Bir markayı, gerçek hak sahibinin önünü kesmek veya haksız çıkar sağlamak amacıyla tescil ettirmek kötü niyetli tescildir. Hukuk düzeni, bu tür tescillere karşı itiraz ve hükümsüzlük imkânı tanır.
Kötü niyet; başvuranın, markanın gerçek sahibini bilmesine rağmen onun tescilini engellemek, marka üzerinden pazarlık yapmak ya da haksız yarar elde etmek amacıyla hareket etmesinden anlaşılır. Tek başına benzerlik değil, başvurunun amacı belirleyicidir.
Kötü niyetli olduğu ileri sürülen bir başvuruya, yayım süresi içinde TÜRKPATENT nezdinde itiraz edilebilir. İtirazda, başvuranın kötü niyetini gösteren ilişki, yazışma ve önceki kullanım delilleri sunulur.
Marka tescil edilmişse, kötü niyet gerekçesiyle mahkemede hükümsüzlük davası açılabilir. Önemli bir özellik, kötü niyete dayalı hükümsüzlük talebinin belirli hak düşürücü sürelere tabi olmamasıdır.
Kötü niyet değerlendirmesinde, markayı ilk kez kullanan ve piyasada bilinir hâle getiren gerçek hak sahibinin durumu öne çıkar. Önceye dayalı kullanım, kötü niyetin güçlü göstergelerindendir.
Kötü niyet iddiası, somut belgelerle desteklenmelidir. Ticari ilişki kayıtları, e-posta yazışmaları, fatura ve tanıtım belgeleri kötü niyeti ortaya koyabilir. Sürecin hukuki destekyle yürütülmesi sonucu belirleyebilir.
SMK m. 6/9 kısa ve nettir: kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bent bağımsız bir nispi ret nedenidir; başvurunun önceki bir markayla benzer olması ya da aynı sınıfta bulunması şart değildir. Kötüniyet, başvuru anındaki iradeye bakılarak değerlendirilir.
Uygulamada kötüniyet itirazı çoğu zaman tek başına değil, diğer bentlerle birlikte ileri sürülür. En sık birlikte kullanılanlar şunlardır: karıştırılma ihtimali (m. 6/1), ticari vekil veya temsilcinin marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın kendi adına yaptığı başvuru (m. 6/2), tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret üzerinde önceden hak elde edilmiş olması (m. 6/3) ve tanınmışlık korumaları (m. 6/4 ve 6/5).
Kademeli itiraz stratejisi önemlidir: m. 6/3'e dayanmak için başvurudan veya rüçhan tarihinden önce gerçek kullanımın belgelenmesi gerekir; m. 6/2 ise taraflar arasında bir vekillik veya temsil ilişkisi bulunmasını arar. Bu iki ilişkiden biri kanıtlanabiliyorsa, kötüniyet iddiası da ispat bakımından belirgin biçimde güçlenir. Yenilenmeme hâlleri için m. 6/7 ve 6/8'deki üç ve iki yıllık özel süreler ayrıca gözetilmelidir.
Kötüniyetle yapılan marka başvuruları, itiraz üzerine reddedilir. İtirazın, başvurunun Bültende yayımından itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli biçimde TÜRKPATENT'e sunulması gerekir. Kötü niyet gerekçesi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.6'nın dokuzuncu fıkrasında, yayıma itiraz usulü ise aynı Kanunun m.18 hükmünde düzenlenmiştir.
Tescil gerçekleşmişse, kötü niyet gerekçesiyle mahkemeden markanın hükümsüzlüğü istenebilir. Hükümsüzlük hâlleri 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.25'te düzenlenmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin beş yıllık kural ise sonraki tarihli tescilin kötüniyetli olması hâlinde uygulanmaz; istisna aynı maddenin altıncı fıkrasında yer alır.
Kötü niyet, başvurunun amacını gösteren somut delillerle ortaya konur. Önceki ticari ilişki kayıtları, e-posta yazışmaları, faturalar, tanıtım belgeleri ve markanın önceye dayalı kullanımı bu kapsamda değerlendirilir. Tek başına benzerlik yeterli görülmez; markayı ilk kez kullanan gerçek hak sahibinin durumu incelemede öne çıkar.
SMK m. 6/9 bağımsız bir ret nedenidir ve tek başına ileri sürülebilir. Ancak uygulamada ispat kolaylığı için ticari vekilin başvurusu (m. 6/2), önceki kullanıma dayalı hak (m. 6/3) ve tanınmışlık (m. 6/4-5) bentleriyle birlikte ileri sürülmesi tercih edilir.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.