Kasten öldürme suçu yalnızca aktif bir hareketle değil, belirli bir yükümlülüğü yerine getirmeme yani ihmali davranışla da işlenebilir ve bu durum Türk Ceza Kanununda özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme, hukuk sisteminde belirli kişilere yüklenen koruma ve gözetim görevinin ihmal edilmesi halinde de en ağır sonucun doğabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Yargıtay uygulamasında bu ayrımın doğru yapılması, hem sanığın hukuki durumunun hem de yargılamanın adil sonuçlanmasının temel güvencesidir.
İhmali davranışla kasten öldürme, failin bir sonucun önlenmesine ilişkin özel yükümlülük altında bulunmasına rağmen bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek mağdurun ölümüne neden olmasıdır. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya öncedenki tehlikeli davranıştan doğabilir, buna öğretide garantörlük denir ve failin sorumluluğunun temelini oluşturur.
Örnek olarak bir çocuğun bakımını üstlenen kişinin çocuğu bilerek beslememesi veya bir doktorun hastasına bilerek müdahale etmemesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Failin ihmali ile sonuç arasında nedensellik bağının kurulması gerekir, aksi halde ihmal ile ölüm arasında hukuki bir bağ kurulamayacağından sorumluluk doğmaz.
TCK m.83 uyarınca ihmali davranışla kasten öldürme suçunda cezanın belirlenmesinde failin yükümlülüğünün kaynağı, ihmalin ağırlığı ve sonucu önleme imkanının bulunup bulunmadığı dikkate alınır. Mahkeme, aktif hareketle işlenen öldürmeye göre cezada indirim yapabilir, ancak bu indirim otomatik değildir ve somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
İhmalin taksirle mi yoksa kasten mi gerçekleştiği ayırımı büyük önem taşır, çünkü taksirli ihmal farklı bir suç tipini oluşturur. Bu ayrım genellikle failin ölüm sonucunu bilerek ve isteyerek mi yoksa öngöremeyerek mi hareket ettiğine bakılarak yapılır, bu nedenle failin iç dünyasına ilişkin deliller büyük önem taşır. Failin olay öncesindeki tutumu, sonucu önleyebilecek imkanlara sahip olup olmadığı ve müdahale etmeme sebebi bu ayrımın yapılmasında mahkemece özenle değerlendirilir.
Bu tür davalarda failin garantörlük sıfatının ispatı, tanık beyanları, olay yeri incelemesi ve adli tıp raporları ile desteklenir. Failin yükümlülüğü bilerek ihmal ettiği, dosyadaki somut delillerle ortaya konmalıdır, aksi takdirde mahkeme şüphe halinde beraat kararına yönelebilir.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bu davalarda savunma stratejisi, ihmalin kasıt veya taksir boyutunda olup olmadığına odaklanır, çünkü bu ayrım uygulanacak ceza miktarını doğrudan etkiler. Bu nedenle sanık savunmasının dosyadaki tüm delillerle birlikte titizlikle hazırlanması büyük önem taşır.
Kanundan, sözleşmeden veya kişinin kendi önceki tehlikeli davranışından kaynaklanan özel bir koruma ve gözetim yükümlülüğü ile doğar, bu yükümlülük somut olayda ayrıca araştırılır.
İhmalde fail sonucu bilerek ve isteyerek engellemez, taksirde ise sonucu öngöremez veya öngördüğü halde istemez, bu ayrım uygulanacak suç tipini ve ceza miktarını doğrudan değiştirir. Bu nedenle dosyada yer alan tüm yazılı ve sözlü deliller birlikte değerlendirilerek karar verilir.
Kasten öldürme suçuna ilişkin olduğu için ağır cezayı gerektiren suçlara bakmakla görevli Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama yapılır ve dosya kapsamında geniş bir delil incelemesi gerçekleştirilir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkin savunma ve müdafilik hizmetiyle haklarınızı koruyoruz. Vakit kaybetmeden bize ulaşın.
Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİntihara Yönlendirme Suçu ve Ceza Sorumluluğu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEziyet Suçu Nedir ve Nasıl Cezalandırılır hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyrımcılık ve Nefret Suçu TCK m.122 hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleHaberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleÖzel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Görüntü Kaydı Suçu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›