Patent verilmiş olması, o patentin her türlü itiraza karşı kesin bir geçerlilik kazandığı anlamına gelmez. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, patentin sonradan hükümsüz kılınabileceği durumları açıkça sayarak, hem üçüncü kişilerin hem de kamu yararının korunmasını amaçlamıştır. Patentin hükümsüzlüğü davası, patent hakkının geçerliliğine ilişkin en temel hukuki denetim yollarından biridir.
Patentin hükümsüzlüğüne, patent konusunun yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik gibi patent verilebilirlik şartlarını taşımadığının sonradan anlaşılması, buluşun ilgili teknik alanda uzman bir kişinin uygulayabileceği ölçüde yeterince açıklanmamış olması veya patent konusunun başvurunun ilk halinin kapsamını aşması gibi sebeplerle karar verilebilir.
Ayrıca patent sahibinin patent isteme hakkına sahip olmadığının ispatlanması ile patentin sağladığı korumanın kapsamının Kanunda belirlenen sınırları aşması da hükümsüzlük sebepleri arasındadır. Bu sebeplerden herhangi birinin varlığı, patentin tamamen veya kısmen hükümsüz kılınmasına yol açabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan hükümsüzlük iddiası, patent verilmeden önce aynı tekniğin kamuya açık bir kaynakta zaten mevcut olduğunun, yanı buluşun yenilik şartını taşımadığının ileri sürülmesidir.
Hükümsüzlük sebepleri patentin sadece bir kısmını ilgilendiriyorsa, patent Kanunda öngörülen şekilde değiştirilerek kısmen hükümsüz kılınabilir; bu durumda patentin hükümsüzlük sebebi taşımayan kısımları için koruma devam eder. Patent isteme hakkına sahip olunmadığı gerekçesiyle açılan hükümsüzlük davası ise ancak buluşu yapan veya haleflerince açılabilir.
Ek patentlerin bağlı olduğu asıl patentin hükümsüz kılınması, kural olarak ek patentlerin de kendiliğinden hükümsüz sayılması sonucunu doğurmaz; ancak hükümsüzlük kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde ek patentlerin bağımsız patentlere dönüştürülmesi için başvuru yapılmazsa, hükümsüzlük ek patentleri de kapsar. Bu düzenleme, ek patent sisteminin asıl patente bağlı ancak sonradan bağımsızlaşabilen özel yapısını yansıtmakta ve patent sahibine belirli bir süre içinde önlem alma imkânı tanımaktadır.
Patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, bu karar geçmişe dönük olarak etki doğurur ve patent veya patent başvurusuna Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Bu, hükümsüzlük kararının yalnızca ileriye dönük değil, patentin başlangıcından itibaren geçerli olduğu anlamına gelir.
Geçmişe dönük etki bazı durumları etkilemez; örneğin hükümsüzlük kararından önce kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz kararları ile yapılmış lisans veya devir sözleşmeleri kapsamında ödenen bedeller, patent sahibinin ağır ihmali veya kötü niyeti bulunmadıkça genel olarak geri istenemez. Bu düzenleme, hukuki ilişkilerde istikrarı korumayı amaçlar.
Hükümsüzlük davası süresiz değildir. SMK m.138'in beşinci fıkrası uyarınca dava, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde, sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabilir. Patent üzerinde sicilde hak sahibi görülen kişilerin davaya katılabilmelerini sağlamak için ayrıca onlara tebligat yapılır; bu nedenle dava açılmadan önce sicil kaydının incelenmesi gerekir.
Dava açabilecek kişiler bakımından genel ve özel kural birlikte uygulanır. Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları patentin hükümsüzlüğünü isteyebilir. Buna karşılık patent sahibinin patent isteme hakkına sahip olmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük, ancak buluşu yapan veya halefleri tarafından ileri sürülebilir. Ayrıca mahkeme, Kanunun 99'uncu maddesi uyarınca yapılan yayımdan önce, patent verilebilirlik şartları, buluşun yeterince açıklanmaması ve kapsam aşımı gerekçelerine dayalı taleplere ilişkin karar veremez.
Ek patentler kendiliğinden düşmez. Aynı maddenin yedinci fıkrasına göre patentin hükümsüzlüğüne ilişkin karar, zorunlu olarak ek patentlerin de hükümsüz olması sonucunu doğurmaz; ancak hükümsüzlük kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde ek patentlerin bağımsız patentlere dönüştürülmesi için başvuruda bulunulmazsa ek patentler de hükümsüz olur. Kısmi hükümsüzlükte ise sınır nettir: bir istemin kısmen hükümsüzlüğüne karar verilemez.
Kural olarak menfaati bulunan herkes hükümsüzlük davası açabilir; ancak patent isteme hakkına dayalı hükümsüzlük davası yalnızca buluşu yapan veya haleflerince açılabilir.
Evet, hükümsüzlük sebebi patentin yalnızca bir kısmını ilgilendiriyorsa, patent Kanunda öngörülen şekilde değiştirilerek kısmen hükümsüz kılınabilir.
Genel kural olarak hayır; patent sahibinin ağır ihmali veya kötü niyeti bulunmadıkça, karardan önce ifa edilmiş sözleşme yükümlülükleri geriye dönük olarak etkilenmez.
SMK m.138 uyarınca dava, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabilir. Husumet, sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye yöneltilir ve sicilde hak sahibi görünen diğer kişilere de tebligat yapılır.
Marka, patent ve tasarım süreçlerinizde TÜRKPATENT sicilli vekilliğimiz ve hukuki danışmanlığımızla başvurudan uyuşmazlığa kadar her aşamada destek veriyoruz. Durumunuzu değerlendirelim.
Coğrafi İşarette Menşe Adı ile Mahreç İşareti Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleGeleneksel Ürün Adının Tescili hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTescilsiz Tasarımın Koruma Süresi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarım Başvurusunda Yayımın Ertelenmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarımda Önceki Kullanımdan Doğan Hak hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİlaç Patentinde Bolar İstisnası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›