İYUK m. 12 uyarınca ilgililer; haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası açabilecekleri gibi, iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir, önce iptal davası açarak bu davanın kesinleşmesi üzerine veya kararın tebliği üzerine dava süresi içinde tam yargı davasını da açabilirler.
İptal davası işlemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır; tam yargı davası ise uğranılan zararın tazminini sağlar. Kanun mağdura üç yol tanır: doğrudan tam yargı; iptal + tam yargı birlikte; önce iptal, sonra tam yargı.
Seçim stratejiktir: zarar henüz netleşmemişse önce iptalin alınması, zarar hesabının kesinleşen hükme dayanmasını sağlar.
İdari eylemlerden doğan zararlar ise m. 13'teki ön başvuru rejimine tabidir; işlem-eylem ayrımı yol haritasını değiştirir.
Üç seçenek de aynı hedefe farklı hızlarda ilerler; yanlış seçim hak kaybı doğurmasa da zaman ve harç maliyeti üretir.
Tek dilekçeyle iki talep tek dosyada yürür: mahkeme önce işlemin hukuka aykırılığını inceler, iptal hâlinde tazminat hesabına geçer.
Zaman kazandırır; ancak dava değeri üzerinden nispi harç, dilekçe aşamasında ödenir. Zararın belirsiz olduğu hâllerde tutar, usul imkânları çerçevesinde artırılabilir.
Mahkeme, iptal talebini reddederse tazminat talebi de dayanaksız kalır; iki talebin kaderi hukuka aykırılık tespitine bağlıdır.
Islah ve talep artırımı imkânları idari yargının kendi kurallarına tabidir; dilekçede saklı tutma kaydı yazılmalıdır.
İptal davası açan ilgili; kararın kesinleşmesi üzerine veya karar tebliğ edilip dava süresi içinde tam yargı davasını ayrıca açabilir.
Bu yolda tazminat davasının süresi, iptal kararının tebliğiyle yeniden doğar; iptal hükmü, tazminatın hukuka aykırılık ayağını hazır biçimde getirir.
Kesinleşmeyi beklemek de mümkündür; istinaf sürecindeki belirsizlik tazminat hesabını etkileyecekse bu seçenek güvence sağlar.
Kanun, işlemin icrası sebebiyle doğan zararlarda da dava hakkını düzenler: bu hâlde süre, icra tarihinden itibaren işler.
Yıkımın gerçekleşmesi, görevden fiilen el çektirme gibi icra anları; zararın doğduğu ve sürenin başladığı kritik eşiklerdir.
İcra anının belgelenmesi (tutanak, fotoğraf, yazışma) süre savunmasının temelidir.
Tam yargıda; maddi zarar (fiili kayıp + yoksun kalınan kazanç) ve manevi zarar istenir; memur davalarında parasal hakların yasal faiziyle iadesi tipiktir.
Faiz talebi dilekçede açıkça yer almalı; başlangıç tarihi (başvuru, işlem veya icra tarihi) somut olaya göre kurgulanmalıdır.
Zarar kalemleri bilirkişi incelemesiyle netleştirilir; dosyaya maaş bordroları, kira kayıtları ve gider belgeleri eksiksiz sunulmalıdır.
Zarar belirli ve belgeliyse birlikte açmak hızlıdır; zarar zamana yayılıyorsa (maaş kayıpları, kira yoksunluğu) önce iptal alıp hesabı sonraya bırakmak daha güvenlidir.
Harç stratejisi de belirleyicidir: birlikte açmada nispi harç peşin ödenir; ayrı açmada iptal maktu harçla yürür.
Memur davalarında göreve iade (iptal) ile parasal hakların iadesi (tam yargı) çoğu kez birlikte istenir; talep sonucu iki başlık hâlinde net yazılmalıdır.
Evet; İYUK m. 12 uyarınca iptal ve tam yargı davaları birlikte açılabilir.
Hayır; iptal kararının kesinleşmesi veya tebliği üzerine dava süresi içinde tam yargı davası ayrıca açılabilir.
Doğrudan tam yargıda genel süre; iptal sonrası tam yargıda süre iptal kararının tebliğiyle yeniden doğar; işlemin icrasından doğan zararlarda icra tarihinden işler.
Fiili kayıp, yoksun kalınan kazanç ve manevi zarar; memur davalarında parasal hakların faiziyle iadesi tipik taleptir.
Tazminat tutarı üzerinden nispi harç peşin ödenir; ayrı açmada iptal davası maktu harca tabidir.
İptal, tam yargı ve itiraz süreçlerinde destek için bize ulaşın.