Sözleşme, tarafların esaslı noktalarda uyuşmasıyla kurulmuş sayılır. Türk Borçlar Kanunu m.2 uyarınca, taraflar sözleşmenin temel unsurlarında mutabık kaldıklarında, ikincil derecedeki detaylar üzerinde henüz konuşulmamış olsa dahi hukuki bağ kurulmuş kabul edilir. Süreç, bir tarafın önerisi ve diğer tarafın bu öneriyi uygun şekilde kabul etmesiyle tamamlanır.
Sözleşme kurma süreci, bir tarafın diğer tarafa yönelik irade beyanı olan öneri ve bu önerinin karşı tarafça onaylanması olan kabul aşamalarından oluşur. Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir sözleşmenin varlığından söz edebilmek için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin uyuşması gerekir. Bu aşamada öneri, sözleşmenin temelini oluşturan teklifi temsil ederken, kabul ise bu teklifin reddedilmeden onaylanmasıdır.
Hukuki anlamda bir sözleşmenin kurulmuş sayılması için tarafların esaslı noktalarda uyuşmuş olması yeterlidir. Kanun koyucu, tarafların sözleşmenin ikincil derecedeki noktaları üzerinde henüz durmamış olmalarını, sözleşmenin kurulmasına engel görmez. Eğer taraflar sözleşmenin ana unsurları üzerinde mutabık kalmışlarsa, sözleşme hukuken kurulmuş kabul edilir ve taraflar bu noktadan sonra hukuki yükümlülük altına girer.
Sözleşmenin kurulması aşamasında tarafların irade beyanları açık veya örtülü olabilir. İrade beyanının şekli, sözleşmenin türüne göre değişebilir ancak temel kural, tarafların uyuşmuş iradelerinin hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmasıdır. Kanun, sözleşmelerin şekline ilişkin özel hükümlerin saklı olduğunu belirterek, bazı sözleşme türlerinde geçerlilik şartı olarak belirli şekil şartlarının aranabileceğini hatırlatmaktadır.
Bir sözleşmenin hukuken geçerli hale gelmesi için tarafların esaslı noktalarda uyuşmuş olması en temel şarttır. Esaslı noktalar, sözleşmenin konusunu ve temel niteliklerini belirleyen unsurlardır. Eğer taraflar bu temel noktalarda bir anlaşmaya varmışlarsa, sözleşme kurulmuş sayılır. Bu durumda, sözleşmenin diğer detayları üzerinde henüz bir uzlaşma sağlanmamış olsa dahi taraflar birbirine karşı borç altına girmiş olurlar.
Eğer taraflar esaslı noktalarda uyuşmuş ancak ikinci derecedeki noktalarda bir anlaşmazlık yaşıyorlarsa, bu durum sözleşmenin kurulmasına engel teşkil etmez. Bu gibi durumlarda, uyuşmazlığın çözümü için hâkim devreye girer. Hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Bu mekanizma, tarafların küçük ayrıntılar yüzünden sözleşme sürecinin tamamlanamaması riskini azaltmayı amaçlar.
Önerinin geçerli bir kabul ile birleşmesi, sözleşmenin tamamlanması için gereken diğer unsurdur. Kabul, önerilen şartlara tam olarak uygun olmalıdır. Eğer kabul, öneriden farklı bir içerik taşıyorsa, bu durum yeni bir öneri niteliği taşıyabilir. Dolayısıyla, sözleşmenin kurulması için sadece bir tarafın teklifi yeterli değildir; bu teklifin karşı tarafça eksiksiz ve uygun bir biçimde onaylanması şarttır.
Sözleşme tekliflerinde sürelerin belirlenmiş olması, önerenin bağlayıcılık süresini doğrudan etkiler. Kabul için belirli bir süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren taraf, bu süre sona erene kadar önerisiyle bağlıdır. Eğer belirlenen süre içerisinde karşı taraf kabulünü iletmezse, öneren taraf artık önerisiyle bağlı kalmaz ve teklifinden vazgeçebilir. Bu durum, öneren tarafın hukuki konumunu koruma altına alır.
Hazır olanlar arasında yapılan önerilerde ise durum daha farklı işler. Eğer bir öneri, kabul için bir süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılmışsa, bu öneri hemen kabul edilmediği takdirde öneren tarafın bağlayıcılığı sona erer. Telefon veya bilgisayar gibi iletişim araçlarıyla doğrudan iletişim kurulması durumunda, taraflar hazır olanlar arasında sayılır. Bu hızlı iletişim biçimlerinde teklifin anında kabul edilmemesi, önereni bağlamaz.
Hazır olmayanlar arasındaki süreçlerde ise zamanlama kritik bir rol oynar. Süresiz bir öneri, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar önereni bağlamaya devam eder. Öneren taraf, teklifinin zamanında ulaşmış sayılacağını beyan edebilir. Bu durumda, kabul cevabının ulaşması ile önerenin teklifinden vazgeçmesi arasındaki denge, iletişimin hızıyla doğrudan ilişkilidir.
