İcra takibinin kesinleşmesi, alacaklının haciz ve satış gibi cebri icra işlemlerine geçebilmesinin ön koşuludur. Kesinleşme, borçlunun itiraz etmemesi veya itirazın ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşir ve takibin sonraki tüm aşamaları bu ana bağlıdır. Bu aşamanın doğru tespiti, hem alacaklının hem borçlunun sonraki adımlarını planlaması açısından belirleyicidir. Bu aşamanın net biçimde belirlenmesi, olası hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önemlidir. Bu nedenle tarafların kesinleşme tarihini doğru şekilde takip etmesi, olası hak kayıplarının önüne geçer.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.60 uyarınca borçluya tebliği edilen ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilmezse takip kendiliğinden kesinleşir. Borçlunun bu süre içinde borcu ödememesi ve itiraz da etmemesi, alacaklının haciz talep etmesine imkan tanır ve bu aşamadan sonra borca itiraz artık mümkün değildir. Bu kesinlik, hem alacaklının planlamasını hem de icra dairesinin işlemlerini kolaylaştıran önemli bir hukuki eşiktir.
Borçlu itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının itirazın iptali davasını kazanması veya icra mahkemesinden itirazın kesin ya da geçici kaldırılması kararını alması halinde de takip kesinleşir. Kesinleşme ani, bu kararların kesinleştiği tarihe göre belirlenir ve bu tarih sonraki işlemler için başlangıç noktası olur. Bu kural, hem ilamsız hem de belli şartlarda kambiyo takiplerinde aynı mantıkla uygulanır. Bu kural, takip sisteminin öngörülebilirliğini ve işlerliğini güvence altına alır.
Takip kesinleştikten sonra alacaklı, borçlunun mallarına haciz koydurabilir, haczedilen malların satışını isteyebilir ve gerekli hallerde borçlunun mal beyanında bulunmasını talep edebilir. Kesinleşme öncesinde bu işlemlerin hiçbiri yapılamaz, bu nedenle kesinleşme tarihinin doğru tespiti önem taşır.
Ayrıca kesinleşmeyle birlikte borçlu bakımından m.74 uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü doğar, bu yükümlülüğe uyulmaması hapisle tazyik yaptırımına bağlanmıştır. Kesinleşme, takibin artık geri dönülemez bir aşamaya girdiğinin göstergesidir ve borçlunun dikkatli davranmasını gerektirir. Bu yükümlülüklerin ihmali, borçlu açısından ayrıca cezai sonuçlar doğuabilir. Bu yükümlülükler, borçlunun mali durumunun şeffaf şekilde ortaya konmasını amaçlar.
Takip kesinleştikten sonra dahi borçlunun tüm hakları ortadan kalkmaz, m.71 uyarınca borcun ödendiğini veya mühlet verildiğini ispatlayarak takibin durdurulmasını isteyebilir. Ayrıca zamanaşımı gibi sonradan ortaya çıkan savunmalar da ileri sürülebilir ve bu savunmalar icra mahkemesince incelenir.
Kesinleşmeden sonraki aşamada icra mahkemesine yapılacak şikayetler, genellikle icra memurunun işlemlerinin kanuna aykırılığına yönelik olur ve bu şikayetler ayrı sürelere tabidir. Borçlunun bu süreleri kaçırmaması, haklarını korumak açısından önemlidir ve ihmal edilmesi hak kaybına yol açar. Bu nedenle kesinleşme sonrası süreçte de hukuki destek almak, hak kaybını önlemek açısından önerilir. Bu süreç, hem alacaklının hem borçlunun haklarını dengeli şekilde koruyan bir yapı oluşturur.
Ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilmezse veya itiraz ortadan kaldırılırsa takip kesinleşir.
Hayır, haciz talebi ancak takibin kesinleşmesinden sonra mümkündür.
Kalıyor, örneğin m.71 uyarınca borcun ödendiğini ispatlayarak takibin durdurulmasını isteyebilir.
Alacağınızın tahsili, itirazların çözümü ve haciz süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Dosyanızı değerlendirelim.
Ödeme Emri ve İcra Emri Arasındaki Farklar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Kesin Kaldırılması ve m.68 hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Geçici Kaldırılması ve m.68/a hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMenfi Tespit Davasında Teminat ve İcranın Durması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleSıra Cetveline İtiraz ile Şikayet Arasındaki Fark hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİstihkak Davasında Mülkiyet Karinesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›