İş kazası sonucu bedensel veya ruhsal zarara uğrayan işçi, işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilir. İşverenin iş güvenliği yükümlülüğü bu davalarda belirleyicidir.
İşçinin, işyerinde veya işin yürütümü sırasında uğradığı, bedensel veya ruhsal zarar doğuran olaylar iş kazası sayılır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü vardır.
İşçi; iş göremezlik nedeniyle uğradığı kazanç kaybı için maddi tazminat, çektiği acı ve elem için manevi tazminat talep edebilir. Ölüm halinde destekten yoksun kalanlar dava açabilir.
İşveren, gerekli iş güvenliği önlemlerini almadığı ölçüde kusurlu kabul edilir. Kusur oranı, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınır.
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini eksiksiz almakla yükümlüdür. Kazada işverenin kusur oranı bilirkişi raporuyla belirlenir ve tazminat tutarı bu orana göre saptanır. İşçinin kusuru varsa tazminattan indirim yapılır.
İş göremezlik nedeniyle uğranılan kazanç kaybı maddi tazminatla; çekilen acı ve elem ise manevi tazminatla karşılanır. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalan yakınlar da dava açabilir.
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş mahkemeleri görevlidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalanların açtığı davalar ile Sosyal Güvenlik Kurumunun işverene yönelttiği rücu davaları da aynı mahkemede görülür. Yetki bakımından davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; bu kural kesin olduğundan sözleşmeyle başka bir mahkeme yetkili kılınamaz.
Önemli bir ayrıcalık, aynı Kanunun 3. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı olarak arabuluculuk hükmü uygulanmaz. Bu nedenle iş kazası tazminat davası, arabulucuya başvurulmaksızın doğrudan açılabilir. Kaza nedeniyle yürütülen ceza yargılaması ayrı devam eder; ceza dosyasındaki tespitler hukuk mahkemesini bağlamamakla birlikte, maddi olguya ilişkin kesinleşmiş tespitler dikkate alınır ve dosya çoğunlukla bekletici mesele yapılır.
İş kazasından doğan tazminat talepleri, iş sözleşmesinden kaynaklanan gözetme borcunun ihlaline dayandığından Türk Borçlar Kanunu m.146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesiyle işlemeye başlar; sürekli iş göremezlik durumlarında bu an, maluliyet oranının kesin olarak belirlendiği tarih olarak kabul edilir. Tedavi sürecinin uzaması ya da rahatsızlığın seyrinin sonradan ağırlaşması hâlinde, önceden öngörülemeyen ve sonradan ortaya çıkan zararlar bakımından sürenin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelir. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen sürekli iş göremezlik kararının tarihi, sürenin başlangıcı bakımından belirleyici bir veri oluşturur.
Kaza aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, Türk Borçlar Kanunu m.72 uyarınca ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresi tazminat istemine de uygulanır; taksirle yaralama veya ölüme neden olma fiilleri bakımından bu kural sıklıkla gündeme gelir. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalan yakınların talepleri kendilerine ait bağımsız haklardır ve süre her hak sahibi yönünden ayrı değerlendirilir. Kısmi dava açılmışsa zamanaşımı yalnızca talep edilen kısım için kesilir; bu nedenle ıslah ve bedel artırım taleplerinde zamanaşımı def'i ile karşılaşılabilir.
İş kazası geçiren işçi, işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilir. İş göremezlik nedeniyle uğranılan kazanç kaybı maddi tazminatla, çekilen acı ve elem ise manevi tazminatla karşılanır. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalan yakınlar da dava açabilir; dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53, m.54 ve m.56 hükümleridir.
İşverenin sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğüne aykırılık ölçüsünde belirlenir. İşçiyi gözetme borcu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417'de, işverenin genel yükümlülüğü ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4'te düzenlenmiştir. Kusur oranı bilirkişi incelemesiyle saptanır ve tazminata yansır.
İşçinin işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle veya işin yürütümü sırasında meydana gelen ve bedensel ya da ruhsal zarara yol açan olaylar iş kazası sayılır. İşverence sağlanan taşıtla işe gidiş gelişte oluşan olaylar da bu kapsamdadır; tanım 5510 sayılı Kanun m.13'te yer alır.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
İşyeri devrinde iş sözleşmeleri devralana geçer; işçinin kıdeminin korunması, devreden ve devralan işverenin sorumluluğu ile fesih sonuçları anlatılıyor.
Devamını oku ›Makaleİşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işverene yüklediği bir zorunluluktur; görev ve yetkiler anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleTasarım tanımı, tescilli/tescilsiz tasarım ve tasarım davaları.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile marka, tasarım ve coğrafi işaret hizmetleri.
Devamını oku ›MakaleTÜRKPATENT sicilli vekillik ile patent, faydalı model ve tasarım hizmetleri.
Devamını oku ›MakaleSMK m.29 kapsamında marka hakkına tecavüz, dava süreci, tazminat hesabı ve güncel Yargıtay kararları.
Devamını oku ›