Kabulün önerene ulaşma biçimi, sözleşmenin kurulup kurulmadığını belirleyen temel sonuçlardan biridir. Hazır olmayanlar arasında yapılan bir öneride, zamanında gönderilen bir kabul önerene geç ulaşırsa ve öneren bu kabulle bağlı olmak istemiyorsa, durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır. Bu bildirimi zamanında yapmayan öneren, geç ulaşan kabulle bağlı kalma riskiyle karşılaşır.
Zamanında gönderilen ancak geç ulaşan bir kabul durumunda, öneren taraf eğer bu geç kalma nedeniyle sözleşme ile bağlı kalmak istemiyorsa, durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır. Bu bildirim, önerenin geç gelen kabulün etkisinden kurtulmasını sağlar. Aksi takdirde, taraflar arasındaki hukuki süreçte belirsizlikler yaşanabilir ve öneren tarafın hakkı korunmamış olabilir.
Sözleşmenin kurulmasıyla birlikte taraflar karşılıklı borç altına girmiş olurlar. Esaslı noktalarda uyuşma sağlandığı anda, sözleşmenin ikincil noktaları üzerinde bir uyuşmazlık olsa dahi, taraflar sözleşmenin temel hükümlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Hâkimin uyuşmazlıkları işin özelliğine göre çözeceği gerçeği, tarafların sözleşme kurma iradesini hukuken koruma altına alan bir mekanizmadır.
Sözleşme süreçlerinde en sık yapılan hatalardan biri, önerinin bağlayıcılık süresinin yanlış değerlendirilmesidir. Süreli bir teklif yapıldığında, belirlenen sürenin son anına kadar teklifin geçerli olduğunu unutmamak gerekir. Süre dolmadan yapılan bir vazgeçme beyanı, teklifin hukuki niteliğini bozabilir. Tarafların, tekliflerinde süre belirtip belirtmediklerini ve bu sürenin ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceğini netleştirmeleri büyük önem taşır.
Hazır olmayanlar arasındaki iletişimde, cevabın 'zamanında' gönderilmesi ile 'zamanında ulaşması' arasındaki farka dikkat edilmelidir. Bir yanıtın usulüne uygun ve zamanında gönderilmiş olması, önereni belirli bir süre boyunca bağlamaya devam eder. Ancak, öneren tarafın teklifinin ne zaman ulaşmış sayılacağına dair bir beyanı varsa, bu beyan hukuki süreci doğrudan etkiler. Bu noktada iletişim araçlarının hızı ve iletim biçimi göz ardı edilmemelidir.
Örtülü kabul durumlarında ise, tarafların davranışları üzerinden bir uyuşma olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. Sadece sözlü veya yazılı bir onay değil, tarafların sergilediği tutumlar da sözleşmenin kurulup kurulmadığı konusunda ipuçları verebilir. Ancak, sözleşmenin kurulmuş sayılması için esaslı noktalarda uyuşma şartı aranmaya devam eder. Bu nedenle, teklifin içeriği ile kabulün içeriği arasındaki uyum, hukuki güvenliğin temelidir.
Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde henüz konuşulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır.
Kabul için süre belirleyerek bir teklif yapan taraf, bu sürenin sona ermesine kadar teklifiyle bağlı kalır; süre içinde kabul gelmezse teklif geçerliliğini yitirir.
Telefon gibi araçlarla doğrudan iletişim kurularak yapılan teklifler, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır ve hemen kabul edilmezse öneren tarafı bağlamaz.
Zamanında gönderilen ancak geç ulaşan kabulde, öneren taraf sözleşmeyle bağlı kalmak istemiyorsa durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır.
Şirketler hukuku, ticari sözleşme ve uyuşmazlık yönetiminde hukuki destek için bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Anonim şirketlerde esas sözleşme değişikliğinin şartları, genel kurul nisapları ve imtiyazlı pay sahiplerinin onayı 6102 sayılı TTK'ya göre açıklanır.
Devamını oku ›MakalePoliçenin muhatap tarafından kabulü ile üçüncü bir kişi tarafından verilen aval taahhüdünün hukuki niteliği 6102 sayılı TTK m.691-702 hükümlerine göre.
Devamını oku ›MakaleGerçek kişinin kefaleti sözleşmeden 10 yıl sonra kendiliğinden sona erer (TBK m.598); asıl borç bitince, süre dolunca veya takip istenmezse de kefil kurtulur.
Devamını oku ›MakaleAcentelik sözleşmesi, bir tacir hesabına sürekli olarak iş yapan acentenin hak ve borçlarını düzenler; portföy tazminatı ve sona erme koşulları açıklanıyor.
Devamını oku ›MakaleAnonim şirket kuruluşu; esas sözleşme, sermaye taahhüdü, MERSİS kaydı ve ticaret siciline tescil aşamaları TTK m.329 vd. hükümleri çerçevesinde açıklanıyor.
Devamını oku ›MakaleKambiyo senetlerine özgü haciz yolu İİK m.167 vd. çerçevesinde; ödeme emri, borca ve imzaya itirazın süresi ile senedin taşıması gereken zorunlu unsurlar.
Devamını oku ›