Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması, ürettikleri metin, görsel ve müziklerin telif hakkıyla korunup korunmadığı sorusunu gündeme getirmiştir. Türk hukukunda eser kavramı, insan yaratıcılığını merkeze alır.
FSEK, eseri “sahibinin hususiyetini taşıyan ürün” olarak tanımlar. Bu tanım, eser sahipliğini gerçek kişiye, yani insana bağlar. Tamamen otomatik üretilmiş bir çıktının, klasik anlamda eser sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
İnsanın yönlendirmesi, seçimleri ve özgün katkısıyla ortaya çıkan ürünlerde, yapay zekâ yalnızca bir araç olarak görülebilir. Bu hâlde hususiyet, yapıyı yönlendiren insandan kaynaklanır ve eser koruması gündeme gelebilir.
İnsan katkısının yok denecek kadar az olduğu, salt komutla üretilen çıktılarda eser sahipliği tartışmalıdır. Mevcut düzenlemeler yapay zekâyı hak sahibi olarak tanımadığından, bu çıktılar koruma dışında kalabilir.
Yapay zekâ modellerinin telifli eserlerle eğitilmesi, çoğaltma ve işleme hakları bakımından ihlal tartışmaları doğurur. İçerik üreticilerinin, kullandıkları araçların veri kaynaklarına dikkat etmesi gerekir.
Yapay zekâ destekli üretimde; insan katkısının belgelenmesi, kullanım koşullarının (lisansların) incelenmesi ve üçüncü kişi haklarının gözetilmesi önerilir. Ticari kullanımlarda hukuki danışmanlık alınması riskleri azaltır.
Tartışmanın kanuni zemini FSEK m.8'dir: bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Kanun eser sahipliğini bir fiile, yani meydana getirme eylemine bağlar ve bu fiili gerçekleştirebilecek özneyi bir yazılım olarak öngörmez. Bu nedenle yapay zekâ çıktılarında tartışma, çıktının kendisinden çok, o çıktının ortaya çıkmasında insanın katkısının hususiyet taşıyıp taşımadığı üzerinde yürür.
İkinci bir ihtimal işlenme kurumundan doğar. FSEK m.8'in ikinci fıkrası uyarınca bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. FSEK m.6'nın son fıkrası ise istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan işlenmelerin Kanuna göre eser sayılacağını belirtir. İnsan tarafından yapılan seçme, düzenleme ve dönüştürme işlemleri bu ölçütü karşılıyorsa, çıktının kendisi eser sayılmasa bile üzerindeki işlenme eser niteliği kazanabilir. Bu noktada Tanınmış Marka Koruması konusundaki ayrıntılar için ilgili sayfamıza bakabilirsiniz.
Sözleşme tarafında ise iki sınır hatırlanmalıdır. FSEK m.48'in üçüncü fıkrası uyarınca henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere ilişkin tasarruf muameleleri batıldır; buna karşılık m.50 ileride vücuda getirilecek eserlere ilişkin taahhütleri geçerli sayar ve taraflara ihbardan bir yıl sonra hüküm ifade etmek üzere fesih imkânı tanır. Yapay zekâ destekli üretim sözleşmelerinde hakların devri değil, üretim taahhüdü kurgusu bu nedenle daha güvenlidir. Konunun uygulamadaki karşılığı için muvafakatname ile marka tescili başlığına da bakılabilir.
Koruma, insan katkısının düzeyine bağlıdır. 5846 sayılı FSEK eseri, sahibinin hususiyetini taşıyan ürün olarak tanımladığından tamamen otomatik üretilen çıktıların eser sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. İnsanın yönlendirmesi, seçimleri ve özgün katkısıyla şekillenen ürünlerde yapay zekâ yalnızca bir araç sayılabilir ve eser koruması gündeme gelebilir. Değerlendirme somut olaya göre yapılır.
Mevcut düzenlemeler yapay zekâyı hak sahibi olarak tanımaz; eser sahipliği gerçek kişiye bağlanmıştır. Bu nedenle yapay zekâ, 5846 sayılı FSEK anlamında eser sahibi sayılmaz. Uygulamada hak sahipliği, araca yön veren ve özgün katkı sunan insan bakımından değerlendirilir; katkının belgelenmesi bu değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Risk, çıktının üçüncü kişilere ait eserlerle benzerlik taşıyıp taşımadığına ve kullanılan aracın lisans koşullarına bağlıdır. Modellerin telifli eserlerle eğitilmesi, çoğaltma ve işleme hakları bakımından tartışmalıdır. Ticari kullanımda, kullanılan aracın lisans ve kullanım koşullarının incelenmesi, üçüncü kişi haklarının gözetilmesi ve insan katkısının belgelenmesi önerilir. Bu adımlar hukuki riski azaltır.
FSEK m.6 ve m.8 uyarınca, istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar vermemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler eser sayılır. İnsanın seçme, düzenleme ve dönüştürme katkısı bu ölçütü karşılıyorsa işlenme üzerinde eser koruması gündeme gelebilir.
Telif hakkı ihlali, lisans ve tazminat süreçlerinde CMY Hukuk & Danışmanlık yanınızda.