İfade alınırken kanun dokuz hususa uyulmasını emreder: kimlik saptama, yüklenen suçun anlatılması, müdafi hakkının bildirilmesi, yakınına haber verme, susma hakkının söylenmesi ve delil toplatma isteme hakkının hatırlatılması (CMK m.147).
İfade alma usulü CMK m.147'de sıralı biçimde düzenlenmiştir. İlk iki adım kimlik ve isnattır.
Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür (CMK m.147/1-a). Kimlik bilgileri bakımından susma hakkı yoktur; bu, isnat hakkındaki susma hakkından ayrılır.
İkinci adım isnadın bildirilmesidir: kendisine yüklenen suç anlatılır (CMK m.147/1-b). Savunma hakkının kullanılabilmesi, neyle suçlandığının bilinmesine bağlı olduğundan bu bildirim savunmanın ön şartıdır.
İsnadın soyut biçimde değil, somut olarak anlatılması gerekir; yalnızca suç adının söylenmesi bu yükümlülüğü karşılamaz.
Kanun müdafi hakkını üç yönüyle düzenlemiştir: müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir (CMK m.147/1-c).
Bildirim yeterli değildir; kanun devamında zorunlu görevlendirmeyi de öngörür: müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (CMK m.147/1-c).
Bu hüküm, müdafi yardımını ekonomik duruma bağlı olmaktan çıkarır: şüpheli müdafi seçecek durumda değilse ve istiyorsa, baro görevlendirmesi yapılır.
Müdafiin ifade sırasında hazır bulunma hakkı, ifadenin hukuka uygunluğunun denetimi bakımından da güvence oluşturur.
Yakalanan kişinin dış dünyayla bağının korunması ayrı bir güvencedir: 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir (CMK m.147/1-d).
Bildirimin muhatabını yakalanan kişi seçer; kolluk kendi belirlediği bir yakına bildirimle yetinemez.
Bildirim derhâl yapılmalıdır; ifade işleminin sonuna bırakılamaz.
Bu güvence, kişinin nerede ve hangi sıfatla tutulduğunun bilinmesini sağlayarak keyfî uygulamalara karşı koruma işlevi görür.
Savunmanın iki temel imkânı da bildirim yükümlülüğü kapsamındadır.
Birincisi susma hakkıdır: yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir (CMK m.147/1-e). Susma, aleyhe delil sayılamaz ve bundan aleyhe sonuç çıkarılamaz.
İkincisi delil toplatma hakkıdır: şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır (CMK m.147/1-f).
Bu hüküm, ifadeyi yalnızca bir sorgulama değil, aynı zamanda savunma delillerinin ileri sürüldüğü bir aşama hâline getirir.
Ayrıca ifade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır (CMK m.147/1-g) ve ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır (CMK m.147/1-h).
İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır ve kanun tutanağın içeriğini beş bent hâlinde saymıştır (CMK m.147/1-i).
Bunlar: işlemin yapıldığı yer ve tarih; hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade verenin açık kimliği; yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, getirilmemişse nedenleri; tutanak içeriğinin ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı; imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
Üçüncü bent özellikle önemlidir: kanun, m.147'deki bildirimlerin yapılıp yapılmadığının tutanakta gösterilmesini zorunlu kılar. Böylece hakların bildirilip bildirilmediği sonradan denetlenebilir hâle gelir.
Tutanağın okunması ve imzalanması da şeklî bir ayrıntı değildir; içeriğin doğruluğunun teyidi anlamına gelir. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedeni yazılır.
CMK m.147'deki bildirimlerin yapılmaması, ifadenin hukuka uygunluğunu doğrudan etkiler.
Kanun bu yüzden tutanakta, işlemlerin yerine getirilip getirilmediğini, yerine getirilmemişse nedenlerini göstermeyi zorunlu kılmıştır (CMK m.147/1-i/3). Bu kayıt, denetimin dayanağıdır.
Uygulamada en sık tartışılan nokta müdafi hakkının usulüne uygun bildirilip bildirilmediğidir; tutanakta bu bildirimin ve şüphelinin beyanının açıkça yer alması beklenir.
Savunma tarafı bakımından izlenecek yol, tutanağı imzalamadan önce içeriğini okumak ve eksik veya gerçeğe aykırı bir husus varsa bunu tutanağa şerh düşürmektir. Kanun, tutanağın okunduğunun ve imzaların alındığının tutanakta gösterilmesini aramaktadır.
İmzadan çekinme hakkı da vardır; bu hâlde çekinme nedeni tutanağa yazılır (CMK m.147/1-i/5).
Yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme ve yardımından yararlanma hakkı, susma hakkı ve delil toplatma isteme hakkı bildirilir; yakınlarınızdan istediğinize yakalandığınız derhâl haber verilir (CMK m.147/1).
Evet. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanunî hakkınız olduğu size söylenir (CMK m.147/1-e).
Hayır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür (CMK m.147/1-a).
Müdafi seçecek durumda değilseniz ve müdafi yardımından faydalanmak istiyorsanız, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (CMK m.147/1-c).
Evet. Müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabileceği kanunen bildirilmesi gereken haklar arasındadır (CMK m.147/1-c).
Yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir (CMK m.147/1-d).
Evet. Şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebileceğiniz hatırlatılır ve lehinize hususları ileri sürme olanağı tanınır (CMK m.147/1-f).
İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri tutanağa yazılır (CMK m.147/1-i/5).
Kanun, sayılan işlemlerin yerine getirilip getirilmediğinin, getirilmemişse nedenlerinin tutanakta gösterilmesini zorunlu kılar (CMK m.147/1-i/3).
Usul işlemleri, süreler ve kanun yollarında destek için bize ulaşın.