Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel yaşam alanına ilişkin görüntü, ses ve bilgilerin izinsiz kaydedilmesini veya ifşa edilmesini cezalandırır. Dijitalleşmeyle birlikte bu suç giderek önem kazanmıştır.
Suç, kişilerin özel hayatına ilişkin alanın gizliliğini korur. Kişinin rızası dışında özel yaşamına müdahale edilmesi, görüntü veya seslerin kaydedilmesi ya da bunların başkalarına aktarılması suç kapsamındadır.
Suç, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin izinsiz kaydedilmesiyle işlenebileceği gibi, hukuka aykırı biçimde elde edilen bu verilerin ifşa edilmesiyle de işlenir. İfşa, suçun cezasını artıran bir hâl olarak ayrıca düzenlenmiştir.
Haber verme ve ifade özgürlüğü, özel hayatın gizliliği karşısında mutlak değildir. Kamu yararı, haberin gerçekliği ve güncelliği gibi ölçütler dengelenir; bu sınırların aşılması hâlinde suç oluşabilir.
Kişiye ait özel fotoğraf, mesaj veya videoların sosyal medyada izinsiz paylaşılması bu suçu oluşturabilir. İçeriğin yayılması, mağdur açısından ağır sonuçlar doğurduğundan erişimin engellenmesi de talep edilebilir.
Mağdur; ceza şikâyetinde bulunabilir, içeriğin yayından kaldırılmasını isteyebilir ve uğradığı zararlar için tazminat talep edebilir. Delillerin usulüne uygun korunması ve sürecin ceza avukatı desteğiyle yürütülmesi önemlidir.
Türk Ceza Kanunu m.139, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları dışında, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlar. Bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda şikâyet aranır. Kanun m.73 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin kim olduğunun bilindiği veya öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Sürenin geçirilmesi soruşturma yapılmasına engel oluşturur. Şikâyetin yazılı ve olayları somutlaştıran biçimde yapılması yerinde olur.
Suçun temel şekli bakımından yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu m.12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir; internet ortamında işlenen fiillerde içeriğin yüklendiği ve erişime sunulduğu yer bakımından değerlendirme yapılır. Şikâyetten vazgeçme davanın düşmesi sonucunu doğurur; ancak vazgeçmenin sanık tarafından kabul edilmemesi hâlinde yargılama sürer. Aynı fiil hem ceza sorumluluğu hem de kişilik hakkının ihlali nedeniyle hukuki sorumluluk doğurabileceğinden, iki yolun birlikte planlanması yerinde olur. Ceza soruşturmasının sonucu, hukuk davasında da dikkate alınabilir.
5651 sayılı Kanun m.9, internet ortamında yapılan yayın nedeniyle kişilik hakkı ihlal edilenlerin, içeriğin çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini sulh ceza hâkimliğinden isteyebileceğini düzenler; hâkimlik talebi duruşma yapmaksızın ve kısa sürede karara bağlar. Aynı Kanun m.9/A, özel hayatın gizliliğinin ihlali gerekçesiyle içeriğe erişimin engellenmesinin doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan da istenebileceğini, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde uygulanan tedbirin kanunda öngörülen süre içinde sulh ceza hâkimliğinin onayına sunulacağını öngörür. Talebin bağlantı adresi belirtilerek yapılması, kararın uygulanabilirliğini artırır.
İçerik hızla kaldırılabildiğinden, başvuru öncesinde bağlantı adresi, yayın tarihi ve saati ile birlikte kayıt altına alınması gerekir; noter tespiti veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti bu amaçla kullanılabilir. Kişisel verilerin işlenmesi söz konusuysa veri sorumlusuna başvuru ve sonrasında Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu da açıktır. Uğranılan zararlar için Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25 ile Türk Borçlar Kanunu m.58 çerçevesinde kişilik hakkına dayalı davalar açılabilir.
Evet. TCK m.134 uyarınca kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin rıza dışında kaydedilmesi suç oluşturur. Bu kayıtların hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi ise suçun cezasını artıran ayrı bir hâl olarak düzenlenmiştir.
Kişiye ait özel fotoğraf, mesaj veya videoların rıza dışında sosyal medyada paylaşılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Mağdur ceza şikâyetinde bulunabilir, içeriğin yayından kaldırılmasını ve erişimin engellenmesini isteyebilir.
Haber verme ve ifade özgürlüğü mutlak değildir. Kamu yararı, haberin gerçekliği ve güncelliği gibi ölçütler özel hayatın gizliliğiyle dengelenir. Bu sınırların aşılması ve özel yaşamın gereksiz biçimde ifşası hâlinde suç oluşabilir.
Özel hayatın ihlali, ifşa ve içerik kaldırma süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.