Çalışanın iş sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan işverenin sorumluluğu, kurtulma imkânı ve rücu hakkı.
TBK m. 66/1 uyarınca adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu bir kusursuz sorumluluk hâlidir; zarar görenin adam çalıştıranın kusurunu ispat etmesi gerekmez.
Sorumluluğun doğması için üç unsur aranır: taraflar arasında bir bağımlılık (talimat verme) ilişkisi, zararın işin görülmesi sırasında verilmiş olması ve çalışanın davranışının objektif olarak hukuka aykırı olması. Çalışanın kişisel kusuru şart değildir; ancak zararın işle bağlantısız, tamamen kişisel bir davranıştan doğması hâlinde sorumluluk doğmaz.
Kanun adam çalıştırana kurtulma imkânı tanır. TBK m. 66/2 uyarınca adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bu üç özen yükümlülüğü uygulamada cura in eligendo (seçimde özen), cura in instruendo (talimatta özen) ve cura in custodiendo (gözetimde özen) olarak anılır. İspat yükü adam çalıştırandadır ve üçünün de birlikte yerine getirildiği gösterilmelidir; birinin eksikliği sorumluluğu doğurur. Uygulamada bu kanıtın kabulü oldukça zordur.
Kanun işletmeler bakımından daha ağır bir ölçüt getirir. TBK m. 66/3 uyarınca bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Burada ispat konusu bireysel çalışan değil, işletmenin organizasyonudur: iş akışı, güvenlik prosedürleri, denetim mekanizmaları, bakım ve eğitim düzeni. Bu hüküm, zararı veren çalışanın kim olduğunun belirlenemediği hâllerde de sorumluluğu ayakta tutar ve organizasyon kusuru sorumluluğu olarak işlev görür.
TBK m. 66/4 uyarınca adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. Yani rücu, çalışanın kendi kusuruyla sınırlıdır; organizasyondan veya işletme riskinden kaynaklanan kısım işverende kalır.
İş ilişkisinde ayrıca işçiyi koruyucu ilkeler devreye girer: işçinin hafif kusuruyla verdiği zararlarda rücu talebi hakkaniyetle sınırlandırılır ve işletme riski kapsamında kalan zararlar işçiye yüklenmez. Rücu talebi, iş sözleşmesinden doğan bir alacak olarak iş mahkemesinde ileri sürülür.
Aynı olay birden çok sorumluluk sebebine dayandırılabilir. Zarar gören hem çalışana karşı haksız fiil hükümlerine, hem adam çalıştırana karşı TBK m. 66'ya dayanabilir; ikisi müteselsilen sorumludur. TBK m. 60 uyarınca hâkim, zarar gören aksini istememişse, ona en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.
İşletme aynı zamanda önemli ölçüde tehlike arz ediyorsa tehlike sorumluluğu (TBK m. 71) gündeme gelir ve kurtuluş kanıtı imkânı ortadan kalkar. Yapı eserlerinden doğan zararlarda ise yapı malikinin sorumluluğu (m. 69) uygulanır.
Zararın, çalışana verilen işin yapılması sırasında verilmiş olması gerekir (TBK m. 66/1). İşle bağlantısız, tamamen kişisel bir davranıştan doğan zarardan adam çalıştıran sorumlu olmaz.
Çalışanını seçerken, talimat verirken ve gözetim-denetimde bulunurken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz (TBK m. 66/2). Üç özenin birlikte ispatı gerekir.
İşletmelerde, çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğu ispat edilmedikçe işletme faaliyetinden doğan zarardan sorumluluk devam eder (TBK m. 66/3).
Ancak çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir (TBK m. 66/4). İşletme riskinden veya organizasyondan kaynaklanan kısım işverende kalır.
Evet. Zarar gören çalışana karşı haksız fiil hükümlerine, adam çalıştırana karşı TBK m. 66'ya dayanabilir; ikisi müteselsilen sorumludur.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.