Borçlunun taşınmazının haczedilmesi, sadece fiili bir işlem değil aynı zamanda tapu siciline yansıyan hukuki bir kısıtlamadır. Bu şerh, üçüncü kişilerin haciz konusundaki mali durumu öğrenmesini sağlar ve taşınmaz üzerinde işlem yapmak isteyenleri korur. Bu şerh mekanizması, taşınmaz üzerinde işlem yapmak isteyen üçüncü kişilerin haciz durumunu önceden öğrenmesini sağlayarak işlem güvenliğine katkı sunar. Bu nedenle taşınmaz alım satımında tapu kayıtlarının haciz yönünden dikkatle incelenmesi önerilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.91 uyarınca taşınmazın haczi ile birlikte tasarruf hakkı Türk Medeni Kanunu m.920 anlamında kısıtlanır. Sicile kaydedilmek üzere haciz keyfiyeti, hangi meblağ için yapıldığı ve alacaklının adı ile tebliğeye yarar adresi icra dairesi tarafından tapu siciline bildirilir ve bu bildirim sicile aynen işlenir. Bu sistem, hem alacaklının teminatını hem de üçüncü kişilerin işlem güvenliğini aynı anda korumayı hedefler.
Alacaklının adresi değişirse, masrafını karşılamak suretiyle yeni adresinin tapuya bildirilmesini icra dairesinden istemesi gerekir, aksi halde tebligatlarda sorun yaşanabilir. Hacze yeni alacaklıların katılması veya haczin kalkması durumları da aynı şekilde tapu siciline bildirilir ve sicil güncel tutulur. Bu bildirim süreci, tapu sicilinin güncelliğini ve işlemlerin sağlıklı yürütülmesini garanti altına alır. Bu bildirim yükümlülüğü, icra dairesinin tapu sicil müdürlüğü ile sürekli iletişim halinde olmasını gerektirir.
Taşınmazın haczi, taşınmazın hasılat ve menfaatlerine de sirayet eder. İcra dairesi taşınmazın idare ve işletmesi ile eklentisinin korunması için gerekli tedbirleri alır, taşınmazda kiracı varsa kiraların icra dairesine ödenmesini isteyebilir ve bu ödemeler dosyaya kaydedilir.
Hacizli taşınmazın el değiştirmesi, yani haciz sonrasında satılması veya devredilmesi halinde, kanunda öngörülen özel hükümler uygulanır ve haciz, yeni malikin taşınmazı iktisap etmesine rağmen üzerinde varlığını sürdürür, alıcı taşınmazı haciz yükü ile birlikte devralmış sayılır. Bu kural, alıcının haciz yükünden habersiz şekilde taşınmaz edinmesini önler. Bu kural, kiracı ile icra dairesi arasındaki ilişkiyi de ayrıca düzenler.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.85 uyarınca borçlunun taşınır ve taşınmazlarından alacaklının anaparasına, faizine ve masraflarına yetecek miktar haczedilir, bu miktarı aşacak şekilde haciz yapılamaz. Taşınmaz haczi de bu ölçülülük ilkesine tabidir ve aşırı haciz yapılması kanunen yasaktır.
Taşınmaz üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya sınırlı aynı hakkı bulunması halinde bu husus haciz tutanağına geçirilir, bu tür mallar ile ihtiyaten haczedilmiş veya istihkak iddia edilmiş mallar haczin en son sırasına bırakılır ve bu kural haciz sırasının belirlenmesinde dikkate alınır. Bu ölçülülük ilkesi, borçlunun tüm malvarlığının gereksiz yere haczedilmesini engelleyen temel bir güvencedir. Bu denge, hem alacaklının teminatının hem de borçlunun temel haklarının korunmasını sağlar.
İcra dairesi haciz keyfiyetini, meblağı ve alacaklının bilgilerini tapu siciline bildirir ve bu husus sicile işlenir.
Satılabilir ancak haciz, yeni malikin üzerinde de varlığını sürdürür, alıcı taşınmazı haciz yükü ile devralmış sayılır.
Evet, taşınmazın haczi hasılat ve menfaatlerine de sirayet eder.
Alacağınızın tahsili, itirazların çözümü ve haciz süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Dosyanızı değerlendirelim.
Ödeme Emri ve İcra Emri Arasındaki Farklar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Kesin Kaldırılması ve m.68 hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİtirazın Geçici Kaldırılması ve m.68/a hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMenfi Tespit Davasında Teminat ve İcranın Durması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleSıra Cetveline İtiraz ile Şikayet Arasındaki Fark hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİstihkak Davasında Mülkiyet Karinesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›