Her fotoğraf aynı hukuki korumadan yararlanmaz. Fotoğrafın estetik nitelik taşıyıp taşımaması, hangi kanun maddesi kapsamında korunacağını ve eser sahibine tanınan hakların genişliğini belirler.
5846 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin 5 numaralı bendi, estetik değere sahip fotoğrafik eserleri ve slaytları güzel sanat eserleri arasında sayar. Bu kapsamda korunan bir fotoğrafta, çekim açısı, kompozisyon, ışık kullanımı ve sanatçı yorumu gibi unsurların varlığı aranır.
Güzel sanat eseri niteliğindeki bir fotoğrafın sahibi, diğer eser sahipleri gibi umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını önleme gibi manevi hakların yanı sıra çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim gibi mali haklara da sahiptir.
Kanunun 2'nci maddesinin 3 numaralı bendi, bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserlerini ilim ve edebiyat eserleri kapsamında sayar. Bu tür fotoğraflar; belgesel, teknik veya bilimsel amaçlı çekimler olup estetik yaratım iddiası taşımaz.
Bu ayrım önemlidir, çünkü bir fotoğrafın hangi kategoriye girdiği, koruma koşullarının ve uyuşmazlık halinde ispat yükünün nasıl şekilleneceğini etkiler. Uygulamada mahkemeler, fotoğrafçının yaratıcı katkısını somut olarak değerlendirerek eser niteliğini tespit eder.
Bir fotoğrafın izinsiz kullanılması, kaynak gösterilmeden paylaşılması veya düzenlenerek eser sahibinin itibarını zedeleyecek şekilde değiştirilmesi, manevi ve mali haklara tecavüz teşkil eder. Eser sahibi tecavüzün ref'i, men'i ve tazminat davaları açabilir.
Özellikle sosyal medya ve haber sitelerinde fotoğraf hırsızlığı sık rastlanan bir sorundur. Fotoğrafçıların eserlerini yayımlarken filigran kullanması, lisans şartlarını açıkça belirtmesi ve ihlal halinde delil tespiti yaptırması, sonraki hukuki süreçte belirleyici rol oynar.
Tarafların çoğu zaman gözden kaçırdığı noktalardan biri fotoğraf ve görüntü kullanımında telif izni başlığıdır.
Bir fotoğrafın eser sayılıp sayılmaması ile o fotoğrafta yer alan kişinin rızası ayrı meselelerdir. FSEK m.86 uyarınca resim ve portreler, eser mahiyetinde olmasalar bile, tasvir edilenin muvafakati olmadan teşhir edilemez veya diğer suretlerle umuma arz edilemez. Tasvir edilen ölmüşse, Kanunun 19'uncu maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilerin muvafakati aranır ve ölümden itibaren on yıl geçmedikçe bu şart devam eder.
Kanun üç hâlde muvafakat aranmayacağını belirtir: memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimselerin resimleri; tasvir edilen kimselerin iştirak ettiği geçit resmi, resmî tören yahut genel toplantıları gösteren resimler; günlük hadiselere müteallik resimlerle radyo ve film haberleri. Bu istisnalar dar yorumlanır; kalabalık bir görüntüden tek kişinin öne çıkarıldığı kadrajlar çoğu zaman istisnanın dışında kalır. Marka Tescilinde Mutlak Ret Nedenleri konusu ayrı bir başlık altında ele alınmıştır; marka tescilinde mutlak ret nedenleri sayfasında ayrıntısını bulabilirsiniz.
Aykırılığın sonuçları hem özel hukuk hem ceza hukuku alanındadır. Kanun, birinci fıkraya aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanununun 49'uncu maddesi ile koşulları varsa Türk Ceza Kanununun 134, 139 ve 140'ıncı maddelerinin uygulanacağını öngörür. Ayrıca yayımın caiz olduğu hâllerde dahi Türk Medeni Kanununun 24'üncü maddesi hükmü saklıdır; yani istisna kapsamındaki bir yayım bile kişilik hakkına saldırı oluşturabilir. Konunun uygulamadaki karşılığı için marka ve patentte rüçhan hakkı başlığına da bakılabilir.
Hayır, fotoğrafın eser sayılması için sahibinin hususiyetini taşıması ve yaratıcı bir katkı içermesi gerekir; sırf teknik çekimler bu unsuru taşımayabilir.
Vardır; bedii vasfı bulunmasa da m.2/3 uyarınca ilim ve edebiyat eseri olarak korunur, ancak koruma kapsamı güzel sanat eserinden farklılık gösterebilir.
Eser sahibi tecavüzün önlenmesini ve maddi-manevi tazminat talep edebilir; kaynak göstermek tek başına izin yerine geçmez.
FSEK m.86 geçit resmi, resmî tören ve genel toplantıları gösteren resimler ile günlük hadiselere ilişkin resimleri muvafakat şartından ayrık tutar. Ancak bu istisna dar yorumlanır ve yayımın caiz olduğu hâllerde bile Türk Medeni Kanununun 24'üncü maddesi saklıdır; kişiyi öne çıkaran kadrajlar kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İcracı sanatçı hakları: icranın tespiti, çoğaltılması, yayılması ve umuma iletilmesine izin verme yetkisi ile ad belirtme hakkı FSEK m.80 kapsamında.
Devamını oku ›MakaleFSEK m.18 kapsamında çalışanların görevleri gereği meydana getirdiği eserler üzerinde işverenin mali hakları kullanma yetkisi.
Devamını oku ›MakaleHak Yönetim Bilgilerinin Kaldırılması ve İçerik Çıkarma Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUmuma Açık Mahallerde Eser Kullanımı ve Tarife Uygulaması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMali Haklarda Basit Ruhsat ve Tam Ruhsat Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMimarlık Eserlerinde Telif Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›