Bize ulaşın! 0535 664 07 63[email protected]Marka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu Nedir?

İdarenin kusursuz sorumluluğu, hizmet kusuru bulunmasa dahi zararın idareye yükletilmesini sağlayan tamamlayıcı sorumluluk türüdür. İki temel ilkeye dayanır: risk ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi. Bu davalarda da 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki usul geçerlidir; idari eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulması, ret üzerine dava süresi içinde tam yargı davası açılması gerekir.

Kusursuz sorumluluğun hukuki temeli

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirtir. Bu hüküm, sorumluluğu kusur şartına bağlamadığından kusursuz sorumluluk hâllerinin de dayanağını oluşturur.

2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davaları tam yargı davası olarak tanımlar. Madde, sorumluluğun kusura dayanmasını aramaz.

Kusursuz sorumluluk tamamlayıcı niteliktedir. Önce hizmet kusuru araştırılır; hizmet kusuru saptanamıyorsa ya da zararın niteliği kusur ölçütüyle karşılanamıyorsa kusursuz sorumluluk ilkeleri devreye girer.

Risk ilkesi

Risk ilkesi, idarenin yürüttüğü faaliyetin niteliği gereği tehlike taşıması hâlinde uygulanır. Tehlikeli faaliyetlerden veya tehlikeli araç ve gereçlerin kullanılmasından doğan zararlarda idare, kusuru bulunmasa da sorumlu tutulur.

Bu ilkenin uygulandığı başlıca alanlar; patlayıcı madde depolanması, enerji nakil hatları, tehlikeli tesislerin işletilmesi ve kamu görevlilerinin görev sırasında maruz kaldıkları mesleki risklerdir. Ortak nokta, faaliyetin toplum için yararlı ancak nitelik olarak riskli olmasıdır.

Sosyal risk yaklaşımı ise toplumsal olaylardan doğan ve failine ulaşılamayan zararların, bireyin üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasını amaçlar. Bu yaklaşımda zararın idarenin bir eyleminden doğması aranmaz; zararın kamu düzenine ilişkin bir olaydan kaynaklanması yeterlidir.

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Bu ilke, hukuka uygun bir idari faaliyet nedeniyle bir veya birkaç kişinin, toplumun diğer bireylerine kıyasla olağandışı ve özel bir külfete katlanmak zorunda kalması hâlinde uygulanır. Katlanılan külfetin karşılığı, kamu bütçesinden karşılanır.

Uygulamada bayındırlık ve altyapı çalışmaları nedeniyle uzun süre kapatılan yollar yüzünden işletmelerin uğradığı kayıplar, kamu yararına yapılan düzenlemelerin belirli taşınmazlarda yol açtığı değer kaybı ve benzeri durumlar bu kapsamda değerlendirilir.

İlkenin uygulanabilmesi için zararın olağan katlanma sınırını aşması, özel ve olağandışı nitelikte olması gerekir. Herkesin aynı ölçüde katlandığı külfetler için bu ilkeye dayanılamaz; zarar görenin durumu emsallerle karşılaştırılarak değerlendirilir.

Sorumluluğu kaldıran ve azaltan sebepler

Kusursuz sorumlulukta da illiyet bağı aranır. Mücbir sebep, illiyet bağını kesen dış bir olay olarak sorumluluğu tamamen ortadan kaldırabilir. Öngörülemezlik ve karşı konulamazlık unsurları birlikte değerlendirilir.

Zarar görenin kusuru, tazminattan indirim yapılmasını veya bağın tamamen kesilmesini gerektirebilir. Zarar görenin kendi davranışıyla riski artırması, uyarılara uymaması veya yasak alana girmesi bu kapsamda ele alınır.

Üçüncü kişinin eylemi de aynı şekilde değerlendirilir. Ancak idarenin gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunduğu hâllerde üçüncü kişinin eylemi tek başına sorumluluğu kaldırmaz; idarenin önlem alma yükümlülüğüne uyup uymadığı ayrıca incelenir.

Tam yargı davasında usul

Kusursuz sorumluluk iddiasıyla açılacak dava da bir tam yargı davasıdır. İdari eylemden doğan zararlarda 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki zorunlu ön başvuru şartı geçerlidir; eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süreye uyulmalıdır.

İdareye yapılan başvuruda zararın kalemleri ve miktarı gösterilmelidir. İsteğin kısmen veya tamamen reddi hâlinde işlemin tebliğini izleyen günden; otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılır.

Dava dilekçesinde hem hizmet kusuru hem de kusursuz sorumluluk ilkeleri terditli biçimde ileri sürülebilir. Bu yöntem, hizmet kusurunun saptanamaması hâlinde talebin kusursuz sorumluluk temelinde değerlendirilmesine imkân verir.

Mevzuat Dayanağı İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davasıdır. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır; idari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz. 2577 sayılı Kanun m.2
Danıştay yerleşik içtihadı İdarenin sorumluluğunda kural hizmet kusurudur; hizmet kusuru bulunmayan hâllerde ise risk ilkesi ile kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluğa gidilebilir. Kusursuz sorumluluk tamamlayıcı nitelikte olup zararın olağan katlanma sınırını aşan, özel ve olağandışı nitelikte bulunması aranır. Danıştay yerleşik içtihadı

Hizmet kusurundan farkı

Hizmet kusurunda idarenin yürüttüğü hizmetin hiç, geç veya kötü işlemesi tespit edilir ve sorumluluk bu aksaklığa bağlanır. Kusursuz sorumlulukta ise hizmetin kusursuz yürütülmüş olması sonucu değiştirmez; sorumluluk faaliyetin riskine veya külfetin özel niteliğine dayanır.

Bu fark ispat yükünü de etkiler. Kusursuz sorumlulukta zarar gören, idarenin aksaklığını değil; zararın varlığını, faaliyetin riskli niteliğini veya katlandığı külfetin olağandışılığını ve illiyet bağını ortaya koymakla yükümlüdür.

Sıkça Sorulan Sorular

Kusursuz sorumluluk hangi ilkelere dayanır?

Risk ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi olmak üzere iki temel ilkeye dayanır. Risk ilkesi tehlikeli faaliyetlerden doğan zararlarda, eşitlik ilkesi ise hukuka uygun faaliyet nedeniyle katlanılan özel ve olağandışı külfetlerde uygulanır.

İdarenin kusuru yoksa tazminat istenebilir mi?

İstenebilir. Kusursuz sorumluluk, hizmet kusuru bulunmadığı hâllerde de zararın idareye yükletilmesini sağlar. Bu hâlde faaliyetin riskli niteliği veya katlanılan külfetin olağandışılığı ile illiyet bağının ortaya konulması gerekir.

Kusursuz sorumluluk davasında da idareye başvuru zorunlu mudur?

İdari eylemden doğan zararlarda evet. 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulmasını zorunlu kılar.

Mücbir sebep idarenin sorumluluğunu kaldırır mı?

Öngörülemez ve karşı konulamaz nitelikteki bir dış olay illiyet bağını kestiğinde sorumluluk ortadan kalkabilir. Ancak idarenin önceden alması gereken önlemleri almamış olması hâlinde mücbir sebep savunması tek başına yeterli görülmez.

Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk birlikte ileri sürülebilir mi?

Dava dilekçesinde terditli olarak ileri sürülebilir. Böylece hizmet kusuru saptanamadığı takdirde talebin risk ilkesi veya kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi temelinde değerlendirilmesi istenmiş olur.

İdari işlem ve davalarda hukuki destek

İptal davası, tam yargı davası ve idari para cezalarına itiraz süreçlerinde bize ulaşın.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar