Haksız fiil tazminatında sürelerin başlangıcı, ceza zamanaşımının uzatıcı etkisi ve süre geçtikten sonraki imkânlar.
TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İki süre birlikte işler: hangisi önce dolarsa istem o tarihte zamanaşımına uğrar.
İki yıllık sürenin başlangıcı için iki unsurun birlikte öğrenilmesi gerekir: zararın varlığı ve kapsamı ile tazminat yükümlüsünün kimliği. Zararın kapsamı sonradan netleşiyorsa (örneğin maluliyet oranı raporla belirleniyorsa) süre bu tarihten işlemeye başlar. Failin kimliği bilinmiyorsa süre öğrenme tarihinde başlar.
Kanun önemli bir istisna öngörür: tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72/1 son cümle). Bu hüküm uygulamada süreyi çoğu zaman katlar.
Örneğin taksirle öldürme veya yaralama, kasten yaralama gibi fiillerde ceza davası zamanaşımı süresi haksız fiil zamanaşımından uzun olduğundan tazminat istemi de bu uzun süreye tabi olur. Önemli nokta: bu etki için fiilin suç oluşturması yeterlidir; failin cezalandırılmış olması, hakkında dava açılmış olması veya mahkûmiyet şartı aranmaz.
Motorlu araç kazalarında özel hüküm uygulanır. KTK m. 109 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Burada da ceza zamanaşımı uzatıcı etki gösterir. Ayrıca zarar görene önemli bir kolaylık tanınmıştır: zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır (m. 109/3). Rücu talepleri ise iki yılda zamanaşımına uğrar (m. 109/4).
Zamanaşımı; borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi, güvence göstermesi ya da alacaklının dava açması, icra takibi başlatması veya iflas masasına başvurması ile kesilir. Kesilmeden sonra süre baştan işlemeye başlar.
Arabuluculuğa başvurulması da zamanaşımını durdurur; bu nedenle dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda başvuru tarihi kritik önem taşır. Sigortacıya yapılan yazılı başvuru da uygulamada sürenin işleyişi bakımından dikkate alınır.
Zamanaşımı, hak düşürücü süreden farklı olarak mahkemece re'sen dikkate alınmaz; davalı tarafından def'i olarak ileri sürülmesi gerekir. Davalı zamanaşımı def'ini ileri sürmezse mahkeme esasa girerek karar verir. Def'i, cevap dilekçesiyle ve süresinde ileri sürülmelidir.
Kanun ayrıca zarar görene bir imkân tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72/2). Yani zamanaşımına uğramış tazminat alacağı, takas ve ödemeden kaçınma yönüyle etkisini sürdürür.
Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl içinde açılmalıdır (TBK m. 72). Trafik kazalarında da süreler aynıdır (KTK m. 109).
Evet. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o zamanaşımı uygulanır. Failin cezalandırılmış olması gerekmez.
Hem zararın hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihte başlar. Zararın kapsamı sonradan netleşiyorsa, örneğin maluliyet raporla belirleniyorsa süre bu tarihten işler.
Hayır. Zamanaşımı def'i davalı tarafından süresinde ileri sürülmelidir. İleri sürülmezse mahkeme esasa girerek karar verir.
Evet, arabuluculuğa başvurulması zamanaşımını durdurur. Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda başvuru tarihi bu nedenle kritiktir.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.