TMK m. 1027'ye göre ilgililerin yazılı rızası olmadıkça tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir; basit yazı yanlışlıklarını ise tapu idaresi yönetmelik uyarınca kendiliğinden düzeltir. Ad, soyad, baba adı veya kimlik bilgilerindeki hatalar için tapu kaydının düzeltilmesi davası açılır.
Tapu sicilindeki kayıt ile gerçek durum arasında kimlik bilgileri yönünden uyumsuzluk bulunduğunda; malikin adı, soyadı, baba adı veya doğum tarihi yanlış yazıldığında, kaydın gerçek hak sahibiyle uyumlu hâle getirilmesi için açılan davadır.
Dava, mülkiyet uyuşmazlığı içermez: amaç, kayden malik görünen kişinin gerçekte davacı olduğunun tespiti ve kaydın buna göre düzeltilmesidir. Mülkiyetin kime ait olduğu çekişmeliyse tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir.
Uygulamada bu dava; miras intikalinin yapılamaması, satış sırasında kimlik uyuşmazlığı çıkması veya eski yazım farklılıkları nedeniyle kaydın bugünkü nüfus bilgileriyle örtüşmemesi üzerine açılır.
TMK m. 1027 uyarınca ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memuru, sicildeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir; düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir.
Basit yazı yanlışlıkları için dava gerekmez: tapu müdürlüğü bunları, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik uyarınca resen düzeltir. Bu nedenle dava öncesinde tapu müdürlüğüne başvurularak idari düzeltme imkânının tüketilmesi uygun olur.
Davayı, kaydın düzeltilmesinde hukuki yararı bulunan malik veya mirasçıları açabilir. Mirasçılar, murisin tapudaki kimlik bilgilerinin nüfus kaydıyla uyumlu hâle getirilmesini, veraset ilamının uygulanabilmesi için sıklıkla talep eder.
Dava, uygulamada tapu müdürlüğünün bağlı olduğu idareye karşı yöneltilir; mahkeme, nüfus ve tapu kayıtlarını karşılaştırarak ve gerektiğinde tanık dinleyerek kaydın kime ait olduğunu belirler.
İspatın merkezinde nüfus kayıtları ile tapu kaydının dayanağı belgeler yer alır; kayıt maliki ile davacının aynı kişi olduğu, kimlik bilgilerinin zincirleme karşılaştırılmasıyla ortaya konur.
Aynı ad ve soyadı taşıyan başka kişilerin bulunması ihtimali araştırılır; mahkeme, gerektiğinde komşu taşınmaz malikleri ve köy/mahalle bilirkişileri dinleyerek kaydın davacıya ait olduğuna kanaat getirmelidir.
Nüfus müdürlüğünden, aynı kimlik bilgilerini taşıyan başka kayıt bulunup bulunmadığı sorulur; tapunun dayanak belgeleri, kadastro tutanakları ve varsa eski tapu senetleri dosyaya getirtilir. Bu araştırma eksik bırakılırsa hüküm, eksik incelemeden bozulur.
Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu, uzun yargılamayı gerektirmeyen, çekişmesiz yargı işine yakın bir dava türüdür.
Karar kesinleştiğinde tapu kaydı, mahkeme hükmü doğrultusunda düzeltilir; düzeltilen kayıt üzerinden satış, miras intikali ve diğer tasarruf işlemleri yapılabilir hâle gelir.
Düzeltme davası yalnızca kayıt hatalarını giderir; taşınmazın mülkiyeti çekişmeli hâle gelmişse, örneğin kaydın bir başkası adına yanlış oluşturulduğu ileri sürülüyorsa, doğru yol tapu iptali ve tescil davasıdır.
Yüzölçümü hataları ile sınır uyuşmazlıkları da düzeltme davasının değil, kadastro veya sınır düzeltme prosedürlerinin konusudur; yanlış dava türü seçimi, davanın usulden reddine yol açar.
Yolsuz tescile dayalı iddialarda iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunduğu da unutulmamalıdır; bu hâllerde talep tazminata dönüşebilir.
Önce tapu müdürlüğüne başvurulur; basit yazı hataları idarece resen düzeltilir. Düzeltilmezse sulh hukuk mahkemesinde tapu kaydının düzeltilmesi davası açılır.
Taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılır.
Evet; murisin tapudaki kimlik bilgilerinin nüfus kaydıyla uyumlu hâle getirilmesi için mirasçıların dava açması mümkündür ve uygulamada en sık görülen hâldir.
Hayır; kaydın düzeltilmesinde hukuki yarar devam ettiği sürece dava açılabilir.
Mülkiyet çekişmeliyse düzeltme değil, tapu iptali ve tescil davası açılmalıdır.
Tapu, imar ve kamulaştırma uyuşmazlıklarında hukuki destek için bize ulaşın.