İcra takibiyle ilgili hemen her uyuşmazlık icra mahkemesinin önüne gelir, ancak bu mahkemenin görev alanı ve hangi icra mahkemesinin yetkili olduğu konusu uygulamada sıkça karıştırılır ve yanlış başvuru süre kaybına yol açabilir. Doğru mahkemeye başvuru, hem süre kaybını önler hem de başvurunun esastan incelenmesini sağlar. Bu nedenle başvuru öncesinde yetkili mahkemenin doğru tespit edilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından şarttır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.4 uyarınca icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetler ile itirazların incelenmesi icra mahkemesi hakimi tarafından yapılır. İş durumunun gerektirdiği yerlerde birden fazla icra mahkemesi dairesi kurulabilir ve iş dağılımı buna göre belirlenir, bu dağılım Hakimler ve Savcılar Kurulunca yapılır.
İcra mahkemesi, itirazın kesin ve geçici kaldırılması, ihalenin feshi, sıra cetveline şikayet, kıymet takdirine itiraz gibi pek çok farklı türde başvuruyu inceler. Bu nedenle icra hukukunda uygulamanın merkezinde yer alan bir yargı mercii olarak kabul edilir ve günlük iş yükü oldukça yüksektir. İcra mahkemesi aynı zamanda icra daireleri başkanlığı bulunmayan yerlerde bu dairelerin gözetim ve denetimini de yürütür. Bu görevler, icra sisteminin düzenli ve denetimli şekilde işlemesini sağlayan önemli unsurlardır.
Genel kural olarak yetkili icra mahkemesi, takibin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir. Şikayet, itiraz veya ihalenin feshi gibi başvurular bu mahkemeye yöneltilir, başka bir yerdeki icra mahkemesine yapılan başvuru usulden reddedilir veya yetkisizlik kararı verilerek dosya doğru yere gönderilir, bu da sürecin uzamasına yol açabilir.
Kıymet takdirine ilişkin şikayette olduğu gibi bazı özel düzenlemelerde, yetkisiz icra mahkemesine yapılan başvuru evrak üzerinde incelenerek belirli bir süre içinde yetkisizlik kararı verilir ve dosya resen yetkili mahkemeye gönderilir, bu da başvurucunun hak kaybını önlemeyi amaçlar. Bu yetki kuralı, tarafların hangi mahkemeye başvuracağını önceden öngörebilmesini sağlayan bir hukuki güvenlik unsurudur. Bu yetki kuralı, aynı zamanda farklı yerlerde açılan mükerrer başvuruların önüne geçer.
İcra mahkemesi kararlarının çoğu, konunun niteliğine göre kesin olabildiği gibi istinaf yoluna açık da olabilir. Örneğin kıymet takdirine ilişkin şikayette verilen karar kesindir, buna karşılık itirazın kaldırılması kararlarına karşı istinaf yoluna gidilebilir, bu fark her başvuru türünde ayrıca araştırılmalıdır.
Bu nedenle her başvuru türünde kararın kesin mi yoksa kanun yoluna tabi mi olduğunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir, aksi halde süresinde başvurulmayan kanun yolları hak kaybına yol açabilir. Uygulayıcıların bu ayrımı baştan tespit etmesi önemlidir. Uygulayıcıların bu ayrımı baştan tespit etmesi, gereksiz kanun yolu başvurularını önler. Bu değerlendirme, hem tarafların hem de mahkemenin zamanını verimli şekilde kullanmasını sağlar.
Kural olarak takibin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesi yetkilidir.
Yetkisizlik kararı verilerek dosya resen yetkili mahkemeye gönderilebilir veya başvuru usulden reddedilebilir.
Hayır, bazı kararlar kanunda açıkça kesin olarak düzenlenmiştir, bu nedenle karar bazında ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Alacağınızın tahsili, itirazların çözümü ve haciz süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Dosyanızı değerlendirelim.
Ödeme Emri ve İcra Emri Arasındaki Farklar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Kesin Kaldırılması ve m.68 hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Geçici Kaldırılması ve m.68/a hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMenfi Tespit Davasında Teminat ve İcranın Durması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleSıra Cetveline İtiraz ile Şikayet Arasındaki Fark hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİstihkak Davasında Mülkiyet Karinesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›