Sigorta sözleşmelerinde rizikonun doğru değerlendirilebilmesi için sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması aşamasında sigortacıya doğru ve eksiksiz bilgi verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, sigorta ilişkisinin temelini oluşturan karşılıklı güvenin bir göstergesidir. Bu konudaki hükümler, gerek şirket yöneticileri ve ortakları gerekse alacaklılar ve üçüncü kişiler bakımından pratikte sıklıkla başvurulan önemli bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
TTK m.1435 uyarınca sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken ve sigortacının rizikoyu değerlendirmesi bakımından önemli olan hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, sigortacının teklif formunda yönelttiği sorulara doğru cevap verilmesini de kapsar. Bu husus, uygulamada tarafların hak ve yükümlülüklerinin netleşmesi bakımından büyük önem taşımakta olup, sözleşme ve karar metinlerinin bu çerçeveye uygun hazırlanması olası uyuşmazlıkların önüne geçer.
m.1436 hükmüne göre sigortacı sigorta ettirene cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene sorumluluk yüklenemez; meğerki sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun. Konuyla ilgili uygulamada, mahkemelerin somut olayın özelliklerini dikkate alarak değerlendirme yaptığı, bu nedenle ilgili tarafların işlemlerini kanunun aradığı şekil şartlarına tam olarak uydurması gerektiği vurgulanmaktadır.
TTK m.1439 uyarınca önemli bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse sigortacı, ihlali öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir (TTK m.1440). Riziko gerçekleştikten sonra ise kusur kast derecesindeyse ve ihlal ile riziko arasında bağlantı varsa ödeme borcu ortadan kalkar; ihmal hâlinde ihmalin derecesine göre indirim yapılır. Bu düzenleme, ilgili tarafların menfaatleri arasında hukuken öngörülen dengenin korunmasını amaçlamakta ve uygulayıcıların bu dengeyi gözeterek işlem yapmasını gerektirmektedir.
m.1438 hükmü, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen hususun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacının beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürerek sözleşmeden cayamayacağını öngörür; bunun ispat yükü sigorta ettirene aittir. Uygulamada bu kurala uyulmaması, sözleşmenin veya kararın geçersizliği ya da tarafların sorumluluğu gibi çeşitli hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, ilgili sürecin dikkatle yürütülmesi tavsiye edilir.
TTK m.1440 uyarınca caymanın sigorta ettirene bir beyanla yöneltilmesi şarttır; cayma, sigortacının ihlali öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde bildirilir. m.1441 hükmüne göre cayma hâlinde sigorta ettiren kasıtlı ise sigortacı, rizikoyu taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır. Bu nedenle, ilgili belgelerin ve karar metinlerinin kanunda aranan unsurları eksiksiz içermesi, hem şirket içi işlerliği hem de üçüncü kişilerle olan ilişkilerin sağlıklı yürümesi bakımından önem taşır.
m.1442 uyarınca cayma hakkından açıkça veya zımnen vazgeçilmişse, caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse ya da sigortacı sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı hâlde sözleşmeyi yapmışsa cayma hakkı kullanılamaz. Söz konusu düzenleme, ilgili mevzuatın genel sistematiğiyle uyumlu olup, uygulamada bu hükümlerin diğer ilgili kanun maddeleriyle birlikte yorumlanması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1439. maddesi, ihlalin rizikodan önce mi sonra mı ortaya çıktığına göre iki ayrı sonuç öngörür. Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse sigortacı, Kanunun 1440. maddesinde belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması bu sonucu değiştirmez.
Riziko gerçekleştikten sonra ise ölçüt kusurun derecesidir. Sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edilmişse ve bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikteyse, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Yani ihmal hâlinde ödeme tamamen ortadan kalkmaz, orantılı biçimde azalır.
Kusur kast derecesindeyse iki ihtimal ayrılır. Beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar. Bağlantı yoksa sigortacı, ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder. Hangi hususun önemli sayılacağı ise 1435. maddeye göre belirlenir: sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteki hususlar önemlidir ve sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
Beyan yükümlülüğü, sigorta sözleşmesini yapan sigorta ettirene aittir ve sözleşmenin kurulması aşamasında yerine getirilmesi gerekir.
Sigortacı ihlali öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Riziko gerçekleşmişse, ihlal ile riziko arasında bağlantı varsa ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa ödenen primle ödenmesi gereken prim oranında ödeme yapılır (TTK m.1439, 1440).
Hayır, cayma hakkı öğrenme tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde kullanılmalıdır; aksi halde bu hak düşebilir.
Ödeme tamamen ortadan kalkmaz. Türk Ticaret Kanunu'nun 1439. maddesinin ikinci fıkrasına göre riziko gerçekleştikten sonra sigorta ettirenin ihmaliyle beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği anlaşılırsa ve ihlal tazminatın miktarına ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikteyse, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Ödeme borcunun tümüyle ortadan kalkması, kusurun kast derecesinde olduğu ve ihlalle riziko arasında bağlantı bulunduğu hâle özgüdür.
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari alacaklardan doğan uyuşmazlıklarda CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
Ticaret Sicili ve Tescilin Hukuki Etkileri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Esas Sözleşme Değişikliği hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Sermaye Azaltımı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Murahhas Aza ve Yetki Devri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›