Üçüncü kişinin fiilini üstlenme, bir kimsenin başka bir üçüncü kişinin gerçekleştirmesi beklenen bir fiili veya edimi yerine getirmeyi taahhüt etmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.128 uyarınca, bu üstlenmeyi yapan taraf, söz konusu fiilin gerçekleşmemesi durumunda ortaya çıkan zararı gidermekle yükümlü kılınır. Sözleşme ile üstlenilen bu yükümlülük, taraflar arasındaki borç ilişkisini doğrudan etkileyen bir garanti niteliği taşır.
Üçüncü kişinin fiilini üstlenme, borçlar hukukunda bir tarafın, borçlu olmadığı halde bir üçüncü kişinin davranışlarından doğacak sonuçları üstlenmesidir. Bu durumda borçlu, üçüncü kişinin fiilinin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü hale gelir. Kanun bu durumu bir garanti mekanizması olarak düzenler ve tarafların iradesine bağlı bir borç türü olarak tanımlar.
Türk Borçlar Kanunu m.128 çerçevesinde bu hukuki kurum, borçlunun kendi eylemi yerine bir başkasının eylemini garanti etmesi esasına dayanır. Üstlenen kişi, üçüncü kişinin kusurlu olup olmamasından bağımsız olarak, fiilin gerçekleşmemesi halinde doğacak zararı tazmin etmek zorundadır. Bu durum, sözleşmenin tarafları arasındaki güven ilişkisini üçüncü bir kişinin eylemine bağlayan özel bir hukuki durumdur.
Bu hukuki kurumun temel amacı, alacaklının bir üçüncü kişinin fiiline olan güvenini korumaktır. Sözleşme yapıldığında alacaklı, üçüncü kişinin eylemine güvenerek bir risk alır; ancak üstlenen taraf bu riski üzerine alarak alacaklıyı koruma altına alır. Bu sayede, üçüncü kişinin fiili gerçekleşmediğinde dahi alacaklı, üstlenen tarafa karşı tazminat haklarını kullanabilir hale gelir.
Üstlenmenin kurulabilmesi için öncelikle geçerli bir sözleşme veya hukuki bir işlem olması gerekir. Üstlenen tarafın, üçüncü kişinin fiilini üstlendiğine dair iradesini açıkça veya zımnen ortaya koyması şarttır. Bu irade beyanı, üçüncü kişinin bu durumdan haberdar olup olmamasından bağımsız olarak, üstlenen ile alacaklı arasında hukuki bir bağ kurar.
İkinci önemli unsur, üstlenilen fiilin gerçekleşmemesi nedeniyle bir zararın doğmasıdır. Sadece fiilin gerçekleşmemesi yetmez, bu gerçekleşmeme hali nedeniyle alacaklının malvarlığında bir azalma veya bir eksilme meydana gelmelidir. Zararın varlığı, üstlenenin tazminat sorumluluğunun doğması için kanunen aranan en temel maddi unsurlardan biridir.
Son olarak, üstlenilen fiil ile doğacak zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmalıdır. Üstlenilen eylem ile meydana gelen zarar arasındaki bağlantı kesilmemiş olmalıdır. Eğer zarar, üstlenilen fiilden tamamen bağımsız bir nedenden kaynaklanıyorsa, üstlenen tarafın bu zarardan sorumlu tutulması hukuken mümkün görülmemektedir.
Üstlenmenin süresi, tarafların sözleşmede belirlediği zamana bağlıdır. Eğer üstlenmede belirli bir süre kararlaştırılmışsa, bu süre boyunca üstlenenin sorumluluğu devam eder. Belirlenen sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir. Sürelerin belirlenmesi, tarafların hukuki güvenliği açısından kritik bir detaydır.
Kanun, belirli bir süre için yapılan üstlenmelerde tarafların özel bir şart koymasına imkan tanır. Eğer sözleşmede kararlaştırılmışsa, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması halinde, üstlenenin sorumluluğu sona erebilir. Bu madde, üstleneni belirsiz bir süre boyunca süregelen bir risk altında kalmaktan korumayı amaçlar.
Yazılı başvuru şartı, sürenin dolmasına kadar iletilmiş olması gereken bir bildirimdir. Bu bildirim, üstlenene, üçüncü kişinin fiilini yerine getirmesi için resmi bir çağrı niteliği taşır. Eğer bu yazılı başvuru süresi içinde yapılmazsa, kanun gereği üstlenenin sorumluluğunun sona ereceğine dair bir hüküm uygulanabilir.
Üstlenmenin en temel sonucu, fiilin gerçekleşmemesi durumunda üstlenenin tazminat yükümlülüğünün doğmasıdır. Üstlenen taraf, üçüncü kişinin fiili gerçekleşmediğinde, alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, üçüncü kişinin kusurundan bağımsız olarak, doğrudan üstlenenin kendi taahhüdünden kaynaklanan bir borçtur.
