Marka hakkı, sahibinin sağlığında olduğu gibi ölümünden sonra da hukuki varlığını korur ve bir mal varlığı değeri olarak mirasın konusunu oluşturur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, sınai mülkiyet haklarının miras yoluyla intikal edebileceğini açıkça düzenleyerek, marka sahibinin ölümünün markanın sona ermesi anlamına gelmediğini teyit etmiştir.
Sınai mülkiyet hakkı, devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir veya haczedilebilir. Bu genel düzenleme, marka hakkının da diğer sınai mülkiyet hakları gibi mirasçılara Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde külli halefiyet yoluyla geçebileceğini gösterir.
Külli halefiyet ilkesi gereği, miras yoluyla intikalde ayrıca bir devir sözleşmesi yapılmasına gerek yoktur; marka hakkı, mirasın açılmasıyla birlikte kendiliğinden mirasçılara geçer. Ancak bu intikalin sicile yansıtılması için ayrı bir tescil işlemi yapılması gerekir. Mirasçıların bu tescil işlemini yaptırabilmesi için, veraset ilamı veya mirasçılığı gösteren diğer resmi belgeleri Kuruma sunması beklenir.
Marka sahibinin ölümü halinde birden fazla mirasçı bulunuyorsa, marka hakkı mirasçılar arasında elbirliği veya paylı mülkiyet esaslarına göre paylaşılır; sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi bulunması durumunda, sahiplerden birinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşların önalım hakkı doğar.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer; tarafların anlaşamaması halinde bu hak, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Bu düzenleme, mirası paylaşan mirasçılar arasındaki marka üzerindeki mülkiyet ilişkisinin üçüncü kişilere karşı da korunmasını sağlar. Mirasçılar, marka üzerindeki paylı mülkiyet ilişkisini sona erdirmek isterlerse, aralarında anlaşarak markayı bir mirasçıya devredebilir veya markanın üçüncü bir kişiye satışı konusunda birlikte karar alabilirler.
Miras yoluyla intikale ilişkin hukuki işlemler yazılı şekle tabidir ve sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır; sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle mirasçıların, veraset belgesi ve gerekli diğer evraklarla birlikte Kuruma başvurarak intikal işlemini sicile işletmesi büyük önem taşır.
Sicile kayıt yapılmadığı sürece, marka üzerinde hak sahibi görünen kişi hala ölen marka sahibi olarak kalır; bu durum, mirasçıların markadan doğan haklarını üçüncü kişilere karşı ileri sürmesini veya markayı devretmesini fiilen güçleştirir. Bu nedenle intikal işlemlerinin gecikmeden tamamlanması önerilir.
Evet, külli halefiyet gereği marka hakkı mirasın açılmasıyla mirasçılara geçer; ancak bu durumun sicile de yansıtılması gerekir.
Marka, mirasçılar arasında paylı mülkiyet veya elbirliği esaslarına göre paylaşılır ve paydaşlardan birinin payını satması halinde diğerlerinin önalım hakkı doğar.
Sicile kaydedilmeyen intikal işlemi, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez; bu da mirasçıların marka üzerindeki haklarını kullanmasını fiilen güçleştirir.
Marka, patent ve tasarım süreçlerinizde TÜRKPATENT sicilli vekilliğimiz ve hukuki danışmanlığımızla başvurudan uyuşmazlığa kadar her aşamada destek veriyoruz. Durumunuzu değerlendirelim.
Coğrafi İşarette Menşe Adı ile Mahreç İşareti Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleGeleneksel Ürün Adının Tescili hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTescilsiz Tasarımın Koruma Süresi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarım Başvurusunda Yayımın Ertelenmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTasarımda Önceki Kullanımdan Doğan Hak hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakalePatentin Hükümsüzlüğü Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›