Mirasbırakan, vasiyetname veya miras sözleşmesiyle bir kişiyi mirasçı olarak atayabilir. Atanmış mirasçı, mirasbırakanın külli halefi olur ve terekenin tamamına ya da belirli bir oranına mirasçı sıfatıyla sahip olur. TMK m. 598 uyarınca mirasçı atamaya ilişkin tasarrufa bir ay içinde itiraz edilmezse, lehine tasarrufta bulunulan kimseye atanmış mirasçı olduğunu gösteren belge verilir.
Mirasçı atama, mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarrufla mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir ya da birden çok kişiyi mirasçı olarak belirlemesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 516. maddesine göre bir kişinin mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf mirasçı atanması sayılır. Belirli bir malın bırakılması ise mirasçı atama değil, belirli mal bırakma (vasiyet) olarak nitelendirilir.
Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.516Atanmış mirasçı külli haleftir: terekenin aktif ve pasifine belirli oranda sahip olur, borçlardan da sorumlu tutulur.
Vasiyet alacaklısı ise cüzi haleftir: yalnız belirli bir mal veya hak üzerinde alacak hakkına sahiptir ve terekenin borçlarından sorumlu değildir. Tasarrufun hangisi olduğu iradenin yorumuyla belirlenir.
Atama, geçerli bir ölüme bağlı tasarrufla yapılır: el yazılı, resmî veya sözlü vasiyetname ya da miras sözleşmesi.
Şekil şartlarına aykırılık iptal sebebidir; el yazılı vasiyetnamede tarih, imza ve tamamının el yazısıyla yazılması aranır.
Mirasçı atama, saklı paylı mirasçıların paylarını zedeleyemez; zedelenmesi hâlinde tenkis davasıyla tasarruf indirilir.
Bu nedenle atama yapılırken tasarruf edilebilir oranın hesaplanması gerekir; aksi hâlde tasarruf kısmen etkisiz kalır.
Atama içeren vasiyetname ele geçtiğinde saklı paylı mirasçılar ve terekenin ölüm anındaki değeri hemen belirlenmelidir; tenkis talebinin çerçevesi buna göre çizilir.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Saklı pay hesabında en sık atlanan kalem, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlamalardır; tapu devir kayıtları ve banka hareketleri hesaba eklenmeden oran doğru çıkmaz.
Atanmış mirasçı ile saklı paylı mirasçılar indirim konusunda anlaşırsa, bu uzlaşmanın hangi malları kapsadığı açıkça yazılmalıdır.
Mirasbırakan, atanan mirasçının mirası edinememesi ihtimaline karşı yedek mirasçı belirleyebilir.
Art mirasçılık düzenlemesiyle, terekenin önce bir kişiye sonra belirli bir olay üzerine başkasına geçmesi de sağlanabilir; bu düzenlemeler tapuya şerh edilebilir.
Atanmış mirasçı, bir aylık itiraz süresi geçtikten sonra sulh mahkemesinden aldığı belgeyle tapu ve banka işlemlerini yürütür.
İtiraz edilmesi hâlinde uyuşmazlık dava yoluyla çözülür; tasarrufun iptali istenirse tapu işlemleri askıya alınabilir.
Tapu müdürlüğü ve bankalar belge istediğinden itiraz takvimi ile belge talebi birlikte izlenmeli; belgedeki kimlik bilgileri tapu kaydıyla karşılaştırılmalıdır.
Tereke bilançosu çıkarılmadan verilen kabul kararları, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından vekâletname ve apostil süreçleri erken başlatılmalıdır.
Sulh mahkemesine yapılacak belge talebine vasiyetnamenin açılma tutanağı, tebliğ evrakı ve mirasbırakanın nüfus kaydı eklenmelidir; eksik ek, belgenin verilmesini geciktirir.
Yasal mirasçıların itiraz etmeme yönündeki yazılı beyanları dosyada hazır tutulursa, sonraki görüş ayrılıklarında tarafların tutumu açıkça görülür.
Saklı paylı mirasçıların varlığı ve payları önceden hesaplanmalı; tasarruf edilebilir oran aşılmamalıdır.
Atanan kişinin mirasbırakandan önce ölmesi ihtimali için yedek mirasçı belirlenmesi, tasarrufun boşa çıkmasını önler.
Vergi boyutu ihmal edilmemeli; veraset ve intikal vergisi yükümlülüğü atanmış mirasçı için de doğar.
Vasiyetname hazırlanırken atanan kişinin kimlik bilgileri eksiksiz yazılmalı; isim benzerliği veya belirsiz tanımlama, tasarrufu yorum tartışmasına açar.
Mirasçılar arasında yazılı iletişim tercih edilmeli; sözlü mutabakatlar ispat sorunlarına yol açmaktadır.
Uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülmesi her aşamada mümkündür ve çoğu zaman yargılama giderlerinden tasarruf sağlar.
Atanan kişiye bırakılan taşınmazlarda ipotek veya haciz şerhi varsa, bu yüklerin atanmış mirasçıya geçeceği göz önünde tutularak planlama yapılmalıdır.
Evet; külli halef olduğundan terekenin borçlarından payı oranında sorumludur.
Vasiyet alacaklısı yalnız belirli bir mal üzerinde alacak hakkına sahiptir ve borçlardan sorumlu değildir.
Geçerli bir vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılır; şekil şartlarına uyulmaması iptal sebebidir.
Atama saklı payları zedeleyemez; zedelenirse tenkis davasıyla tasarruf indirilir.
Bildirimden itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse sulh mahkemesince atanmış mirasçılık belgesi verilir.
Tereke, paylaşma ve mirasçılık işlemlerinde destek için bize ulaşın.