Kanunda öngörülen bazı suç tiplerinde, kamu davası açılmadan önce şüphelinin belirli bir miktar parayı ödemesi karşılığında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini sağlayan önödeme kurumu, ceza yargılama sürecini kısaltan önemli bir mekanizmadır. Bu kurum, hem yargı yükünü azaltmayı hem de sanığı uzun bir yargılama sürecinden korumayı amaçlar. Bu kurum, hem yargı sisteminin iş yükünü azaltmayı hem de küçük çaplı suçlarda hızlı çözüm sağlamayı hedefler.
TCK m.75 kapsamında önödeme, yalnızca kanunda özel olarak sayılan ve sadece adli para cezasını gerektiren ya da üst sınırı belirli bir süreyi aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanabilir ve bu kapsam her suçta otomatik olarak geçerli değildir. Önödeme kapsamına giren suç listesi zaman içinde değişebildiğinden, güncel mevzuatın kontrol edilmesi büyük önem taşır. Bu kurum, hem yargı sisteminin iş yükünü azaltmayı hem de sanığı uzun bir süreçten korumayı amaçlar.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında şüphelinin bu kurumdan yararlanabileceğini tespit ederse, kanunda belirtilen şekilde belirli bir miktarın ödenmesini teklif eder ve bu teklif şüphelinin kabulüne bağlı olarak işlerlik kazanır. Önödeme miktarı, kanunda öngörülen alt ve üst sınırlar arasında somut olayın koşullarına göre belirlenir.
Şüphelinin teklif edilen miktarı süresi içinde ödemesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, bu karar kesinleştiğinde aynı fiil nedeniyle yeniden kamu davası açılamaz ve bu durum şüphe için önemli bir hukuki güvence sağlar. Bu sayede şüpheli, uzun bir yargılama sürecine maruz kalmadan hukuki belirsizlikten kurtulmuş olur.
Şüphelinin belirlenen süreden önce ödeme yapmaması durumunda ise önödeme hükümlerinden yararlanma hakkı ortadan kalkar ve soruşturma normal seyrinde devam eder, bu durumda gerekirse kamu davası açılarak yargılama sürdürülür. Ödemenin taksitler halinde yapılmasına imkan tanıyan düzenlemeler de uygulamada yer alabilir.
Önödeme, esas olarak sanık ile devlet arasındaki bir mekanizma iken, uzlaştırma mağdur ile şüphelinin doğrudan uzlaşmasına dayanır, bu iki kurum farklı suç tiplerinde ve farklı usullerle uygulanır ve birbirinin yerine geçemez.
Bir suç hem önödeme hem uzlaştırma kapsamında olabilecek şekilde düzenlenmemiştir, kanun her suç tipi için hangi kurumun uygulanacağını açıkça belirler, bu nedenle doğru kurumun tespiti önemlidir ve soruşturma aşamasında bu tespit savcılık tarafından yapılır.
Yalnızca kanunda sayılan ve sadece adli para cezasını veya belirli üst sınırı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanır. Bu kapsam, kanunda açıkça sayılan suç tipleriyle sınırlıdır.
Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden mahkumiyet hükmü bulunmaz, bu durum adli sicile mahkumiyet olarak işlenmez. Önödeme, sanığın suçu kabul ettiği anlamına gelmez, sadece yargılama sürecini kısaltan bir tercihtir.
Önödeme hakkı ortadan kalkar ve soruşturma normal usulde devam ederek gerekirse kamu davası açılır. Bu durumda şüpheli, önödeme hakkından bir daha yararlanamaz.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkin savunma ve müdafilik hizmetiyle haklarınızı koruyoruz. Vakit kaybetmeden bize ulaşın.
Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİhmali Davranışla Kasten Öldürme Suçu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİntihara Yönlendirme Suçu ve Ceza Sorumluluğu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEziyet Suçu Nedir ve Nasıl Cezalandırılır hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyrımcılık ve Nefret Suçu TCK m.122 hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleHaberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›