Satılan maldaki ayıpların bildirilmesi için kanunda öngörülen süreler, malın türüne ve ayıbın niteliğine göre değişkenlik göstermektedir. Türk Borçlar Kanunu m.223 ve m.231 uyarınca, alıcı malı teslim aldığında durumu olağan akışa uygun şekilde gözden geçirmeli ve ayıp fark edildiğinde uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelidir. Aksi takdirde malın ayıplı haliyle kabul edilmiş sayılması riskiyle karşılaşılabilir.
Satış sözleşmelerinde satıcının temel yükümlülüklerinden biri, malı sözleşmede kararlaştırılan niteliklere uygun şekilde teslim etmektir. Türk Borçlar Kanunu m.223 kapsamında, malın kullanım amacına uygun olmaması veya sözleşmede belirtilen özelliklerden yoksun olması ayıp olarak nitelendirilir. Alıcı, devraldığı malın durumunu kontrol etme hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir.
Kanun, satıcının sorumluluğunu gerektiren ayıpların tespit edilmesi durumunda alıcıya belirli bir hareket alanı tanımıştır. Satılanın durumunun incelenmesi, malın tesliminden itibaren işlerin olağan akışına göre imkân bulunduğu anda yapılmalıdır. Bu inceleme süreci, alıcının malın kusurlarını fark edip etmediğinin belirlenmesi açısından kritik bir eşiktir.
Hukuki çerçeve, alıcının malı teslim alırken gösterdiği özen ile satıcının ayıplı mal tesliminden doğan sorumluluğu arasında bir denge kurar. Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri, alıcının malı teslim alırken yaptığı incelemelerin kapsamını ve bu incelemeler sonucunda ortaya çıkan kusurların bildirilme zorunluluğunu net bir şekilde düzenlemektedir.
Bir kusurun hukuki anlamda ayıp sayılabilmesi ve bildirim yükümlülüğünü doğurabilmesi için malın durumunun gözden geçirilmesi gerekir. Alıcı, malı teslim aldığında olağan bir inceleme yaparak malın mevcut durumunu tespit etmelidir. Eğer malın durumu, normal bir kontrol ile anlaşılabilecek nitelikte bir kusur barındırıyorsa, bu durumun hemen fark edilmesi beklenir.
Ayıbın bildirilmesi noktasında, kusurun türü şartları doğrudan etkiler. Olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak, yani gizli bir ayıp söz konusu olduğunda, alıcının malı teslim aldığı andaki inceleme yükümliliği farklılaşır. Bu tür durumlarda, ayıbın varlığı sonradan anlaşıldığı anda bildirim yapılması şart koşulmuştur.
Bildirim sürecinde en önemli unsur, ayıbın satıcının sorumluluğunu gerektirecek nitelikte olmasıdır. Malın kullanımına engel olmayan veya basit bir kusur olan durumlar ile malın değerini veya kullanımını doğrudan etkileyen ayıplar arasında hukuki sonuçlar bakımından farklar bulunabilir. Alıcının, malı teslim alırken sergilediği özen düzeyi, bildirim yükümlülüğünün sınırlarını çizer.
Alıcının malı teslim aldıktan sonra yapacağı inceleme süreci, işlerin olağan akışına göre belirlenir. Olağan bir gözden geçirmede ortaya çıkabilecek ayıplarda, uygun bir süre içinde satıcıya bilgi verilmesi zorunludur. Eğer alıcı bu incelemeyi ve bildirimi ihmal ederse, satılan malı mevcut haliyle kabul etmiş sayılmaktadır.
Gizli ayıplar için süreç daha farklı işler. Olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamayacak nitelikteki bir kusur, malın kullanımı sırasında sonradan ortaya çıkarsa, alıcı bu durumu öğrendiği an hemen satıcıya bildirmelidir. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Zamanaşımı süreleri ise daha geniş bir zaman dilimini kapsar. Türk Borçlar Kanunu m.231 uyarınca, satıcının sorumluluğuna ilişkin her türlü dava, malın devrinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak alıcının ayıp bildiriminde bulunarak def'i hakkını kullanması, bu iki yıllık sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz.
Ayıbın zamanında bildirilmesi, alıcının sözleşmeden doğan haklarını koruması için temel şarttır. Eğer alıcı, malı teslim aldıktan sonra gerekli incelemeyi yapmaz veya ayıp ortaya çıktığında bildirimde bulunmazsa, malı mevcut haliyle kabul etmiş sayılır. Bu durum, alıcının ileride ileri süreceği tazminat veya ayıp ihbarı haklarını engelleyebilir.
