Deprem, sel, yangın veya idari kapatma gibi durumlarda iş geçici olarak durabilir. Kanun bu dönem için hem ücret hem de fesih bakımından özel bir düzen kurmuştur.
Zorlayıcı sebep, tarafların iradesi dışında ortaya çıkan, öngörülemeyen ve kaçınılamayan olaylar nedeniyle işin görülmesinin geçici olarak imkânsız hale gelmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu bu kavramı iki ayrı açıdan düzenler: m.24 üçüncü bendinde işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler, m.25 üçüncü bendinde ise işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı sebepler ele alınmıştır.
Bu ayrım sonuçları bakımından önemlidir. İşyerini etkileyen sel, deprem, yangın veya yetkili makamlarca faaliyetin durdurulması gibi olaylar işçiye derhal fesih hakkı verir. Buna karşılık işçinin kendi çevresinden kaynaklanan ve onu işyerine gelmekten alıkoyan olaylar, örneğin yaşadığı bölgenin ulaşıma kapanması, işverene derhal fesih hakkı tanır. İşçinin hastalığı veya kişisel engelleri zorlayıcı sebep sayılmaz; bu haller m.25 birinci bendindeki sağlık sebepleri kapsamında değerlendirilir.
Zorlayıcı sebebin ortaya çıkmasıyla iş sözleşmesi kendiliğinden sona ermez; önce bir haftalık bekleme süresi başlar. 4857 sayılı İş Kanunu m.40 uyarınca m.24 ve m.25 hükümlerinin üçüncü bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye, bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.
Yarım ücret, ilgili günlerin ücretinin yarısı kadardır ve işçi fiilen çalışmadığı halde ödenir. Bekleme süresi boyunca iş sözleşmesi askıda kabul edilir. Bu dönemin yıllık izin hesabına etkisi bakımından 4857 sayılı İş Kanunu m.55 hükmündeki çalışılmış gibi sayılan haller listesi dikkate alınır. Bir haftalık süre dolduğunda ise tarafların derhal fesih hakkı doğar; süre dolmadan yapılan fesih haklı nedene dayanmayabilir.
Zorlayıcı sebep bir haftadan uzun sürerse taraflar iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. İşçi m.24 üçüncü bende, işveren ise m.25 üçüncü bende dayanarak bu hakkı kullanır. Fesih hakkının kullanılması zorunlu değildir; taraflar askı halinin devam etmesini de kabul edebilir ve bu durumda sözleşme askıda kalmaya devam eder.
Feshin kime ait olduğu ödenecek tazminatları belirler. İşveren zorlayıcı sebeple derhal feshederse bu fesih haklı nedene dayansa dahi işçinin kıdem tazminatı hakkı doğar; çünkü 1475 sayılı Kanun m.14 yalnızca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hallerini kıdem tazminatının dışında bırakmıştır. İşçinin m.24 üçüncü bende dayanarak feshi halinde de kıdem tazminatı ödenir. Her iki durumda bildirim öneli işlemediğinden ihbar tazminatı gündeme gelmez.
Bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. Bu ödeme 4857 sayılı İş Kanunu m.40 hükmüne dayanır.
Evet. Zorlayıcı sebep, kıdem tazminatını ortadan kaldıran ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hallerinden değildir; diğer şartlar varsa kıdem tazminatı ödenir.
Derhal fesih hakkı, zorlayıcı sebebin bir haftadan fazla sürmesi halinde doğar. Bu süre dolmadan yapılan fesih haklı nedene dayanmayabilir.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı Süreleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEmeklilik Nedeniyle Kıdem Tazminatı ve Yaş Şartı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYeni İş Arama İzni ve Ücreti hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleÜcret Hesap Pusulası ve Bordronun İspat Gücü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKıdem Tazminatı Şartları ve Hesabı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİhbar Tazminatı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›