Gerçek kişinin verdiği her türlü kefalet, kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar; kefil ancak bu süre doluncaya kadar takip edilebilir (TBK m.598/3-4). Bunun dışında asıl borcun herhangi bir sebeple sona ermesi, süreli kefalette sürenin dolması ve süresiz kefalette alacaklının kefilin takip istemine uymaması da kefili borçtan kurtarır (TBK m.598/1, m.600, m.601).
Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (6098 sayılı TBK m.598/3). Bunun için dava açmaya, alacaklıya bildirim yapmaya veya bankadan yazı almaya gerek yoktur; süre dolduğunda kefalet hukuken sona ermiş olur.
Kefalet on yıldan uzun bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmamış veya yeni bir kefalet verilmemişse kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir (TBK m.598/4). Sözleşmeye yazılan “süresiz” veya “yirmi yıllık” kayıtlar bu sınırı aşamaz; kefil kanunda kendisine tanınan haklardan önceden feragat da edemez (TBK m.582/3).
Süre ancak kefilin iradesiyle uzatılabilir. Uzatma, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla ve en çok on yıllık yeni bir dönem için yapılabilir (TBK m.598/5). Kefalet şekli; yazılı sözleşmeyi, azami miktarın ve kefalet tarihinin, müteselsil kefalette de bu sıfatın kefilin el yazısıyla belirtilmesini gerektirir (TBK m.583/1). Ayrıntılar kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları yazısındadır.
Kural gerçek kişilerin verdiği kefaletler için konmuştur; şirketlerin verdiği kefaletler TBK m.598/3'teki on yıllık kendiliğinden sona erme kapsamında değildir.
Evet. Hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur (TBK m.598/1). Kredinin kapatılması, borcun ödenmesi veya alacaklının borçluyu ibra etmesi kefaleti de sona erdirir. Borçlu ve kefil sıfatının aynı kişide birleşmesi hâlinde ise alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır (TBK m.598/2).
Kefilin sorumluluğu her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlıdır; sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnız kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olur (TBK m.589/1, TBK m.589/3). Kefilin asıl borç ilişkisinin hükümsüzlüğünden doğan zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin hükümsüzdür (TBK m.589/4).
Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m.600). Örneğin iki yıllık bir sözleşme döneminin borçları için verilen kefalette, bu sürenin bitimiyle kefilin yükümlülüğü sona erer.
Süresiz kefalette ise kefilin elinde önemli bir araç vardır: asıl borç muaccel olunca kefil, adi kefalette her zaman, müteselsil kefalette kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehni paraya çevirmesini ve takibe ara vermeden devam etmesini isteyebilir (TBK m.601/1). Borç alacaklının bildirimiyle muaccel olacaksa kefil, sözleşmenin kurulmasından bir yıl sonra alacaklıdan bu bildirimi yapmasını isteyebilir (TBK m.601/2).
Alacaklı kefilin bu istemlerini yerine getirmezse kefil borcundan kurtulur (TBK m.601/3). İstemin ispat edilebilir bir yolla, örneğin noter aracılığıyla yapılması uygulamada önem taşır. Müteselsil kefilin hangi hâllerde doğrudan takip edilebileceği müteselsil kefil ile adi kefil farkı yazısında anlatılmıştır.
Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun mali durumu kefalet sözleşmesinden sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece kefaletten dönebilir (TBK m.599/1). Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.599/2).
Alacaklının davranışı da kefilin durumunu etkiler. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya sonradan elde ettiği rehin haklarını ve güvenceleri kefilin zararına azaltırsa, zararın daha az olduğunu ispat etmedikçe kefilin sorumluluğu da buna uygun miktarda azalır (TBK m.592/1). Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın ağır kusuruyla belgeleri, rehinleri veya güvenceleri elinden çıkarırsa kefil borcundan kurtulur (TBK m.592/4).
Kanunda ortaklıktan ayrılmayı veya müdürlükten çekilmeyi kefaleti sona erdiren bir sebep olarak sayan bir hüküm yoktur. Şirket kredisine kefil olan ortak, payını devretse bile kefalet; asıl borç sona erene, süreli kefalette süre dolana veya on yıllık süre geçene kadar devam eder (TBK m.598, TBK m.600). Bu nedenle pay devri sözleşmesinde, devreden ortağın kefaletlerinin kaldırılması veya alacaklıdan ibra alınması ayrıca düzenlenmelidir.
Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilen kefaletlerde eşin rızası aranmaz (TBK m.584/3). Bu şartlar varsa şirket kredisi için verilen kefalet, eş rızası alınmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmaz.
Kefil ölürse kefaletten doğan borç terekeye dâhil olur; mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludur (4721 sayılı TMK m.599). Mirasçılar mirası üç ay içinde reddedebilir (TMK m.606). Takip aşamasındaki itiraz yolları için kefilin icra takibindeki sorumluluğu yazısına bakılabilir.
Hayır; gerçek kişinin kefaleti on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar (TBK m.598/3).
Uzatma veya yeni kefalet yoksa kefil yine yalnız on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir (TBK m.598/4).
Evet; en erken sona ermeden bir yıl önce, kefalet şekline uygun yazılı açıklamayla en çok on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir (TBK m.598/5).
Borçlunun mali durumu önemli ölçüde bozulmuşsa borç doğmadıkça yazılı bildirimle dönebilirsiniz; alacaklının bu yüzden uğradığı zararı gidermeniz gerekir (TBK m.599).
Evet; alacaklı güvenceleri kefilin zararına azaltırsa kefilin sorumluluğu da buna uygun miktarda azalır (TBK m.592/1).
Hayır; ortaklıktan ayrılma kanunda sona erme sebebi değildir. Kefalet asıl borç bitene, süre dolana veya on yıl geçene kadar sürer (TBK m.598).
Evet; mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludur (TMK m.599); miras üç ay içinde reddedilebilir (TMK m.606).
Kefalet sözleşmesinin tarihi, azami miktarı ve süresi birlikte incelendiğinde, kefaletin hâlâ devam edip etmediği ve hangi tarihe kadar takip edilebileceği netleşir.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Kefalet için yazılı şekil, azami miktar, tarih ve el yazısı şartı, eş rızası, 10 yıllık süre…
Devamını oku ›MakaleAdi kefile ancak aciz belgesi, iflas veya konkordato hâlinde, müteselsil kefile ihtar sonrası…
Devamını oku ›MakaleKira sözleşmesinde kefalet, geçerlilik için yazılı şekle ve eşin rızası gibi koşullara…
Devamını oku ›