6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, coğrafi işaretlerin yanı sıra, coğrafi bir kaynak belirtmese dahi belirli bir ürünle özdeşleşmiş adların da korunmasına imkan tanıyan ayrı bir kategori oluşturmuştur: geleneksel ürün adı. Bu kurum, menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ancak toplumsal hafızada belirli bir ürüne işaret eden adların, üretim geleneğinin korunması amacıyla tescil edilmesini sağlar.
Geleneksel ürün adı, menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için en az otuz yıl süreyle geleneksel olarak kullanıldığı kanıtlanan adlardır. Bu tanımın özelliği, coğrafi bir yer adı içermemesine rağmen, uzun süreli ve istikrarlı kullanım sonucunda belirli bir ürünle özdeşleşmiş olmasıdır.
Otuz yıllık kullanım süresinin ispatı, başvuru sahibinden yazılı belge, ticari kayıt veya sektörel kaynaklarla desteklenen somut deliller sunmasını gerektirir. Bu süre şartı, geleneksel ürün adının sırf bir pazarlama tercihi değil, gerçekten yerleşik bir üretim geleneğinin ürünü olduğunu göstermeye yöneliktir.
Otuz yıllık kullanım şartı tek başına yeterli değildir; adın geleneksel ürün adı olarak tescil edilebilmesi için ayrıca ürünün geleneksel bir üretim veya işleme yöntemi ya da geleneksel bir bileşimden kaynaklanması, yahut geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş olması şartlarından en az birinin sağlanması gerekir.
Bu ikinci grup şart, geleneksel ürün adının sadece bir isim değil, aynı zamanda belirli bir üretim usulünün veya bileşimin süreklilik içinde uygulanmasının bir sonucu olduğunu ortaya koyar; başvuru dosyasında üretim yönteminin adımları somut biçimde tarif edilmelidir.
Geleneksel ürün adı ile coğrafi işaret arasındaki en belirgin fark, korumanın dayanağıdır: coğrafi işarette ürün ile belirli bir coğrafi alan arasında doğrudan bir bağ aranırken, geleneksel ürün adında böyle bir coğrafi bağ zorunlu değildir; korumanın temelini uzun süreli kullanım ve gelenekselleşme oluşturur. Bu farklı dayanak, geleneksel ürün adının, hiçbir zaman belirli bir coğrafi bölgeye özgü olmayan ancak yıllar içinde belirli bir ürünle bütünleşen isimler için de koruma kapısı açmasını sağlar.
Bu nedenle geleneksel ürün adı başvurusu hazırlanırken coğrafi sınır tanımlanmasından ziyade, kullanım süresinin ve üretim geleneğinin sürekliliği ile bileşim veya hammadde özgünlüğünün belgelenmesine ağırlık verilmelidir.
Hayır, geleneksel ürün adının tanımlanmasında coğrafi bir yer adı içermesi zorunlu değildir; önemli olan ürünle olan uzun süreli özdeşleşmedir.
Ticari belgeler, sektörel yayınlar, kayıtlar ve benzeri somut kanıtlarla, adın ilgili ürün için en az otuz yıldır kullanıldığı ortaya konulmalıdır.
Evet, geleneksel ürün adı hakkı da coğrafi işaret gibi lisans, devir, miras veya haciz gibi hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez.
Marka, patent ve tasarım süreçlerinizde TÜRKPATENT sicilli vekilliğimiz ve hukuki danışmanlığımızla başvurudan uyuşmazlığa kadar her aşamada destek veriyoruz. Durumunuzu değerlendirelim.
Coğrafi İşarette Menşe Adı ile Mahreç İşareti Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTescilsiz Tasarımın Koruma Süresi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarım Başvurusunda Yayımın Ertelenmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarımda Önceki Kullanımdan Doğan Hak hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakalePatentin Hükümsüzlüğü Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİlaç Patentinde Bolar İstisnası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›