Yargılamanın iadesi, kesinleşmiş bir hükme karşı başvurulan olağanüstü kanun yoludur. HMK m. 375, sebepleri tek tek sayar: mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi, yasaklı hâkimin karar vermesi, sahte senet, yalan tanıklık, bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanı, yalan yere yemin, hileli davranış, sonradan ele geçirilen belge, çelişkili kesin hükümler ve AİHM kararıyla ihlalin tespiti.
Usule ilişkin sebepler: mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi, davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermesi, vekil veya temsilci olmayan kişilerin huzuruyla yargılama yapılması.
Delile ilişkin sebepler: sonradan ele geçirilen belge, senedin sahteliği, yalan tanıklık, bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanı, yalan yere yemin ve hileli davranış.
Aleyhine hüküm verilen tarafın, elinde olmayan nedenlerle yargılama sırasında elde edemediği bir belgeyi karardan sonra ele geçirmesi iade sebebidir.
Belgenin yargılama sırasında elde edilememiş olmasının kusura dayanmaması aranır; ihmalle sunulmayan belge iade sebebi oluşturmaz.
Yalan tanıklık, bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanı ve yalan yere yemin sebeplerine dayanabilmek için, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması şarttır.
Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet verilememişse ceza kararı aranmaz; bu hâlde iade sebebi, iade davasında öncelikle ispatlanır.
Yargılamanın iadesi talebi, hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçeyle yapılır. Dilekçede iade sebebi ve dayanakları açıkça gösterilmelidir; sebep gösterilmeyen talep reddedilir.
İnceleme iki aşamalıdır: mahkeme önce iade sebebinin kabule değer olup olmadığını inceler, kabule değer bulursa yargılamayı yeniler ve esas hakkında yeniden hüküm kurar.
Talebin haksız olduğu anlaşılırsa mahkeme, talep edeni disiplin para cezasına mahkûm edebilir. Bu, olağanüstü yolun kötüye kullanılmasını önleyen bir güvencedir.
Kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi iade sebebidir.
Başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmesi de aynı sonucu doğurur.
Yargılamanın iadesi, ilk derece mahkemesi kararları kadar istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleşmiş kararlar için de istenebilir. Talep, esas hükmü veren mahkemeye yapılır.
Sonradan ele geçirilen belgenin, hükmün sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması aranır; sonuca etkisiz belge iade sebebi oluşturmaz.
Talep, hükmü veren mahkemeye yapılır; süre, iade sebebinin öğrenilmesine bağlı olarak işler ve her hâlde kanunda öngörülen üst sınırla sınırlıdır.
Mahkeme önce iade sebebinin varlığını inceler; kabul hâlinde yargılamayı yeniler ve yeni bir hüküm kurar.
Çelişkili kesin hükümler sebebine dayanılabilmesi için, aynı davanın tarafları arasında ve aynı konuda birbirine aykırı iki kesin hüküm bulunması gerekir.
İade talebi kabul edilip yargılama yenilendiğinde önceki hüküm ortadan kalkar; yeni verilen hüküm de olağan kanun yollarına tabidir.
Yargılamanın iadesi, kesin hükmün istikrarına istisnadır; bu nedenle sebepler sınırlı sayıdadır ve dar yorumlanır.
Talep, hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz; icranın durdurulması ayrıca istenmelidir.
Yeni delil bulunması tek başına yeterli değildir; belgenin elde edilememiş olmasının kusura dayanmaması gerekir.
Kesinleşmiş hükme karşı, kanunda sayılan sınırlı sebeplerle başvurulan olağanüstü kanun yoludur.
Sahte senet, yalan tanıklık, bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanı, yalan yemin, hile, sonradan ele geçirilen belge, çelişkili kesin hükümler ve AİHM kararı gibi sebeplerle.
Yalan tanıklık, bilirkişi beyanı ve yalan yemin için evet; delil yokluğu dışındaki sebeplerle kovuşturma yapılamamışsa ceza kararı aranmaz.
Evet; ihlalin AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespiti veya dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyonla düşme kararı iade sebebidir.
Hayır; icranın durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.