İş ilişkisinin niteliği, kurulan iş sözleşmesinin türüne göre değişir. Sözleşme türü; fesih, tazminat ve çalışma koşulları bakımından farklı sonuçlar doğurur.
Kural, belirsiz süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli sözleşme ancak işin niteliği gibi objektif bir neden varsa yapılabilir; aksi hâlde belirsiz süreli sayılır. Bu ayrım, iş güvencesi ve kıdem-ihbar tazminatı bakımından önemlidir.
Haftalık normal çalışma süresinin tamamı kadar çalışma tam süreli, önemli ölçüde daha az çalışma ise kısmi süreli sözleşmedir. Kısmi süreli çalışanlar, tam süreli çalışanlarla eşit işleme tabidir; hakları çalışma süresiyle orantılıdır.
Çağrı üzerine çalışmada işçi, işverenin ihtiyaç duyduğu anda iş görmeyi taahhüt eder. Süre kararlaştırılmamışsa kanunî asgari süreler devreye girer ve işçi çağrılmasa dahi ücrete hak kazanabilir.
Taraflar sözleşmeye deneme süresi koyabilir. Bu süre içinde taraflar bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkına sahiptir; ancak işçinin çalıştığı günlere ait ücret ve diğer hakları saklıdır.
Sözleşme türü, feshin sonuçlarını ve tazminat haklarını belirler. İşçinin de işverenin de hak kaybı yaşamaması için sözleşmenin işin gerçek niteliğine uygun düzenlenmesi gerekir.
Hak kaybı yaşanmaması için engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu konusundaki kurallar da birlikte ele alınmalıdır.
4857 sayılı Kanun m.11 önce genel kuralı koyar: iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hâllerde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli iş sözleşmesi ise belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması yahut belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak, işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan sözleşmedir.
Tanımdan iki şart çıkar: objektif koşulun varlığı ve yazılı şekil. Objektif koşul bulunmadan yapılan bir sözleşmenin süreli olarak nitelendirilmesi mümkün değildir; tarafların iradesi tek başına yeterli olmaz.
Zincirleme sözleşmeler bakımından madde açık bir yasak getirir: belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılamaz; aksi hâlde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Buna karşılık esaslı nedene dayalı zincirleme sözleşmeler belirli süreli olma özelliğini korur. Belirsiz süreli sayılmanın başlangıçtan itibaren hüküm doğurması, kıdem ve ihbar hakları bakımından belirleyicidir.
4857 sayılı İş Kanunu m.11 uyarınca belirli süreli iş sözleşmesi; belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşulların varlığı hâlinde yapılabilir. Esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılan sözleşmeler, baştan itibaren belirsiz süreli sayılır.
Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, ayrımı haklı kılan bir neden olmadıkça tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz (İş Kanunu m.13). Bölünebilir nitelikteki ücret ve parayla ölçülebilir menfaatler, çalışma süresine orantılı olarak ödenir. Kıdem ve ihbar hakları da doğar.
İş Kanunu m.15 uyarınca deneme süresi en çok iki ay olarak kararlaştırılabilir; toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar uzatılabilir. Bu süre içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin çalıştığı günlere ait ücreti ve diğer hakları saklıdır.
4857 sayılı Kanun m.11 uyarınca belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılamaz; aksi hâlde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme sözleşmeler ise belirli süreli olma özelliğini korur.
İşçi ve işveren uyuşmazlıklarında etkili hukuki destek için bize ulaşın.