Tazminatın miktarını belirleyen en önemli unsur kusur oranıdır. 2918 sayılı KTK m. 86 uyarınca işleten; mücbir sebebi veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur; zarar görenin kusuru ispatlanırsa hâkim tazminat miktarını indirir. Kusur, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Kusur oranı, hesaplanan zarardan yapılacak indirimin ölçüsüdür: %30 kusurlu zarar gören, zararının %70'ini talep edebilir.
Zorunlu trafik sigortası bakımından da hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri KTK m. 92 uyarınca teminat dışındadır; kusur, sigortadan alınacak tutarı doğrudan belirler.
Kusursuz sorumluluk esası nedeniyle işleten, kendi kusuru olmasa da sorumludur; kusur tartışması tazminatın miktarını belirler, sorumluluğun varlığını değil.
Kolluk tarafından düzenlenen tutanak, kaza yerini, araç konumlarını, iz ve hasar durumunu ve tarafların beyanlarını içerir; kusur değerlendirmesinin çıkış noktasıdır.
Tutanaktaki kusur nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz; taraflar tutanağa itiraz edebilir ve mahkemeden yeniden değerlendirme isteyebilir.
Tutanakta imzası bulunan tarafın beyanı aleyhine delil oluşturabilir; olay yerinde imzalanan belgelerin içeriği dikkatle okunmalıdır.
Kusur, çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesiyle saptanır: fren izleri, çarpma açısı, hız hesabı, araç hasar dağılımı ve yol-görüş koşulları değerlendirilir.
Ceza dosyasında alınan kusur raporu hukuk davasında da tartışılır; ancak hukuk hâkimi kusuru bağımsız olarak değerlendirir ve gerekirse yeni rapor alır.
Bilirkişi raporunda hesap yöntemi ve varsayımlar açıkça gösterilmelidir; gerekçesiz oranlar itiraza açıktır.
Kent güvenlik kameraları, araç içi kameralar ve işyeri kayıtları kusuru en somut biçimde ortaya koyar; bu kayıtların saklama süreleri kısa olduğundan derhâl talep edilmelidir.
Kayıtların temini için mahkemeden veya savcılıktan celp istenmeli; delil tespiti yoluyla güvence altına alınması da mümkündür.
Birden çok aracın karıştığı kazalarda her sürücünün kusur payı ayrı belirlenir; zarar görene karşı sorumlular müteselsilen sorumludur.
Ödeme yapan sorumlu, diğerlerine kendi payını aşan kısım için rücu edebilir; bu rücu talebi ayrı bir süreye tabidir.
Rücu ilişkisinde kusur payları esas alınır; ödeme yapan sorumlu, diğerlerinden kendi payını aşan kısmı isteyebilir.
Alkollü araç kullanma, hız ihlali, kırmızı ışık ve şerit ihlali kusuru ağırlaştıran başlıca hâllerdir.
Emniyet kemerinin takılmaması veya kask kullanılmaması, kazanın oluşumunda değil zararın artmasında etkili olduğundan "birlikte kusur" olarak indirime yol açabilir.
Araçtaki teknik arıza (fren, lastik) işletenin sorumluluğunu artırır; bakım kayıtları bu yönüyle delil değeri taşır.
Kazadan hemen sonra olay yerinin fotoğrafları, araçların son konumları, fren izleri ve tanıkların iletişim bilgileri kayda alınmalıdır; bu izler kısa sürede kaybolduğundan, sonraki bilirkişi incelemesi çoğu zaman yalnız bu kayıtlara dayanır.
Bilirkişiye sorulacak soruların dilekçede açıkça yazılması, örneğin görüş mesafesi, hız ve şerit ihlalinin ayrı ayrı değerlendirilmesinin istenmesi, raporun kusur dağılımını gerekçelendirmesini sağlar.
Karşı tarafın tutanaktaki kusur nitelendirmesine itiraz edeceği öngörülüyorsa, sinyalizasyon düzeni ve yol işaretlemesine ilişkin kayıtlar ilgili idareden erkenden istenmelidir.
Uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülmesi de her aşamada mümkündür; sulh görüşmelerinde teklif edilen tutarın hesap raporuyla karşılaştırılması sağlıklı karar vermeyi kolaylaştırır. Kusur değerlendirmesinde motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu donanım kullanıp kullanmadığı da tartışılabilir; bu konuda motosiklet kazası ve tazminat başlığı incelenebilir. Kusur oranının belirlenmesi, kazada kendisi de yaralanan sürücünün karşı taraftan neler isteyebileceğini de etkiler; bu konuda kusurlu sürücünün kendi tazminatı başlığına bakılabilir.
Zarar görenin kusur oranı kadar tazminattan indirim yapılır; sigortadan da kendi kusuruna denk gelen kısım istenemez.
Hayır; tutanaktaki kusur değerlendirmesi mahkemeyi bağlamaz, itiraz edilebilir ve bilirkişi incelemesiyle yeniden belirlenir.
Tartışılır ancak hukuk hâkimini bağlamaz; gerekirse yeni bilirkişi raporu alınır.
Saklama süreleri kısa olduğundan derhâl talep edilmeli; mahkeme veya savcılık aracılığıyla celp ya da delil tespiti yoluyla güvence altına alınmalıdır.
Kazanın oluşumunda değil zararın artmasında etkili olduğundan birlikte kusur kabul edilerek tazminattan indirim sebebi olabilir.
Tazminat, sigorta başvurusu ve tahkim süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.