Mirasın kazanılmasıyla tereke, aktif ve pasifiyle birlikte mirasçılara geçer. Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçılar, terekenin borçlarından kişisel malvarlıklarıyla ve birbirlerine karşı müteselsilen sorumlu olur. Bu ağır sonuçtan korunmanın yolları; mirasın reddi (TMK m. 605), resmî tasfiye (m. 612) ve defter tutulmasını istemektir.
Sorumluluk yalnız terekedeki mallarla sınırlı değildir: kabul hâlinde mirasçı kendi malvarlığıyla da sorumlu olur.
Müteselsil sorumluluk gereği alacaklı, dilediği mirasçıya alacağın tamamı için başvurabilir; ödeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu eder.
Tereke işlemlerinde noter ve tapu harçları ile vergi yükümlülükleri baştan hesaplanmalı; maliyet planlaması paylaşma kararını etkiler.
Mirasın reddi: mirasçı hem aktiften hem pasiften vazgeçer; süre içinde beyanla yapılır. Borca batık terekede hükmen ret devreye girer.
Resmî tasfiye: borçlar tereke içinden ödenir, kalan aktif mirasçıya geçer; kişisel sorumluluk doğmaz. Defter tutulmasını isteme ise sorumluluğu deftere kaydedilen borçlarla sınırlar.
Mirasçılardan birinin vesayet altında olması hâlinde vesayet makamının izni gerekebilir; bu izin alınmadan yapılan işlemler geçersizdir.
Kefaletten doğan borçlar da terekeye dahildir ve mirasçılara geçer; bu borçlar çoğu zaman ölümden sonra ortaya çıkar.
Bu nedenle kabul kararından önce kefalet kayıtlarının, banka ve icra dosyalarının araştırılması gerekir.
Mirasbırakanın ortağı veya yöneticisi olduğu şirketlerin borçları için verdiği kişisel teminatlar ayrıca sorgulanmalıdır; bu kalemler tereke araştırmasında sık atlanır.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Mirasçılar, bankalardan mirasbırakan adına düzenlenmiş kefalet ve garanti sözleşmelerinin dökümünü yazılı olarak istemeli ve yanıtları kabul kararından önce değerlendirmelidir.
Kefalet borcunun henüz muaccel olmaması onu yok saymayı gerektirmez; asıl borçlunun ödeme gücü gözetilerek gelecekteki risk hesaba katılmalıdır.
Alacaklılar, mirasçılara karşı takip başlatabilir; mirasçı, ret veya tasfiye savunmasını süresi içinde ileri sürmelidir.
Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, takibe karşı savunmanın temelidır ve icra dosyasına derdestlik bildirilerek desteklenir.
Mirasçılar iç ilişkide payları oranında sorumludur; birinin fazla ödemesi hâlinde rücu hakkı doğar.
Paylaşma sözleşmesinde borçların kimin tarafından üstlenileceği kararlaştırılabilir; ancak bu anlaşma alacaklıları bağlamaz.
Tereke borcunu ödeyen mirasçı, rücu hakkını kullanabilmek için ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu gösteren dekontları ve alacaklı yazışmalarını saklamalıdır.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Borcu üstlenen mirasçının ödeme yapmaması hâlinde diğerlerinin ona nasıl başvuracağı, teminat ve ödeme takvimiyle birlikte paylaşma sözleşmesinde düzenlenmelidir.
Alacaklıya ödemeden önce borcun miktarı ve zamanaşımı durumu kontrol edilmeli; aksi hâlde diğer mirasçılar rücu talebine bu savunmalarla karşı koyabilir.
Mirasbırakanın icra dosyaları, banka borçları, kefaletleri ve vergi borçları taranmalı; tereke bilançosu çıkarılmalıdır.
Bu araştırma ret süresi içinde tamamlanmalıdır; süre yetmiyorsa defter tutulmasını isteme yoluna başvurulabilir.
Tereke mallarını kullanmak, satmak veya kiraya vermek kabul anlamına gelebileceğinden, karar verilene kadar bu işlemlerden kaçınılmalıdır.
Hangi kurumdan ne zaman bilgi istendiği ve hangi cevabın alındığı yazılı bir listede izlenmeli; bu kayıt ret veya tasfiye talebinin gerekçesini destekler.
Mirasçılar arasında yazılı iletişim tercih edilmeli; sözlü mutabakatlar ispat sorunlarına yol açmaktadır.
Uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülmesi her aşamada mümkündür ve çoğu zaman yargılama giderlerinden tasarruf sağlar.
Taşınmazlardaki ipotek ve haciz şerhleri, başka kayıtlarda görünmeyen borçlara da işaret eder; tapu kaydı borç araştırmasına dahil edilmelidir.
Aynı hukuki çerçevede değerlendirilmesi gereken bir diğer başlık veraset ve intikal vergisi konusudur. Ayrıca alacaklının ölen borçlunun malvarlığına yönelik başlattığı işlemlerde izlenecek usul terekeye karşı icra takibi başlığında ele alınmıştır. Mirasçı, terekenin borç durumunu bilmeden karar vermek zorunda kalmamak için terekenin resmî defterinin tutulması yoluna başvurabilir; bu yol ayrı bir başlıkta anlatılmıştır.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçı, terekenin borçlarından kişisel malvarlığıyla ve müteselsilen sorumludur.
Mirasın reddi, resmî tasfiye ve defter tutulmasını isteme yollarıyla; borca batık terekede hükmen ret devreye girer.
Evet; kefaletten doğan borçlar terekeye dahildir, bu nedenle kefalet kayıtları önceden araştırılmalıdır.
Müteselsil sorumluluk gereği dilediğine tamamı için başvurabilir; ödeyen mirasçı diğerlerine rücu eder.
Hayır; mirasçılar arası anlaşma iç ilişkide geçerlidir, alacaklıyı bağlamaz.
Tereke, paylaşma ve mirasçılık işlemlerinde destek için bize ulaşın.