Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce borçluya başvurmadan kefili takip edemez (TBK m.585); müteselsil kefalette ise borçlu temerrüde düşmüş ve ihtar sonuçsuz kalmışsa doğrudan kefile gidebilir (TBK m.586). Gerçek kişinin verdiği her kefalet 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer.
Fark, alacaklının kefile hangi sırayla başvurabileceğindedir. TBK m.585 uyarınca adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; TBK m.586 uyarınca müteselsil kefalette ise borçluyu takip etmeden kefile gidebilir.
Her iki türde de kefilin sorumlu olduğu azami miktar aynıdır; müteselsil kefil “daha fazla” borçtan değil, daha erken ve daha kolay takip edilebilir hâle gelir. Uygulamada bankalar, kredi sözleşmelerinde neredeyse her zaman müteselsil kefalet ister.
Kefaletin türü, sözleşmedeki ifadeye göre belirlenir. Kefil “müteselsil kefil” sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girmemişse kefalet adi kefalet sayılır.
Adi kefile doğrudan başvurma, TBK m.585/1’de sayılan dört hâlle sınırlıdır: borçlu hakkında takip sonunda kesin aciz belgesi alınması, borçluya Türkiye’de takibin imkânsızlaşması veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflası ve borçluya konkordato mehli verilmesi.
Alacak kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefil alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir. Borçlunun iflası veya konkordato mehli hâlinde bu imkân ortadan kalkar (TBK m.585/2).
Adi kefil bu nedenle, borçlunun malvarlığı tükenene kadar ikinci sırada kalır. Borçluya karşı takip sürecinin uzunluğu, adi kefil açısından önemli bir koruma sağlar.
Müteselsil kefile gidilebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m.586/1). Bu şartla alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehniyle güvence altındaysa, müteselsil kefalette de önce rehnin paraya çevrilmesi gerekir (TBK m.586/2). Rehnin alacağı karşılamayacağının hâkimce önceden belirlenmesi, borçlunun iflası veya konkordato mehli hâlinde bu kural uygulanmaz.
Uygulamada alacaklının borçluya gönderdiği ihtarname, müteselsil kefile başvurunun ön şartıdır. İhtarın yapıldığı ispat edilemezse, kefil takibe itiraz ederken bu eksikliği ileri sürebilir.
Kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalı ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Kefil azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefalette bu sıfatı sözleşmeye kendi el yazısıyla yazmalıdır (TBK m.583).
Evli kişi, ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı yoksa, ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; rıza en geç sözleşme anında verilmelidir (TBK m.584). Adi kefaletin müteselsil kefalete dönüştürülmesi de eşin rızasını gerektirir.
Ticaret siciline kayıtlı işletme sahibinin veya şirket ortağı ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili verdiği kefaletlerde ve kanunda sayılan bazı kredi kefaletlerinde eşin rızası aranmaz (TBK m.584/3).
Kefil, alacaklıya ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir (TBK m.596). Kısmen ödeme yapan kefil, rehin hakkının yalnızca buna karşılık gelen kısmına halef olur.
Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ödeme yaptığı anda işlemeye başlar. Bu nedenle ödeme dekontları ve ödeme tarihleri özenle saklanmalıdır.
Gerçek kişinin verdiği her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m.598). Süre, kefilin şekle uygun yazılı açıklamasıyla ve en erken sona ermeden bir yıl önce, en çok on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.
İmzalamadan önce sözleşmede azami miktarın yazılı olduğunu ve bu miktarı kendi el yazınızla yazmanız gerektiğini bilin. Boş bırakılmış miktar alanı olan sözleşmeyi imzalamayın.
“Müteselsil” ifadesini el yazınızla yazmanız isteniyorsa, borçlu ödemediğinde doğrudan sizin takip edileceğinizi kabul ettiğinizi bilin. Mümkünse adi kefalet veya daha düşük bir azami tutar önerin.
Kefil olduğunuz tarihi kaydedin; on yıllık sürenin ne zaman dolacağını hesaplayın. Sürenin uzatılması, sizin şekle uygun yeni bir yazılı beyanınıza bağlıdır; sessiz kalmanız uzatma anlamına gelmez.
Adi kefile kural olarak borçlu takip edildikten sonra, müteselsil kefile ise borçlunun temerrüdü ve sonuçsuz ihtar sonrası doğrudan başvurulur (TBK m.585 ve m.586).
Kefil, sözleşmede el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı olarak sorumludur (TBK m.583).
Kural olarak hayır, eşin yazılı rızası gerekir; ticari işletme ve şirketle ilgili kefaletler gibi istisnalar vardır (TBK m.584).
Gerçek kişinin verdiği kefalet, sözleşmeden itibaren on yıl geçince kendiliğinden sona erer (TBK m.598).
Hayır, azami miktar, tarih ve müteselsillik kefilin el yazısıyla belirtilmezse kefalet geçerli olmaz (TBK m.583).
Kesin aciz belgesi, borçlunun iflası, konkordato mehli veya takibin Türkiye’de imkânsızlaşması hâllerinde (TBK m.585).
Evet, ödediğiniz ölçüde alacaklının haklarına halef olursunuz (TBK m.596).
Borçlu açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde değilse, ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuz kalması gerekir (TBK m.586).
Hayır, asıl borç hangi sebeple sona ererse ersin kefil de borcundan kurtulur (TBK m.598).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.
Takip kesinleştikten sonra borcun ödendiğinin veya mühlet.
Devamını oku ›MakaleÖnceden icra takibi yapmadan borçlunun iflası hangi hâllerde istenir?.
Devamını oku ›MakaleMirasçılık belgesinin noterden ve sulh hukuk mahkemesinden alınması,.
Devamını oku ›