Alacaklı, üçüncü kişiye karşı doğrudan bir talepte bulunmak yerine, doğrudan üstlenene yönelebilir. Üstlenen taraf, fiilin gerçekleşmemesi nedeniyle oluşan zararın tamamını kapatmak zorundadır. Bu noktada üstlenenin sorumluluğu, üçüncü kişinin fiilinin gerçekleşmemesiyle doğrudan bağlantılı olan tüm doğrudan zararları kapsamaktadır.
Zararın giderilmesi aşamasında, üstlenenin sorumluluğu sözleşme ile sınırlandırılmış olabilir. Ancak kanun, fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararın giderilmesi konusunda temel bir kural koymuştur. Alacaklı, üstlenenden edimini yerine getirmesini veya uğradığı zararı tazmin etmesini talep etme hakkına sahip olur.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, üçüncü kişinin fiilini üstlenmeyi, bir borcun kefaleti ile karıştırmaktır. Kefalette üçüncü kişinin borcundan sorumlu olunurken, üstlenmede doğrudan bir fiilin sonuçlarından sorumlu olunur. Bu ayrımı doğru yapmamak, tarafların yanlış hukuki dayanaklar üzerinden hak arayışına girmesine neden olabilir.
Bir diğer hata ise, üstlenmenin sadece üçüncü kişinin kusuruna bağlandığının varsayılmasıdır. Oysa üstlenmede, üçüncü kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, fiilin gerçekleşmemesi durumunda sorumluluk doğar. Bu nedenle, sözleşme yapılırken sorumluluğun kapsamı ve hangi durumlarda sona ereceği net bir şekilde belirlenmelidir.
Son olarak, yazılı başvuru şartının ihmal edilmesi büyük bir risk oluşturur. Eğer sözleşmede süreli bir üstlenme varsa ve üstlenene yazılı bildirim yapılması kararlaştırılmışsa, bu bildirimin zamanında yapılmaması hak kaybına yol açabilir. Tarafların, sürenin bitimine kadar olan bildirim yükümlülüklerini dikkatle takip etmeleri gerekmektedir.
Bir kişinin, başka bir üçüncü tarafın gerçekleştirmesi gereken bir eylemi yapacağını veya o eylemin sonuçlarından sorumlu olacağını taahhüt etmesidir.
Üstlenen kişi, üstlendiği fiil gerçekleşmediği takdirde, üçüncü kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Eğer sözleşmede kararlaştırılmışsa, sürenin bitimine kadar üstlenene yazılı olarak başvurulmaması durumunda üstlenenin sorumluluğu sona erebilir.
Üstlenmenin geçerliliği için üçüncü kişinin rızasına gerek yoktur; bu hukuki ilişki üstlenen ile alacaklı arasında kurulur.
Şirketler hukuku, ticari sözleşme ve uyuşmazlık yönetiminde hukuki destek için bize ulaşın.
Telefon hattımız, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ücretlendirilen 1 saatlik danışmanlık randevuları içindir (Avukatlık Kanunu m.164). Görüşmede durumunuzu birlikte değerlendirir, izlenecek yolu açıkça konuşuruz. Danışmanlık ücreti hakkında
Acentelik sözleşmesi, bir tacir hesabına sürekli olarak iş yapan acentenin hak ve borçlarını düzenler; portföy tazminatı ve sona erme koşulları açıklanıyor.
Devamını oku ›MakaleRekabet yasağı sözleşmesi, ticari ilişkide kişinin faaliyetini sınırlar; geçerlilik şartları, yer ve konu bakımından sınırlar ile aykırılığın sonuçları.
Devamını oku ›MakaleCari hesap sözleşmesinin tanımı, alacakların tek tek istenememesi, bakiye ve mutabakat, faiz ile bakiyeye itiraz ve beş yıllık zamanaşımı üzerine bilgilendirme.
Devamını oku ›MakaleFranchise (isim hakkı) sözleşmesinin hukuki niteliği, marka ve know-how kullanımı, inhisar hakkı, franchise bedeli ve rekabet yasağı üzerine bilgilendirme.
Devamını oku ›MakaleDeniz yoluyla eşya taşımasının temelini oluşturan navlun sözleşmesinin türleri ve taşıyanın yükümlülükleri 6102 sayılı TTK m.1138-1141 hükümlerine göre.
Devamını oku ›MakaleTek satıcılık ve bayilik sözleşmesi kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. Fesih, ihbar süresi ve denkleştirme istemi bakımından uygulanan hükümler bu yazıda.
Devamını oku ›