Bina ve yapı eserlerinden doğan zararlarda malikin, intifa ve oturma hakkı sahiplerinin sorumluluğu ile rücu ilişkisi.
TBK m. 69/1 uyarınca bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu da bir kusursuz sorumluluk hâlidir: malikin kusuru aranmaz, kurtuluş kanıtı imkânı tanınmaz.
Sorumluluğun doğması için iki sebepten birinin bulunması yeterlidir: yapım bozukluğu (projeye veya tekniğe aykırı imalat, hatalı malzeme) ya da bakım eksikliği (çatlak, sıva dökülmesi, korkuluk çürümesi, asansör bakımının yapılmaması). Zarar ile bu bozukluk arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
Kanun yalnızca binayı değil, diğer yapı eserlerini de kapsar. Yapı eseri, insan emeğiyle yapılmış ve toprağa doğrudan ya da dolaylı biçimde bağlanmış her türlü tesistir: istinat duvarı, köprü, yol, kanal, baraj, direk, reklam panosu, tribün, asansör, çatı ve balkon gibi bütünleyici parçalar bu kapsamdadır.
Uygulamada sık görülen olaylar: balkon veya sıva parçasının düşmesi, çatı kiremidinin uçması, asansör kazası, ıslak zeminde kayma, korkuluk kopması, istinat duvarının çökmesi. Kat mülkiyetine tabi yapılarda ortak yerlerden doğan zararlarda kat maliklerinin arsa payları oranında sorumluluğu gündeme gelir.
Birinci derecede sorumlu maliktir. TBK m. 69/2 uyarınca ayrıca intifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar. Dikkat: bu kişilerin sorumluluğu yalnızca bakım eksikliğiyle sınırlıdır; yapım bozukluğundan sorumlu değildirler.
Kiracı kural olarak bu madde kapsamında sorumlu değildir; ancak kendi kusuruyla zarara sebep olmuşsa genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilir. TBK m. 69/3 uyarınca sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır; malik, yapım bozukluğu için yüklenici ve proje müellifine rücu edebilir.
Sorumluluk yalnızca doğmuş zararla sınırlı değildir. Bir yapı eserinden zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını malikten önleyici olarak isteyebilir; talep karşılanmazsa mahkemeye başvurulabilir.
Bu imkân, özellikle çökme riski taşıyan yapılar, düşme riski olan cephe kaplamaları ve bakımsız asansörler bakımından önemlidir. Talep, zarar doğmadan ileri sürülebildiği için tazminat davasından farklı olarak zarar şartı aranmaz.
Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olabilir. Zamanaşımı genel kurala tabidir: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl (TBK m. 72).
İspat bakımından davacının göstermesi gereken, malikin kusuru değil, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin varlığı ile bunun zarara yol açtığıdır. Bu nedenle olaydan hemen sonra delil tespiti yaptırmak, fotoğraf ve bilirkişi incelemesiyle bozukluğu kayıt altına almak davanın kaderini belirler.
Bina maliki, yapımdaki bozukluk veya bakımdaki eksiklikten doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 69/1). Sorumluluk kusursuzdur; malikin kusuru aranmaz.
TBK m. 69 kapsamında kural olarak hayır. Malik ile intifa ve oturma hakkı sahipleri sorumludur. Kiracı ancak kendi kusuruyla zarara sebep olmuşsa genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olur.
Yalnızca binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludur (TBK m. 69/2). Yapım bozukluğundan sorumlu değildir.
Evet. Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır (TBK m. 69/3); yapım bozukluğunda yüklenici ve proje müellifine rücu edilebilir.
Evet. Yapı eserinden zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını malikten isteyebilir; karşılanmazsa mahkemeye başvurabilir.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.