Tıbbi hata iddiası, çözümü tıp bilgisi gerektiren bir uyuşmazlıktır; HMK m. 266 uyarınca mahkeme, özel veya teknik bilgi gerektiren bu hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Malpraktis dosyalarında rapor; üniversitelerin ilgili anabilim dallarından, Adli Tıp Kurumundan veya uzman heyetlerden alınır ve davanın kaderini büyük ölçüde belirler.
Hâkim, tıbbi standartların ne olduğunu ve somut uygulamanın bu standartlardan sapıp sapmadığını kendi bilgisiyle çözemez; HMK m. 266, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiye başvurulmasını öngörür.
Genel bilgi veya hukuki değerlendirmeyle çözülebilecek hususlarda ise bilirkişiye gidilemez; kusurun hukuki nitelendirmesi hâkime aittir, bilirkişi yalnız teknik olguyu ortaya koyar.
Rapor alınmadan, soyut değerlendirmeyle kurulan hükümler kanun yolunda bozulur.
İnceleme, yalnız hekimin değil; hastane organizasyonunun ve süreç yönetiminin kusurunu da kapsayacak şekilde kurgulanmalıdır.
Malpraktis dosyalarında raporlar; ilgili uzmanlık alanındaki öğretim üyelerinden, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarından ve gerektiğinde farklı disiplinlerden oluşan heyetlerden alınır.
Heyetin, uyuşmazlık konusu işlemi fiilen uygulayan uzmanlık dalından üye içermesi aranır; alan dışı raporlar itiraza açıktır.
Kök neden analizi gerektiren organizasyon kusuru iddialarında, sağlık yönetimi uzmanının heyete katılması isabetli olur.
Tarafların, heyet oluşumuna ilişkin itiraz hakkı vardır; alan dışı üye görevlendirilmesi raporun güvenilirliğini zedeler.
Sağlıklı bir rapor; hastanın klinik seyrini kayıtlar üzerinden kronolojik olarak ortaya koymalı, uygulanan işlemin dönemin tıbbi standartlarına uygunluğunu tartışmalı, komplikasyon-malpraktis ayrımını gerekçelendirmeli ve illiyet bağını değerlendirmelidir.
Aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığı ve komplikasyon yönetiminin özenli yürütülüp yürütülmediği de raporun zorunlu inceleme başlıklarıdır.
Heyet, sorulara ayrı ayrı ve gerekçeli cevap vermelidir; soruların atlanması ek rapor sebebidir.
Kayıp veya eksik kayıtların varlığı raporda açıkça belirtilmeli; eksikliğin hangi tarafın alanında doğduğu tespit edilmelidir.
Taraflar, rapora karşı itirazlarını ve ek soru taleplerini süresinde sunabilir; mahkeme, ek rapor isteyebilir veya yeni bir heyetten rapor alabilir.
Raporlar arasında çelişki doğarsa giderilmeden hüküm kurulamaz; çelişki, daha geniş ve alanında yetkin bir kuruldan alınacak raporla çözülür.
İtirazda; raporun dayandığı kayıtların eksikliği, literatüre aykırılık ve gerekçesizlik somut başlıklar hâlinde gösterilmelidir.
Ek raporla giderilemeyen tereddütlerde duruşmada sözlü açıklama da istenebilir.
Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz; ancak teknik tespitlerden ayrılan hükmün gerekçesi güçlü olmalıdır. Uygulamada gerekçeli ve denetime elverişli rapor, hükmün temelini oluşturur.
Gerekçesiz, soyut ve kayıtlarla örtüşmeyen raporlar denetime elverişsizdir; bu nitelikteki rapora dayanan hüküm, kanun yolunda bozma sebebidir.
Raporun tebliğinden itibaren itiraz süresi kaçırılmamalıdır; süresiz bırakılan itiraz, raporun kesinleşmesi sonucunu doğurur.
Ceza soruşturmasındaki raporlar hukuk davasında da tartışılır; ancak hukuk hâkimi, kusur değerlendirmesini bağımsız yapar.
Rapor gelmeden dosya hazırlanmalıdır: eksik tıbbi kayıt bilirkişiye gitmeden tamamlatılmalı, kronoloji tablosu ve sorulacak teknik sorular önceden hazırlanmalıdır.
İtiraz dilekçesi teknik dille yazılmalı; literatür ve kılavuzlara atıf yapan uzman mütalaası (özel bilirkişi görüşü) ile desteklenmelidir.
Uzman mütalaası, taraflarca sunulabilen meşru bir delildir; mahkeme, mütalaayla resmi rapor arasındaki çelişkiyi de gidermek zorundadır.
Evet; kusurun tespiti tıp bilgisi gerektirdiğinden HMK m. 266 uyarınca bilirkişi incelemesi yapılır.
Bağlamaz; ancak teknik tespitlerden ayrılan hükmün güçlü gerekçesi olmalıdır. Uygulamada rapor belirleyicidir.
Süresinde itiraz ve ek soru dilekçesi verilir; ek rapor veya yeni heyet raporu istenir. Uzman mütalaası sunulabilir.
Çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz; daha yetkin ve geniş bir kuruldan yeni rapor alınır.
Tarafın kendi seçtiği uzmandan aldığı bilimsel görüştür; delil olarak sunulabilir ve resmi raporla çelişirse mahkemece tartışılması gerekir.
Malpraktis, hasta hakları ve tazminat süreçlerinde destek için bize ulaşın.