eser Sahibinin Adının Belirtilmesi Yetkisi konusunun bölüm şeması

Bir güzel sanat eserinden yapılan çoğaltmalarda ve bir işlemenin aslı veya çoğaltılmış nüshalarında, asıl eser sahibinin adının veya alametinin belirtilmesi ve eserin bir kopya ya da işleme olduğunun açıkça gösterilmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu düzenleme hem eser sahibinin itibarını hem de kamunun doğru bilgilenme hakkını korur.

Mimari Yapılarda Ad Hakkı

1995 yılında yapılan değişiklikle FSEK m.15'e eklenen fıkra, eser niteliğindeki mimari yapılarda eser sahibinin yazılı istem üzerine, yapının görülen bir yerine adının silinmeyecek biçimde ve uygun malzeme ile yazılmasını talep edebileceğini düzenlemiştir. Bu hüküm, mimarlık eserlerinin özel niteliği ve uzun ömürlü olması dikkate alınarak getirilmiş özel bir korumadır.

Uygulamada mimarlar, projelerini hayata geçirenlerden bu hakkın tanınmasını talep edebilir; talebin reddi veya ihmali halinde manevi haklara tecavüzün önlenmesi ve tazminat davalarına konu olabilir. Ayrıca eser sahipliği ihtilaflı ise gerçek eser sahibi mahkemeden hakkının tespitini isteyebilir.

İhlal Halinde Başvurulacak Yollar

Adın belirtilmesi yetkisinin ihlali; eserin başkası adına yayımlanması, eser sahibinin adının çıkarılması veya yanlış gösterilmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durumda eser sahibi veya öldükten sonra kanunda sayılan yakınları, tecavüzün ref'i ve men'i davaları ile manevi tazminat talep edebilir.

Adın belirtilmemesi aynı zamanda haksız rekabet ve bazı hallerde ceza hukuku anlamında sorumluluk doğurabilir. Sözleşme serbestisi çerçevesinde eser sahibi adının belirtilmemesine açıkça rıza gösterebilir; ancak bu rıza açıklamasının sınırları ve kapsamı her somut olayda titizlikle değerlendirilmelidir.

Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Yetkinin Kullanılması

Adın belirtilmesi yetkisi manevi bir hak olduğundan devredilemez; ancak ölümden sonra kimin kullanacağı FSEK m.19'da düzenlenmiştir. Eser sahibi bu yetkilerin kullanılış tarzını tespit etmemiş ya da bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa, yetki vasiyeti tenfiz memuruna; o tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eş ile çocuklara ve mansup mirasçılara, ana babaya ve kardeşlere aittir.

Bu kişilerin yetkisi süreyle sınırlıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca sayılan kimseler, eser sahibine 14, 15 ve 16'ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl kendi namlarına kullanabilirler. Yetkili kimseler birden fazla olup müdahale konusunda birleşemezlerse mahkeme, eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun şekilde basit yargılama usulüyle uyuşmazlığı çözer.

Kanun boşluk kalmasını da önler. Yetkili kimseler haklarını kullanmazsa, eser sahibinden veya halefinden mali bir hak iktisap eden kişi meşru bir menfaati bulunduğunu ispat şartıyla bu hakları kendi namına kullanabilir. Sayılan kimselerden hiçbiri bulunmaz, bulunup da yetkilerini kullanmaz yahut yetmiş yıllık süre biterse, eser memleketin kültürü bakımından önemli görüldüğü takdirde Kültür ve Turizm Bakanlığı bu hakları kendi namına kullanabilir.

Mevzuat DayanağıAdın belirtilmesi yetkisi 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.15'te düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrası çoğaltma ve işlemelerde asıl eser sahibinin adının gösterilmesini, 1995 tarihli ekleme ise mimari yapılarda ad hakkını düzenler. Yetkinin kullanılış tarzı belirlenmemişse eser sahibinin ölümünden sonra bu yetki m.19'da sayılan kişilerce 70 yıl süreyle kullanılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eser sahibi müstear ad kullanmak zorunda mı

Hayır, eser sahibinin adıyla, müstear adla veya adsız olarak yayımlama konusunda tam bir seçim yetkisi vardır ve bu yetki m.15 gereği yalnızca kendisine aittir.

Mimar, yapısına adının yazılmasını her zaman isteyebilir mi

Yazılı istem şarttır ve talep, eser niteliğindeki mimari yapının görülen bir yerine uygun malzeme ile kalıcı şekilde yazılmasını kapsar; bu bir hak olup yapı sahibi bunu reddedemez.

Adın belirtilmemesi hangi davalara konu olur

Tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve manevi tazminat davaları açılabilir; somut olayda ceza sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Eser sahibi öldükten sonra adının belirtilmesini kim isteyebilir

FSEK m.19 uyarınca yetki, eser sahibi aksini düzenlememişse vasiyeti tenfiz memuruna; tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eş ile çocuklara ve mansup mirasçılara, ana babaya ve kardeşlere aittir. Bu kişiler yetkiyi eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl kendi namlarına kullanabilir.

Telif ve fikri haklarınız için yanınızdayız

Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar