Kiracının kiralananda tespit ettiği bir ayıbı kiraya verene zamanında bildirmemesi, hem kendi haklarını kullanma imkanını sınırlar hem de doğabilecek zararlardan sorumlu tutulmasına yol açabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.318 hükmü, kiracının kiralananda meydana gelen ve kiraya veren tarafından giderilmesi gereken ayıpları, öğrenir öğrenmez kiraya verene bildirmekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu bir borç değil külfet niteliğindedir; yani kiracı bildirimi yapmazsa cebri icraya konu edilmez, ancak bundan doğan olumsuz sonuçlara kendisi katlanır. Bu ayrım, külfetin ihlalinin doğrudan bir tazminat yükümlülüğü değil, hak kaybı şeklinde sonuç doğurması anlamına gelir.
Bildirim külfetinin amacı, kiraya verene ayıbı zamanında giderme ve daha büyük bir zarara dönüşmesini engelleme fırsatı tanımaktır; özellikle su sızıntısı, çatlak veya tesisat arızası gibi zamanla büyüyebilecek ayıplarda bu külfetin önemi daha da artar. Erken bildirim, hem kiracının hem kiraya verenin çıkarına hizmet ederek olası büyük çaplı hasarların önüne geçer.
Kiracı, ayıbı bildirmekte gecikirse ve bu gecikme nedeniyle zarar büyürse, büyüyen kısım bakımından kiraya verenden tazminat talep edemez; ayrıca kiraya veren, kiracının bu ihmalinden kaynaklanan ek zararları kiracıya rücu edebilir. Böylece bildirim külfetinin yerine getirilmemesi, kiracının kendi lehine hakları kullanma imkanını daraltır. Bu durum, kiracının ihmalinin doğrudan kendi aleyhine bir mali sonuç doğuracağı anlamına gelir.
Özellikle kira bedelinde indirim veya masraf talebi gibi hakların kullanılmasında, bildirimin zamanında yapılmış olması mahkemece aranan önemli bir unsurdur; bildirim yapılmamış veya geç yapılmışsa kiracının bu hakları kısmen veya tamamen kaybetme riski doğar. Mahkemeler bu tür davalarda bildirim tarihini, ayıbın ortaya çıkış tarihiyle karşılaştırarak gecikmenin makul olup olmadığını değerlendirir.
Kanun bildirim için özel bir şekil şartı aramamakla birlikte, uygulamada yazılı bildirim yapılması, ihtilaf halinde tarih ve içeriğin ispatı açısından büyük önem taşır. Kısa mesaj, e-posta veya noter aracılığıyla yapılan bildirimler, sözlü bildirimlere göre çok daha güçlü delil niteliği taşır. Sözlü bildirimlerde tanık gösterilmesi mümkün olsa da, yazılı delillerin ispat gücü her zaman daha yüksektir.
Kiracının bildirimle birlikte ayıbın fotoğrafını çekmesi ve mümkünse tarih damgalı kayıt tutması, hem kira bedelinde indirim hem de masraf talebi bakımından ileride güçlü bir dayanak oluşturur; kiraya verenin bildirime rağmen harekete geçmemesi durumunda bu kayıtlar kiracının diğer haklarını kullanmasına temel teşkil eder. Bu belgelerin düzenli olarak saklanması, olası bir uyuşmazlıkta sürecin hızlı ilerlemesini de kolaylaştırır.
Bildirimi hiç yapmamak veya çok geciktirmek, kiracının kira bedelinde indirim ve masraf talebi gibi haklarını kullanmasını zorlaştırır; özellikle gecikmeden doğan ek zarar bakımından kiracı sorumlu tutulabilir.
Kanun özel bir şekil aramaz, ancak yazılı bildirim, e-posta veya noter aracılığıyla yapılan bildirim ispat açısından önerilir.
Evet, bildirimin gecikmesi nedeniyle büyüyen zarardan kiracı sorumlu tutulabilir ve kiraya veren bu ek zararı kiracıya rücu edebilir.
Tahliye, kira tespiti, uyarlama ve kira alacağı süreçlerinde kiracı ve kiraya veren olarak haklarınızı koruyoruz. Bize ulaşın.
Konut ve Çatı Kirasında Bağlantılı Sözleşme Yasağı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKiralananın Teslim Borcu ve Teslimde Gecikmenin Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKiralananın Ayıplı Olması Halinde Kira Bedelinde İndirim hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKiralananın Sözleşme Süresince Sonradan Ayıplı Hale Gelmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKiracının Ayıbı Kendisi Giderip Masrafını İsteme Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAlt Kira İlişkisinde Kiraya Verenin Doğrudan Talep Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›