İYUK m. 7 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür; süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Süre geçirildikten sonra açılan dava, esasa girilmeksizin süre yönünden reddedilir.
Kural: idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün. Özel kanunlardaki farklı süreler saklıdır; kamulaştırmada, ihale mevzuatında ve ivedi yargılamada ayrı süreler işler.
Süre hesabında bildirimin yapıldığı gün sayılmaz, izleyen günden başlanır; sürenin son günü tatile rastlarsa, süre tatili izleyen ilk iş gününün mesai bitimine uzar.
Dava öncesi ilk iş, uygulanacak sürenin doğru tespitidir; özel kanun hükmü varsa genel süre geçerli olmaz.
Süre tablosu, dava dilekçesinin ilk sayfasına not düşülmelidir; vekil değişikliklerinde en sık kayıp bu hesapta yaşanır.
İdari işlemlerde süre, işlemin usulüne uygun yazılı bildirimiyle (tebliğ) başlar; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde son ilan tarihini izleyen günden itibaren işler.
Tebliğ edilmeyen işlemlerde öğrenme tarihi esas alınabilir; ancak öğrenmenin kapsamı, işlemin içeriğini bilmeye yetecek düzeyde olmalıdır.
Tebligatın usulsüzlüğü iddiası, süre tartışmasının kalbidir; tebliğ evrakındaki eksiklikler öğrenme tarihine dönüşü sağlar.
İdareye yapılan başvurular süreyi şekillendirir: m. 10'da bir işlem tesis ettirme başvurusunda altmış günlük cevap süresi ve zımni ret; m. 11'de ise işlemin kaldırılması için üst makama başvuru, işlemeye başlamış süreyi durdurur.
Bu mekanizmaların yanlış kullanımı süre kaybının en sık nedenidir; hangi maddenin işletildiği dilekçede açıkça kurgulanmalıdır.
Zımni ret hâlinde sürenin başlangıcı, altmış günlük cevap süresinin bitimini izleyen gündür; cevap sonradan gelirse yeni değerlendirme gerekir.
Düzenleyici işleme karşı süre geçmiş olsa bile; uygulama işlemi üzerine, uygulama işlemiyle birlikte dayanak düzenleyici işlemin de iptali istenebilir (m. 7/4).
Bu imkân; yönetmelik, tarife ve plan gibi genel işlemlerin, yıllar sonra dahi somut uygulamayla birlikte denetlenmesini sağlar.
Dilekçede her iki işlemin de açıkça dava konusu yapıldığı gösterilmelidir; yalnız uygulama işlemine hasredilen dava, dayanak denetimini dışarıda bırakır.
Dava açma süresi kamu düzenindendir: hâkim resen gözetir, tarafların anlaşmasıyla uzatılamaz; sürenin kaçırılması davanın süre aşımı yönünden reddine yol açar.
İdari eylemlerde (m. 13) ve tam yargıda ayrı süre kurguları vardır; işlemin mi eylemin mi dava edildiği, sürenin doğru hesaplanmasının ilk sorusudur.
Adli tatil ve mali tatil dönemlerinin süreye etkisi de her davada ayrıca kontrol edilmelidir; bazı sürelerde uzama hükümleri işler.
Ret kararı üzerine aynı işleme karşı yeniden dava açılamaz; ancak yeni bir işlem tesis edilirse yeni süre doğar.
E-tebligatlarda sürenin, mevzuattaki okunmuş sayılma kurallarına göre başladığı unutulur; sistem kayıtları alınmadan hesap yapılmamalıdır.
Üst makama başvuru (m. 11) süreyi durdurur, yeniden başlatmaz: kalan gün hesabı yapılmadan cevabın beklenmesi tipik bir tuzaktır.
Görevsiz yargı yerine süresinde açılan dava, görev yönünden reddedilse dahi kanundaki koşullarla süreyi korur; ancak buna güvenmeden nitelendirme baştan doğru yapılmalıdır.
İdare mahkemelerinde 60, vergi mahkemelerinde 30 gündür; özel kanunlardaki süreler saklıdır.
Yazılı bildirimi (tebliği) izleyen günden; ilanı gereken işlemlerde son ilan tarihini izleyen günden başlar.
İYUK m. 11 başvurusu işlemeye başlamış süreyi durdurur; ret veya zımni ret üzerine kalan süre işlemeye devam eder.
Dava, esasa girilmeden süre aşımından reddedilir; süre kamu düzenindendir ve resen gözetilir.
Uygulama işlemi üzerine, uygulama işlemiyle birlikte dayanak düzenleyici işlemin iptali istenebilir.
İptal, tam yargı ve itiraz süreçlerinde destek için bize ulaşın.