Satıcının sorumluluğu, malın ayıplı olarak devredilmesinde ağır kusurunun bulunması halinde genişler. Türk Borçlar Kanunu m.231 uyarınca, satıcı malı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Bu durum, alıcının hak arama imkânını korumaya yönelik önemli bir istisnadır.
Bildirim yapılmasıyla birlikte alıcı, sözleşmeden doğan haklarını kullanma yetkisi kazanır. Ancak bildirim süresinin geçirilmesi veya inceleme yükümlülüğünün ihmal edilmesi, malın ayıplı haliyle kabul edildiği sonucunu doğurur. Bu noktada, bildirimin içeriği ve zamanlaması, alıcının hukuki korumadan yararlanıp yararlanamayacağını belirleyen en temel unsurdur.
En sık yapılan hatalardan biri, malın teslim alınması ile kontrol edilmesi arasındaki sürenin çok uzun tutulmasıdır. Alıcı, malı teslim aldığı anda veya en kısa sürede incelemeyi tamamlamalıdır. 'İşlerin olağan akışı' kavramı, her olayda farklılık gösterse de, makul bir sürenin aşılması malın kabul edilmiş sayılmasına yol açabilir.
Gizli ayıpların tespitinde ise 'hemen bildirim' kuralı hayati önem taşır. Malın kullanımı sırasında ortaya çıkan bir kusur fark edildiğinde, teknik inceleme veya tamir süreçleri beklenmeksizin satıcıya bilgi verilmelidir. Ayıbın fark edilip de bildirilmemesi, satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurur ve hak kaybına neden olabilir.
Zamanaşımı süreleri ile bildirim süreleri arasındaki fark karıştırılmamalıdır. İki yıllık genel zamanaşımı süresi, davanın açılması için bir üst sınırdır; ancak bu süreden önce ayıbın usulüne uygun şekilde bildirilmiş olması, alıcının haklarını güvence altına alır. Bu nedenle, sadece zamanaşımı süresine güvenmek yerine, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekir.
Malı teslim aldığınızda, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmelisiniz. Eğer olağan bir incelemeyle görülebilecek bir kusur varsa, bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelisiniz.
Olağan bir incelemeyle anlaşılamayacak, sonradan ortaya çıkan ayıpları fark ettiğiniz anda hemen satıcıya bildirmelisiniz. Aksi takdirde malı ayıplı haliyle kabul etmiş sayılabilirsiniz.
Satılanın ayıplı olması nedeniyle açılacak davalar, malın alıcıya devrinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Evet, malı teslim aldıktan sonra gerekli incelemeyi yapmaz veya ayıbı bildirmeyi ihmal ederseniz, satılan malı mevcut haliyle kabul etmiş sayılırsınız.
Şirketler hukuku, ticari sözleşme ve uyuşmazlık yönetiminde hukuki destek için bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Ticari satışta muayene ve ayıp ihbarı, alıcının seçimlik haklarını koruyabilmesinin şartıdır; gizli ayıp, ihbarın şekli ve ispat sorunları inceleniyor.
Devamını oku ›MakaleFatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğe itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılır. İtirazın şekli ve ispatı bu yazıda.
Devamını oku ›MakaleÇek kaç gün içinde bankaya ibraz edilmeli? TTK m.796 ile 10 gün ve 1 ay kuralı, ileri tarihli çek, süre kaçarsa kaybedilen haklar ve 3 yıllık zamanaşımı.
Devamını oku ›MakaleTacirler arasında temerrüt, fesih ve dönme ihtarı noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP ile yapılır (TTK m.18/3); 8 günlük fatura itirazı m.21’de, 30 günlük
Devamını oku ›MakaleAnonim şirkette 250.000 TL, limited şirkette 50.000 TL asgari sermayeye uyum süresi 31.12.2027'ye uzatıldı; artırmayan şirket TTK geçici m.15 ile infisah eder.
Devamını oku ›MakaleAcentelik sözleşmesi, bir tacir hesabına sürekli olarak iş yapan acentenin hak ve borçlarını düzenler; portföy tazminatı ve sona erme koşulları açıklanıyor.
Devamını oku ›