Bize ulaşın! 0535 664 07 63[email protected]Marka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

İdarenin Hizmet Kusuru Sorumluluğu

Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde idarenin sorumluluğunu doğuran hukuki sebeptir. İdari eylemden doğan zararlarda 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca dava açmadan önce, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurulması zorunludur. İstek kısmen veya tamamen reddedilirse tebliği izleyen günden, 30 gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılır.

Hizmet kusurunun görünüm biçimleri

Hizmet kusuru üç başlıkta toplanır. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, idarenin harekete geçmesi gereken bir durumda hareketsiz kalmasıdır. Denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, tehlike bildirimine rağmen önlem alınmaması bu gruptadır.

Kamu hizmetinin geç işlemesi, idarenin gerekli işlemi makul süreden sonra yapmasıdır. Gecikmenin makul kabul edilip edilmeyeceği, hizmetin niteliği, idarenin imkânları ve olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Kamu hizmetinin kötü işlemesi ise hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Bakım ve onarım eksikliği, yanlış uygulama, gerekli uyarı ve işaretlemelerin yapılmaması bu kapsamdadır. Hizmetin niteliği ne kadar teknik ve riskliyse, aranan özen ölçüsü de o ölçüde yükselir.

Sorumluluğun şartları

İdarenin sorumluluğu için önce bir zararın bulunması gerekir. Zarar gerçek, kişisel ve hukuken korunan bir menfaate ilişkin olmalıdır. Farazi veya henüz doğmamış zararlar tazmin edilmez; ancak zararın miktarının sonradan belirlenebilir olması yeterlidir.

İkinci şart, idari eylem ya da işlemin varlığıdır. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davaları tam yargı davası olarak tanımlar.

Üçüncü şart, eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin eylemi illiyet bağını kesebilir ya da tazminattan indirim yapılmasını gerektirebilir. Bu hususlar davada ayrıca tartışılır.

Zorunlu ön başvuru ve süreler

2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerini zorunlu kılar.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren; istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir.

Maddenin ikinci fıkrası önemli bir istisna getirir: görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.

İşlemden doğan zararlarda usul

Zarar bir idari işlemden doğmuşsa 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi uygulanır. İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilirler.

Alternatif olarak önce iptal davası açılıp bu davanın karara bağlanması üzerine, kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. İşlemin icrası sebebiyle doğan zararlarda ise icra tarihinden itibaren dava süresi işler.

Bu hâlde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Uygulamada iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması, delillerin tek dosyada toplanması ve sürecin kısalması bakımından tercih edilmektedir.

Tazminatın kapsamı ve faiz

Tam yargı davasında maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir. Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararı; manevi tazminat kapsamında ise duyulan elem ve üzüntünün karşılığı talep edilir.

Dava dilekçesinde istenen tazminat miktarının gösterilmesi ve dava sırasında bu miktarın ıslah yoluyla artırılabilmesi usulü, idari yargıda ayrıca düzenlenmiştir. Miktar belirtilirken zararın kalemleri ayrı ayrı gösterilmelidir.

Faiz talebinin dilekçede açıkça ileri sürülmesi gerekir. Faizin başlangıç tarihi, idareye başvuru tarihi veya dava tarihi olarak talep edilebilir; talep edilmeyen faize hükmedilmez. Bu nedenle dilekçede faiz türü ve başlangıcı açıkça yazılmalıdır.

Mevzuat Dayanağı İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. 2577 sayılı Kanun m.13
Mevzuat Dayanağı İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın tebliği sebebiyle doğan zararlardan dolayı dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. 2577 sayılı Kanun m.12

Delillerin toplanması

Hizmet kusuru iddiası somut delillerle desteklenmelidir. Olay yeri tutanakları, kolluk ve itfaiye kayıtları, hastane ve adli tıp raporları, fotoğraf ve kamera görüntüleri, bilirkişi ve keşif talepleri dilekçede açıkça gösterilmelidir.

İdarenin elinde bulunan belgeler için mahkemeden ara kararla celbi istenmelidir. Ayrıca aynı olayla ilgili yürütülen ceza soruşturması dosyası, illiyet bağı ve kusur değerlendirmesi bakımından önemli bilgi kaynağıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hizmet kusuru nedir?

Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde ortaya çıkan ve idarenin tazminat sorumluluğunu doğuran hukuki sebeptir. Kusur idarenin kendisine yüklenir; belirli bir kamu görevlisinin kişisel kusurunun ispatı gerekmez.

İdari eylemden doğan zararda dava öncesi başvuru zorunlu mudur?

Evet. 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulmasını zorunlu kılar. Başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedilir.

Adli yargıda görevsizlik kararı verilirse yeniden idareye başvurmalı mıyım?

Hayır. 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ikinci fıkrası, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargıda açılacak davalarda idareye başvurma şartının aranmayacağını düzenler.

İptal davası ile tazminat davası birlikte açılabilir mi?

2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi, ilgililerin doğrudan tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal ve tam yargı davalarını birlikte de açabileceklerini düzenler. İptal davası sonrası ayrıca tam yargı davası açma imkânı da saklıdır.

Manevi tazminat da istenebilir mi?

Tam yargı davasında maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir. Manevi tazminat, olayın niteliği, zararın ağırlığı ve tarafların durumu gözetilerek takdir edilir; talebin dilekçede açıkça ileri sürülmesi gerekir.

İdari işlem ve davalarda hukuki destek

İptal davası, tam yargı davası ve idari para cezalarına itiraz süreçlerinde bize ulaşın.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar