Resmî tasfiye, terekenin mirasçılara geçmeden önce resmî makam eliyle borçlarından arındırılmasıdır. TMK m. 612 uyarınca en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda arta kalan değerler mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Mirasçı, terekeyi doğrudan kabul etmek yerine resmî tasfiye isteyerek borçlardan kişisel sorumluluktan kurtulabilir; tasfiye sonunda kalan aktif kendisine geçer.
Bu yol, terekenin borç durumu belirsiz olduğunda ret ile kabul arasındaki güvenli orta yoldur.
Resmî tasfiye istenmeden önce terekedeki araç, taşınmaz ve hesapların listesi çıkarılmalı; tasfiye giderlerinin tereke aktifinden karşılanacağı hesaba katılmalıdır.
Mirasçılardan her biri resmî tasfiye isteyebilir; mirasbırakanın alacaklıları da kanunda öngörülen şartlarla talepte bulunabilir.
Talep, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh mahkemesine yapılır ve ret süresi içinde ileri sürülmelidir.
Talep dilekçesine ölüm belgesi, mirasçılık durumunu gösteren kayıt ve bilinen borçların dökümü eklenirse mahkemenin ilk değerlendirmesi kolaylaşır.
Sulh mahkemesi tasfiyeyi kendisi yürütebileceği gibi tasfiye memuru da atayabilir; tereke defteri tutulur, alacaklılara çağrı ilanı yapılır.
Alacaklar ve borçlar tespit edildikten sonra mallar paraya çevrilerek sıraya göre ödeme yapılır; artan değer mirasçılara dağıtılır.
Tasfiye memuru atandığında anahtar, ruhsat ve hesap bilgileri tutanakla teslim edilmeli; tereke mallarının mirasçılarca kullanılması sorun yaratabilir.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Tereke defterine girecek kalemler için tapu kayıtları, araç ruhsatları, banka bakiyeleri ve bilinen borç belgeleri tasfiye memuruna eksiksiz sunulmalıdır.
Değeri düşük veya bakım gerektiren malların nasıl paraya çevrileceğine dair mirasçı görüşlerinin yazılı bildirilmesi, tasfiye memuruna yol gösterir.
En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse tereke, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu hâlde mirasçılar borçlardan sorumlu olmaz; ancak tasfiye sonunda değer artarsa bu artık, reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Alacaklılar, tasfiye sürecinde alacaklarını kaydettirmek zorundadır; süresinde kaydettirmeyen alacaklılar sınırlı sonuçlarla karşılaşır.
Rehinli ve imtiyazlı alacaklar sıra cetvelinde önceliklidir; tasfiye, İcra ve İflâs mevzuatındaki sıra kurallarına göre yürür.
Alacaklı konumundakiler çağrı ilanını takip ederek alacaklarını dayanak belgeleriyle kaydettirmeli; senet, sözleşme ve hesap ekstresi dosyaya konmalıdır.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Mirasbırakana kredi kullandırmış bankalar bakımından kefil ve teminatların durumu ayrıca incelenmeli; kefilin sorumluluğu tasfiyeyle kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Sıra cetveline itiraz düşünülüyorsa rehin veya imtiyaz iddiasını destekleyen belgeler önceden hazırlanmalı; son anda belge aramak zaman kaybettirir.
Kabul: mirasçı tüm borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumlu olur; en riskli seçenektir.
Ret: mirasçı hem borçtan hem aktiften vazgeçer; tereke aktifi fazlaysa kayıp doğurur.
Resmî tasfiye: borçlar tereke içinden ödenir, kalan aktif mirasçıya geçer; belirsiz terekelerde en dengeli yoldur.
Seçenekler karşılaştırılırken mirasbırakanın kefaletleri, vergi borçları ve süren davaları da listelenmelidir; bunlar ilk bakışta görünmeyen pasiflerdir.
Mirasçılar arasında yazılı iletişim tercih edilmeli; sözlü mutabakatlar ispat sorunlarına yol açmaktadır.
Uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülmesi her aşamada mümkündür ve çoğu zaman yargılama giderlerinden tasarruf sağlar.
Terekede ipotekli taşınmaz varsa, rehinli alacaklının satış bedelinden önce karşılanacağı dikkate alınarak kalan aktif gerçekçi hesaplanmalıdır.
Sürecin devamında miras sebebiyle istihkak davası konusu da çoğu dosyada gündeme gelir.
Borçlar tereke içinden ödenir; mirasçı kişisel malvarlığıyla sorumlu olmaz ve kalan aktif kendisine geçer.
Mirasçılardan her biri; kanunda öngörülen şartlarla mirasbırakanın alacaklıları da talep edebilir.
Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh mahkemesine, ret süresi içinde başvurulur.
Tereke sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; artan değer hak sahiplerine verilir.
Tasfiye sürecinde alacaklarını kaydettirmelidir; sıra cetvelinde rehinli ve imtiyazlı alacaklar önceliklidir.
Tereke, paylaşma ve mirasçılık işlemlerinde destek için bize ulaşın.